Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Taksim Gezi Parkı olaylarının bir başka boyutu

Pek değerli yazar; yorumuma verdiğiniz cevapla, hükümetin düştüğü yanılgıya sizin de kapıldığınızı çok net görüyorum. Bu mesele sandıkta cozulebilecek bir sorun değildir. Bu sorun bir anlayış kavrayış sorunudur! Bu hükümet gelecek seçimlerde oy kaybetmez, zira kaybetmeye de tahammülü yoktur! Sandiktan nasil bir yüzdeyle çıkarsanız ciksin, asıl mesele ülkenin ve tüm halkın selametini gözeten bir yönetim olma zorunluluğunuzdur! Fakat olan olaylar incelendiğinde soz konusu hukumetin kimseyi umursamayan tavrının kazanacağı bir sonraki zafer ile daha bir pervasizlasacigin sinyallerini açıkça ortaya koymaktadır! Sandıktan farkla çıkmak size istediğiniz herşeyi yapma konusunda bir meşruiyet tanımaz! Şayet bu ülke bir hukuk devleti ise, her kurum ve görevli kendi işinin peşine düşsün! Ülkenin herhangi bir şehrine yapılacak replika binalar başbakanın ajandasinda bulunmayacagi gibi, konu o şehrin belediye baskaninin, valisinin, şehircilik ilçe müdürlüğünün görev kapsami ve sorumluluğundadır.

11 Haziran 2013 02:06
Taksim Gezi Parkı olaylarının bir başka boyutu

Beyefendiciğim siz hiç Taksim Gezi Parkı'na gittiniz mi bu gösteriler esnasında? Mahiyeti konusunda gerçekten bilginiz var mı ki bu yazıyı kaleme aldınız? Ben Cuma gününden beri orada bulunuyorum, kimden bahsediyorsunuz bilmiyorum ama o meydanlara çıkan insanların arkasında bir tane parti, bir tane siyasi örgüt yahut sivil toplum örgütü bulunmuyor. Bizler çadırların yandığının, cocukların coplandığının haberini bizzat telefonlarımızdan aldık. Mesajı çekenler ise yine bizzat bizim arkadaşlarımızdı. Her gün iş yerimizden çıkıp doğru parkta alıyoruz soluğu ve bunu kendi hayatımızı ve geleceğimizi tehdit altında hissettiğimiz için yapıyoruz. Lütfen elinizde sağlıklı bilgi olmadan birşeyler yazıp insanların kafasını karıştırmayın zira medya zaten olayları gizlemeye çalışıyor. Türkiye tarihinde bir ilktir bu! Halk kendi kendine karar verip, aynılaştırmanın ve toplum mühendisliğinin önüne geçmek için ayaklandı ve Anayasal Gösteri Yapma Hakkını kullandı ama malesef polis zulmü ile karşilandi.

05 Haziran 2013 12:24
Kele-montaj*

Wooaaav Ivana sert :)

05 Nisan 2013 11:12
Giderek yasallaşan metresler

Para;artik gunumuzde aslinda maddi hicbir degeri olmayan fakat yuklenilen pahasindan oturu neredeyse hayata ve insana dair herseyi satin alabilen 'meta vekili'...meta bile degil yani! Kulun kulla kullugunu mumkun kilan bu icat bazilari icin o kadar cok seyi kolaylastirdi ki buna; karilarini, onlarin yasamini ve dahi bu kadinlarin ailelerini satin alma, onlari, sagladigi sonsuz imkanlar karisisinda onursuz bir yasami surdurmeye ve sessiz kalmaya ve ailelerinin dillerini sani ile susturmaya kadar ilerletti bu serefsizligi...kizlari yoklugunda ser sefil olmasin diye konusmanktan bile cekinen ana babalar, kizlarinin bir kole, degersiz bir et parcasi olarak yasamalarina ses cikartmaz oldular! Sonuc? sonuc yok Seyran Hanim; insan denen hayvan bir secim yapacak! Ya insan olup kole gibi yasamayi sececek, yada az da olsa onuruyla yasama sansini herzaman elde edebildigi ozu olan hayvani icgudulerini dinleyip, kendi ayaklari ustunde durup, azami ihtiyaclarini karsilayip onurlu yasayacak. Saygilar

