Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Hanefi Avcı göz altına alındı...

Hanefi Avcı'nın kitabındaki, okyanus ötesinin devletin yapılanmasına sızdığı iddialarının araştırılacağını zaten beklemiyorduk. Guguk(!) Devleti ilkelerinde belirtilmiyor mu?:"Dilekçe hakkı, muhaliflere karşı kullanılırsa vardır." Okyanus ötesinin hangi yöntemlerle bu hukukçu(!) ve devlet adamları(!)nı ikna ettikleri de birgün açığa çıkacaktır. O zaman ak koyun, kara koyun belli olur. Saygılarımla.

29 Eylül 2010 10:32
faili meçhul cinayet gibidir aşk...

Tuzu kuruların işi aşk. Demokrasi gibi, ciddi bir "farklılıklara tolerans gösterme" oyunu.Duyguların mantığın ayarını bozmadan, haddini bilerek yaşaması o kadar zor ki. Hele sizin gibi duyarlı organizmalarda, hem mükemmeliyetçi olmamaya çalışarak hem de tadına vararak yaşamak hayal oluyor sanki. Yüreğinize sağık..

22 Ağustos 2010 21:50
Yargı siyasilere teslim edilmemeli

Geçen gün Sözcü Gazetesi'nde Sayın Yekta Güngör Özden'in köşesinde okudum. 1937'de ABD Başkanı Roosevelt aynısını yapmaya kalkmış. Anayasa Mahkemesi Başkan'ın kararlarını iptal ediyor diye, yaşı 70'i geçen hakimlerin emekli olmaması halinde, ABD Başkanı'nın ilaveten yeni üye atamasını içeren bir anayasa değişikliği teklifi hazırlanmış.O sırada Anayasa Mahkemesi'ni oluşturan yedi hakimin altısı 70 yaşının üzerindeymiş. Ve teklif Meclis'ten bile geçememiş. Aklıselim orada 63 yıl önce galip gelmiş. Demokrasinin faşizmden farkı da bu zaten. Anayasaya uygunluk iktidarın kararlarını perçinleyen bir olgudur. Aykırılık ise iktidara daha doğrusunu yapma olanağı verir. Tabi amaç üzüm yemek yerine bağcıyı dövmek değilse. Saygılarımla.

15 Ağustos 2010 00:17
27 Mayıs Sonrasındaki Türkiye: Darağacında Bir Başbakan

"Keşke"siz bir geçmişimiz olması için ulusal çıkarları kişisel, parti ve cemaat çıkarlarının üzerinde tutan bir toplum olmaklığımız, birinci gerektirirliktir. Eline bir sağlık karnesi geçenin yedi sülalesini o karneyle tedavi ettirmeye kalktığı, kısa yoldan köşe dönmenin geçer akçe olduğu, üretim yerine tüketim çılgınlığıyla küresel sermayenin pazarı olmaya devam ettiğimiz sürece en dürüst yöneticiler bile faydasızdır. Hırsız politikacılar hırsız toplumun ürünleridir. Köy enstitüleri gibi aydınlanma şansı veren kurumlar kapatıldığı, eğitim ve öğretimde birlik sağlanamadığı sürece bu kör döğüşü devam eder gider. Ben kendi adıma beynimi uyuşturan TV dizilerini seyretmiyorum.Kredi kartı kullanmıyorum.Gereksinimimden fazlasını tüketmiyorum.Okuyorum,yazıyorum. Artıp çoğalmaya bakıyorum. Vatandaşın kısır çekişmelerle heba edilen ömrüne de üzülüyorum.Çok partili sistem;"belli bir zümrenin çıkarını toplumun ulusal çıkarları üzerinde tutmak" şeklinde algılanmaya devam ettiği sürece işimiz zor.

