Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Zürra'dan, ''Hurra''ya ya da yağmaya!... / Hayvancılığımız can çekişirken...

İmamlar yerinde, vaaz kürsüsünde duruyor Mehmet Bey. İleride, astığı astık, kestiği kestik çocuklar oturtacaklar o dediğiniz makamlara. Cemaat farzın farzını kılmaktan bir türlü ayıkamadı ki açık havaya çıksın! Cami avlusuna bi çıksın, çözecek meseleyi! Bir fıkraya ne dersiniz? [Ormana vergi memurları gelmiş. Leylek ailesi yazlık(lar)ının; kaplumbağa ailesi ev(ler)inin; sansar ailesi kürk(ler)inin derdine düşmüş, telaşla kaçıyorlar. Maymun ve ailesi de topl(a)ma uymuş, kaçmaya başlamış. Ormandan çıkıp da poposuna güneş vurunca zınk diye durmuş. "Benim popo çıplak, eşiminki çıplak, çocuklarınki çıplak... ben niye kaçıyorum yaw!"demiş, geri dönmüş.] İftar sofrasıydı, kömürdü, yiyecekti.... anlayamadı daha halkımız aç ve çıplak olduğunu! Hele bir farzları kılmayı bitirip cami avlusuna çıksın! Sevgideğer Zeki Bey, Mehmet Bey'le dertleşmeme vesile olan bu yazınız için de teşekkürler...Bütün yazılarınız gibi bilgilendiren, sarsıp silkeleyen bir yazıydı, sağolun. Dostça selamlarımla..

22 Eylül 2010 12:59
Ömrün hükümsüzdür

yeryüzüdür! İn dağların doruklarından, bin "dizelerinin atı"na, sür atını bozkırlara doğru! Senin ayakların henüz yeryüzüne değmiyor şair! Ama, atının ayakları sağlam basıyor, korkma! Atarsa bir gün seni sırtından, sen de sağlam basmalısın... YERYÜZÜ'ne! Sevgiyle, emeğine saygıyla..

22 Eylül 2010 11:04
Bunları biliyor musunuz ?

Bazı kaynaklar ikinci dünya savaşında 80 milyon kişinin öldüğünü söylüyorlar. Yazındaki rakamlara bakarak, dünyada 16 yılda bir ikinci dünya savaşındaki ölü sayısı kadar çocuğun açlıktan öldüğünü söyleyebilir miyiz? Yani bu gözü kana doymaz insanlık, her yüzyılda 6-7 dünya savaşı kaybına bedel çocuğu açlıktan öldürüyor! Diğer savaş ve ihmalleri de göz önüne alırsak, dünya bir ölüm makinesi haline gelmiş! Bütün bunlar, üç beş densizin lüks içinde yaşaması için! İlginç bir biçimde, insanlık büyük bir aymazlık içinde! Bu yazın, Tharıkof'ta da okunsun isterim. Sevgiyle...

21 Eylül 2010 07:43
Masal

Kendi kapısının önünü temizleyenlerin çöpleri nereye atacağına bağlı.. Komşunun bostanından karpuz yürütüp, kendi kapısının önünde yiyip, kabuklarını da öteki komşunun bahçesine atarsa, olmaz! Dünyanın şimdiki durumu böyle! Herkes kendi bahçesinde üretip, kendi kapısının önünde yer, çöplerini de ortak bir geridönüşüm alanına atarsa ne ala! Tabii en güzeli, hep birlikte, kirlenen dünyayı elbirliği ile temizlemek ve bir daha da kirletmemek olurdu. Sevgiyle..

16 Eylül 2010 22:38
Masal

Bir bahar temizliği çok mu uzak, şair? Dışarısının kendi içini temizleyeceği büyük bir temizlikten söz ediyorum. İçerdeki o süpürgeyle olmaz! Tozlu, o süpürge! Yepyeni bir temizlik aracı gerek.

16 Eylül 2010 19:12
az mı fazla...

Okudum, gülümsedim, dinlendim.

16 Eylül 2010 19:04
Haspa...

Orhan Veli şiirleri tadı var bu şiirde. Çok hoş!

16 Eylül 2010 19:01
Tayyibistan Cumhuriyeti'ne hoş geldiniz

Tayyibistan Cumhuriyetine hoş gelmedik! Referandum günü oy kullananları izledim biraz. "Ümmet" olanlar çoğunluktaydı. Yılların birikimi... Kafası safsatalarla doldurulup, beyni dumura uğratılmış kadın ve erkekler... Eteklerinde boş bakışlı çocuklar... Geleceğin yetişkinleri! Çocuklar, meraklı civciv misali fink atıyorlardı ortalıkta. Anaları komşu muhabbetine dalmış, merdivenleri, koridorlardaki geçiş yollarını tıkıyorlardı. Neden oy verdiğinin farkında olmayan bir çoğunluk! Bir mangal eksikti okul bahçesinde, bir de kadınlar çoban salata yaparken çizgili pijamalarıyla futbol oynayan "aile reisleri"! Hoş gelmedik kısaca! Selamlar.

16 Eylül 2010 18:47
Bugün Bayram MI Dediniz?

Kalemini sevdim. Yolun açık olsun yazın alanında.. Sevgiyle.

16 Eylül 2010 18:15
MB arkadaşlarıma sesleniyorum

Dur, yazına bir yorum yapayım. Sinemada telefonunu kapatıp da çıkınca açmayı unutan, sonra da "Neden kimse aramadı acaba?" diye hafiften endişelenen birine benzettim seni. Pek de haksız sayılmazsın. Facebook'a hiç rağbet etmiyor, çoluk çocuk işi sanıyordum. Hala da ne nasıl yapılır orada pek bilmiyorum. Fakat gördüm ki, facebook hortum gibi çekmiş insanları içine. Şaşırdım, senin gibi... Eee değişim, diyorlar bunun da adına. Galiba en güzeli, yelkenin dümenini boş bırakmak, biraz izlemek, sonra da yola koyulmak yeniden. Neyse... bir fincan kahveye ne dersin? Sevgiyle..

16 Eylül 2010 18:03
Toplam blog
: 133
Toplam yorum
: 798
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1001
Kayıt tarihi
: 04.07.08
 
 

Yaşam, sorulardan ve yanıtlardan oluşmuş. Her soru, aynı zamanda kendinin yanıtı... Çift yumurta ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster
 
 
 
 
 
     
     
     
    Sayfanızda paylaşmak istediğiniz duyurularınızı, mesajlarınızı bu alana girebilirsiniz.