06 Aralık 2012 09:33
Okula Üniformayla gelmek demek !!

Sayin yazar, oncelikle paylasiminiza cani gonulden katildigimi bilmenizi isterim ve cabanizdan oturu tebrik ederim. Sosyal adaletsizligin ucurumdan, siradaglar boyutuna eristigi ulkemizde 'servet dusmanliginin' ilkogretim okulu ogrenciliginden itibaren gelismesine sebebiyet verecek ve asil amaci cok daha baska olan cirkin bir uygulamadir bu. Sevgi Yazilari rumuzlu kisiye de hatirlatmakta fayda var: bu yas grubundaki cocuklarin henuz kimlikleri ve olaylari etik acidan irdeleme yetileri gelismedigi icin, sinif arkadaslarinin fiziki ozellikleri yahut eksiklikleri hakkinda bile acimasiz ve yaraliyici ifadeler kullandiklari bu yas araliginda, bu uygulamanin nelere sebep olabilecegini hic dusundunuz mu? Okul ici siddetten oturu intihari dahi dusunen yahut arkadaslarini, hatta ogretmenlerini bicaklayan, yaralayan hatta yakan cocuklarin egitim gordugu kurumlardan bahsediyoruz. Bireyselligin gorsellikle degil, bilgi ve gorguyle on plana cikarilmasi geren yerdir okul, dersler de defile degil!

30 Kasım 2012 16:10
"Dindar" bir nesil mi? Yoksa "kindar" bir nesil mi?

Değerli yazar; burada yaşanan temel sıkıntı aslında, bizlerin toplum olarak kendi değer yargılarımıza sahip çıkmamamızdan kaynaklanıyor. Benim aklıma hep şu soru gelmiştir, ülkücüler milliyetçi de ben değil miyim? CHP'yi tutanlar cumhuriyetçi de ben değil miyim? Yahut mevcut hükumet yandaşları müslüman de ben değil miyim? Bir soru daha size: bir insan hem sosyalist olup, hem dini bütün bir insan olamaz mı? Yahut cumhuriyetçi olup misal hacca gidemez mi? Bunlar bizim değer yargılarımız inancımız ama nedense hep bir kısmını birilerine emanet edip, hepsini tek bir düşünce ve yaşam biçimi altında toplayan görüşe uzak durmuşuz! Ne hazin...bu ülkede Kura-ı Kerimi orjinal dilinde okuyabilen nufusun yalnızca %4 olduğunu biliyor muydunuz misal Türkçe okuyan %10 bile değil :) Siz gerçeğini öğretmezseniz, sonunda öyle söylediğini iddia edenlerin eteğini öpüp, karınızı kıznızı Bursa da olduğu gibi tarikat liderlerine öpsün diye gönderirsiniz! Kabahati kandıranda değil, kananda arayın. Saygılar

06 Şubat 2012 11:43
"Gel, beni al!" kadınları

Seyran Hanımcığım yine en ince yerinden dokundurmuşsunuz tam sevdiğim(?) kadın tippine (hemde 2 "P"li) :) Nezahat Hanıma da gelsin bu yorum, kaprisli kadınları malesef hemcislerim çok seviyor beğeniyorlar ama ne zaman biliyor musunuz? özellikle ilişkinin ilk serpilmeye başladığı dönemde...bu karşılıklı bir alışveriş aslında, erkek kadına kendini kanıtlamak, yaranmak ne derseniz artık bir fırsat kolluyor, kadının bu talepkar tavrı ise ona başta bu fırsatı sunuyor :) Problem ilişki ilerlemeye başladıktan sonra göze batar hala geliyor :) Erkekler geç fark ediyorlar neyle uğraştıklarını malesef çünkü akılları o sırada başka yerde oluyor :) Seyran hanımcığım bizim kimse sevmeyecek yakında siz hanımlara ben de beylere laf çarpa çarpa :) hemcinslerimiz bizi topa tutacaklar...elinize sağlık süpper bir tespitler zinciri olmuş yine :D