15 Ağustos 2010 00:01
Kasap et derdinde…

Bu nasıl pişkinliktir böyle? Ege'de halkın bunları kovalaması gerekirken Doğu'daki yörelerde kaymakamlar taşlanarak kovalanıyor. Açılım kimin içindi peki? Kürtlere de yaranamadılar. Zaten bazılarının açılım, saçılım, anayasa değişikliği falan umurlarında değil. Bu furyada ceplerini doldurma telaşındalar. İhale alan firmalara bir bakın. Artık AKP'nin müteahitleriyle ilgili kitaplar var. Yandaş olmayan bir şirket ihaleyi aldığında bir süre sonra "Dosyanızda eksik belge var" gerekçesiyle ihalenin yandaş şirkete kazandırıldığı, ısrar edenler hakkında çok sıkı vergi incelemesi yapıldığı duyumları sizlerin de kulaklarına gelmiştir. Maliye bir şirketin evraklarını incelerken açık arıyorsa bulur. Bakın Doğan Holding'in başına gelene. Bu Aziz Nesin'lik hallerimiz devam ettiği sürece bu AKP ülkemizi (kalırsa tabi) yönetmeye devam eder. Hamdolsun(!) Saygılarımla.

14 Ağustos 2010 23:43
Sözleşmeli öğretmen rezaleti

Sağlık ve eğitim özellerin insafına bırakılırsa böyle olur. Devlette kadro bulamayan öğretmen ne yapıyor? Üç kuruş maaşla, iş kanununa aykırı olmasına rağmen çoğunun sözleşmesi bir yıllık yapılıp her yıl yenilenmek suretiyle ve öğrencileri ulusal bir eğitimden uzak masonik, küresel sermayenin istekleri doğrultusunda ya da cemaat neferleri olarak yetiştiriyor. Ulusumuzu bir arada tutan ortak değerlerden uzak kaldığımız sürece de emperyalizmin "Böl, parçala, yönet" taktiğine materyel oluyoruz. Her iktidar parti ve cemaat çıkarları doğrultusunda eğitime üvey evlat muamelesi yapmıştır. Fakir Baykurt'un "Şamar oğlanları" isimli, öğretmenleri anlatan kitabı okunursa bu sorunun 1960lı yıllardan beri kanayan bir yara olduğu görülecektir. Mevcut iktidar diğer birçok sorunumuzda olduğu gibi kantarın topuzunu eğitimde de kaldırıp atmıştır. Saygılarımla.

14 Ağustos 2010 23:12
İşte AKP bu…

Bunlar yüzünden "İslam bu ise ben dinsiz olurum daha iyi" diyerek kaç kişi ateist olmuştur. Osman Bölükbaşı'nın zamanında ifade ettiği gibi; "En karlı ticaret din ticaretidir" belki ama, insanımız da Aziz Nesin'lik örnekler oluşturmaya devam ettiği sürece umutla bakamıyorum doğrusu. Ülkemize yazık oluyor. Zaten "demokrasi bir araçtır" diyerek bu günlere geldiler. Tarihte Damat Ferit döneminden sonra böyle rezillik görülmüş müdür? Soruyorum.Saygılarımla.

14 Ağustos 2010 22:33
İşte AKP bu…

Bunlar yüzünden

14 Ağustos 2010 22:28
Senin Dediğin Gibi....

Hepimizin böyle bir Saadet'i olsa dünya daha yaşanılası bir yer olur. Saadet şanstır aslında. Kaleminize sağlık.

13 Ağustos 2010 09:42
AKP’ye karşı mısınız ? Öyleyse…..

Yaptıkları yanlarına kaldıkça çemberi daraltıyorlar. Zamanında Demokrat Parti'nin yaptıkları bunların yaptıklarının yanında devede kulak kaldı. Köpeksiz köyde değneksiz gezmeye başlayana kadar da yapacaklar. Bu kadar tepkisiz, aymaz ve birçok gücün satılık olduğu başka bir toplum bulamazlar çünkü. Fırsat bu fırsat.

10 Ağustos 2010 12:31
Toplam blog
: 68
Toplam yorum
: 164
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 630
Kayıt tarihi
: 17.11.08
 
 

1964 İstanbul doğumluyum. Bekarım. Çocuk hastalıkları uzmanıyım. Halkla İlişkiler ön lisans ve İk..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster