Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Okuyoruz!

Seviyorum yazılarınızı, evet...Kitap okumak, özel meraklarımın arasında en ön yerlerde yer almaktadır...Yorumlarla birlikte bir film hatırladım. Güzeldi...Issız adayı anlatan en güzel film, bana göre. YENİ HAYAT, Tom Hanks'e hayran kalmıştım ve tabii bir toptan yaratmış olduğu Wilson karakterine de. İzlediğinizi düşündüm filmi, fakat izlemediyseniz şayet, tavsiye ederim...Hoşça kalınız.

04 Kasım 2010 12:38
Siyah beyaz anılar

...hoşuma gitti bu isim...Benim yazımın değerini, anlayan birisinin profiline bakmadan yapamazdım...Merak işte, kahrolası merakım. "Al gülüm, ver gülüm" yorum oyununa, hiç ama hiç dahil olmadım iki yıldır, üye olduğum bu portalda. Satırlarınızdan etkilendim fakat...güzeldi ve keyifle okudum, hüzünlendim bu yağmurlu bayram gününde.Bunu duymaya hak ettiniz. Cumhuriyet Bayramınız kutlu olsun! Dostça selamlarımla...

29 Ekim 2010 10:56
Balık kovasının gizemi

Okumaktan keyif alıyorum. Dinleniyorum...İş yerimde bir mola...Yormadan...Kendinizi övmeden...Olduğu gibi...hayatı satırlarınızdan okuyorum. Balık hiç tutmadım hayatımda...Ama hep istemişimdir. Şöyle bir oltayı atayım...biraz sonra, balık takılsın...Çığlıklar atardım herhâlde, yaşıma ve insanlara aldırmadan...Sonra balığı tekrar denize gönderir miydim? Bilmiyorum...Yaşamamdan bilmiyorum...

21 Ekim 2010 15:21
Ankara'da sonbahar...

...ilk kez bir sonbahar gününde tanıdım. Çok çok güzeldi...Ekim 1989...Yeni nüfus cüzdanlarımızı almaya gitmiştik, maaile. O kadar çok beğenmiştim Ankara'yı...Çok asri, çok ciddi ve modern bir kent görmüştüm, farklı ışığı olan,başkentimiz olmaya layık bir kent. Ben şahsen, Ankara'dan başka bir şehir, başkentimiz olarak, düşünemiyorum...Anıtkabiri ziyaret etmiştik elbette ki o sonbahar gününde...Hayalini bile kurmak hayaldi oysa...Rüyadan uyanırım diye korkmuştum...Bazı hayaller gerçek olabiliyor...Beni yıllarca, yılarca geri götürdü hüzünlü satırlarınız... Çok duygulandım... Kısacık, hüzünlü yine de umut dolu bir günce...Neden korkulur hayatta? Çok güzel bir şarkı değil mi ? Saygılarımla, hoşça kalınız.

14 Ekim 2010 17:47
Yazı uğraşında mastürbasyonun önemi (24 yaşından küçükler okumasın lütfen.)

... yorum bile yazamıyoruz burada, sınırlar var : ))) Size çok kızıyorum, biliyorsunuz, fakat yazılarınızı okumayı seviyorum. Neden? çünkü, bana göre, özgünler...Özgün yazamayanlar, yazmasın mı? Yazsınlar efendim...Okumak serbest.Hem herkes özgün yazabilseydi, özgün kavramı olamazdı ki! İnsanlar yazmaya ihtiyaç duyarlar, mesele illa birini taklit etmek değildir ...Yazabildikleri kadar yazıyorlar ve ben onlara saygı duyuyorum, okumuyorum ayrı : ))) kendi yazdıklarımı okuyorum ama...O apayrı... Yazar ne yazarsa yazsın, nasıl yazarsa yazsın, kendini anlatır...Ben de buna inanıyorum:)) Hem yazıların, özgün olduklarını anlayabilmek de bir kabiliyettir.İşte bu kabiliyeti kendime görebiliyorum :))) Hoşça kalın.

13 Ekim 2010 12:55
Yazı uğraşında mastürbasyonun önemi (24 yaşından küçükler okumasın lütfen.)

istisnasız, edebiyat öğretmenim geliyor aklıma ve verdiği bir örnek: "Sana uzun mektup yazıyorum, çünkü kısa mektup yazmaya zamanım yok."Kısa ve öz yazabilmek gerçekten beceri gerektiriyor.Uzatılan lokumlara, öğretmenimiz çok kızıyordu . Dile, konuya hakimiyet olmayınca...Bunları bildiğim hâlde, kısa ve öz yazamıyorum. Neden ? Yetenek meselesi... Bukowski'yi hatırladım, satırlarınızı okurken.Özgün yazbilmek..."nerdeyse herkes yazar olmak istiyordu. kimse dişçi veya otomobil tamircisi olabileceğinden emin değildir ama herkes yazar olabileceğinden emindir. sınıftaki elli kişiden belki de on beşi yazar olduklarını düşünüyorlardı. herkes konuşabiliyor, sözleri kağıda yazmayı biliyordu, demek ki herkes yazar olabilirdi. ama allaha şükür insanların çoğu yazar değildir; hatta taksi şoförü bile olamazlar ve bazıları -birçoğu- maalesef hiçbir şey değildirler." Devamı var...