11 Kasım 2011 16:43
Bakımlı domestik

içerikteki diğer kadınlarla ilgili yorum yaparsam çok fena olur :D kendimi kaybederim diye düşünüyorum :D ellerinize sağlık pek de güzel demişsiniz yine...kendi karnını doyurmaktan aciz bir INSAN, bırakın kadını, kendi çocuğunu nasıl doyurur? onun da cevabını vereyim hemen kendisinin yaptığı gibi yok prebiotik der, yok vitamin der, yiyecek katkısı der çocuğa kimyasal yuvası hazır mamaları dayar...hazini bunu yaparken bir de çok madah bir iş yapıyormuş gibi, çocuğunu kendi doyuranı da modern modern aşağılar...Allahııım bana geliyorlar yine...elinize sağlık tekrardan :D

27 Temmuz 2011 11:05
Hangi dış mihrak?

Aslında bizim şunu konuşuyor olmamız gerekir. Neden Türkiye Cumhuriyetinin gençleri sanki bir sömürge ülkesindeymişiz gibi ilköğretimde, lisede, üniversitede yabancı dilde eğitim görmekte? Bağımsız bir devlette kabul edilcebilecek bir husus değildir bu. Ana dilde eğitim bu ülkede bir sorundur evet haklısınız ama ana dilde eğitimi tartışacaksak şayet ilk olarak Türkiyede Türkçe eğitimin bir an önce tüm okullarda yerleşmesini konuşmalıyız. Konuyu nasıl saptırdıklarının farkında mısınız? Kendi aramızda tartışırken bile konu buraya geliyor, çok rahat bana e o zaman yabancı dilde eğitim veren okullara ne diyeceksiniz diyebilirsiniz, haklısınız onlarda yasaklanmalı zaten. Bu ülkenin bir resmi dili var o halde neden farklı dilde okumak zorunda kalıyor ki insanlar? Biz daha bu konuyu çözememişken dayatılmaya kalkılan kumpasa bakın hele, trajik...üstelik buna alkış tutan kesim de var. Nobeli bu sayede alanların ahlak seviyesine inmemeli bu ülkenin insanı. Saygılarımla

11 Mart 2011 14:44
Hangi dış mihrak?

Ülkenin en çok kazanan iş adamları, sanatçıları, milletvekilleri, bakanları devlet adamları listesine alıcı gözüyle bakacak olursanız bu ülkede bahsi geçen kişilere hiç bir ayrımcılık yapılmadığını, onlara farklı muamele edilmediğini açıkca göreceksiniz. Çok basit bir soru neden kendi iş adamları bu insanların bulunduğu yerlere yatırım yapmıyorlar? Neden kendi insanlarını kalkındırmıyorlar? Bir soru da kendi memleketimden ben Ege'liyim, Ege köylüsü bir aileden geliyorum, atalarımın bir kısmı Kafkaslardan, diğer kısmı ise Buharara ordan Selanik daha sonra Anadolu göçmüş Türk aileler ve fakat bütün akrabalarımın açlıktan nefesi kokuyor çünkü devlet baba zeytin yetiştiren sülalemin yağını üç kuruştan alıp onları sefil ediyor. yöremden çıkan hiç zengin Türk yok anlamadıkları bir şey var biz yoksunluk da dahil her konuda eşitiz.zaten kendi dillerini konuşuyorlar...ama resmi dil dışında eğitim kabul edilebilecek bir konu değil hiç bir ülkede! Buna yabancı dilede eğitim veren okullarda dahil!

11 Mart 2011 14:34
Toplam blog
: 58
Toplam yorum
: 229
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 774
Kayıt tarihi
: 14.01.08
 
 

1978'de dünyaya gelmişim şirin bir anne babanın ilk erkek evladı olarak. Istanbul'a göçmüşüz sonra k..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster
 
 
 
 
 
     
     
     
    www.birruyagordum.com