13 Ekim 2010 12:50
Kaptanın seyir defteri

Henüz gerçekleştiremediğim hayallerinden birisi- mavi yolculuk. Günü birlik çok gezdim, ama ben aynen sizin gibi bir hafta denizde yaşamak istiyorum. Umuyorum bu hayalim de gerçek olur bir gün...O kadar güzel anlatmışsınız ki âdeta mavinin her tonu, hayalimde canlandı... Kitaplar gelince, tıpkı Sayın Mudo gibi çok etkilendim,davranışınızdan.Henüz yorumları okumadan, ben bulsaydım kitaplarınızdan birisini, mutlaka iletişim kurardım diye geçirdim içimden. O kitaplardan birini bulmayı bile hayal ettim...Ben kıyamıyorum, kitaplarımı kimseye vermeye... Bulgaristan'da muazzam bir kitaplığı bırakmıştık, bazen merak ediyorum, o eve girenler ne yaptılar, binlerle ifade edilen canım kitaplarımızı...Çok keyif aldım yazınızdan ve çok duygulandım. Yazınızı önermek istiyorum, çünkü bu davranışınızı gerçekten çok çok takdir ettim. Saygılarımla, hoşça kalın.

23 Eylül 2010 20:09
Askıdan payıma düşen!

Haftanın son çalışma günü, güzel bir yazı okudum. Sayfanıza uzun zaman uğramamıştım. Çok keyifliydi...Tarık Akan : )))...Yıllarca yıllarca geri götürdünüz beni. Ablamın minicik (3cm x 3cm) bir fotoğrafı vardı, Tarık Akan'a ait. Mabel sakızları vardı, oradan çıkmıştı galiba , hiç kimseye dokundurtmuyordu o resmi ve hep kitapların arasındaydı. Mabel sakızları, Ahhh...çocukluluğumda o sakızı vermişti birisi, sadece bir adet, ortadan çizgili, kıyamamıştım çiğnemeye... Kokluyordum ve tekrar ambalajına sarıyordum : ))) Anca ablam görmeden bakabilmiştim o çok gizli minik fotoğrafa bir kez...İsmi okumuştum; Tarık Akan...Sanırım ablam onun hayranı olmuştu. Ben yakışıklı erkeklere hiç ilgi duymadım çocukluluğumdan bu yana...Ama hayatımda,çocuklarım dahil, hep yakışıklı erkekler oldu :)))

17 Eylül 2010 10:57
Bu da oldu

Ay, çok güldüm...Arı mı? Hem de iki kovan...Hah, ha, ha...Vallahi ne yapsın insanlar: ))) sahte ballardan usanmış olmalılar : )))) benim gibi.Bal, tek bozulmayan gıdaymış biliyor musunuz. Doğal mucize. Eskiden insanlar, bal ile tedavi ediyorlarmış kendilerini. Çok severim hakiki, doğal balı, ama bulmak çok kolay değil. Bahçe de olmayınca... Hah, ha, ha...Hakikaten çok güldüm. Teşekkür ediyorum size, her zaman keyif ile takip ediyorum sayfanızı. Hoşça kalın.

15 Eylül 2010 17:52
Standart dışı düşünceler

Uzun zaman elime almadım boya ve fırçaları…Şimdilerde sözlerle meşgulüm : ))) ve içimden geldiği gibi bir şeyler, çok çok amatörce yazmaya çalışıyorum. Şaka yaptığınızı biliyorum , yine de tablomu beğendiğiniz için size tekrar çok teşekkür ediyorum.Güncelerimi okuduğunuzu bilmek gerçekten bana yazma çalışmalarımın devamı için güç veriyor, sağ olun.Tablomu 1997 yılında bir Bodrum tatili sonrasında yapmıştım. Fotoğraflamıştım bu evi ve sonrasında yağlıboya tablosuna çevirmiştim. Hatıralarla dolu bir tablo bu…Herkes kendine kadar böyle çalışmalar yapabileceğine ben inanıyorum…Felsefe kategorisinde yazan, saygı duyduğu ve okuduğum bir yazarsınız siz de. İlk ve belki de son felsefe yazıma, yorum yazmanız benim için çok değerli. Saygılarımla, hoşça kalın.

12 Eylül 2010 19:43
Toplam blog
: 143
Toplam yorum
: 330
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1763
Kayıt tarihi
: 13.03.08
 
 

Doğduğum ve büyüdüğüm şehir Kırcali, Bulgaristan. Yıl 1964. Makina Mühendisiyim. Evli ve iki çocu..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster