Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Üniversiteleri üretmeyen ülkem...

Ooof Of ... der vatandaş dertli dertli.Bizim Temel yapıştırır yanıtı "ha orası Surmene'den otede uşağğıum" ...Emeğinizi ve duruşunuzu selamlıyorum.

30 Haziran 2011 13:27
Haziranda ölmek zor Şafak Öğretmen...

Tüm Acılara Saygılarımla...

30 Haziran 2011 13:07
Değer vermek...

Bir gün bu baklava börek ve magazin bloğu yazanlar Şef Beyazkartal'ın ne dediğini anlayacak da bunu ben görmeyeceğim.

30 Haziran 2011 13:00
Gök-Tanrı’dan Aleviliğe yolculuk

1988 den sonra bir çok yazar,tarihçi,İslami araştırmacı bir merak edindi.Aynı zamanda görev!Aleviliği anlatmak ve tarif etmek, yeniden dizayn.Bu tip yazıları (görevlerinin ne olduğunu bildiğimden) merak edip okurum.İş nereye vardırılacak?Yapı olarak iyi niyet arayan bir düşünceye sahip olduğumdan yazınızdaki iyiniyet ve objektiflik çabasını görebiliyorum.Ancak ciddi boyuttaki eksikliği de işaret etmeden geçemeyeceğim.Aleviliğin illada Orta Asya ve Türklere mal edilmesi veya herhangibir ulusa aidiyetli görülmesi Alevilik açısından ciddi bir yanlış olur.İmam Cafer dusturunu tam hakim kılmaksa Aleviliğin Asimle edilmesinden başka bir anlam taşımaz.Alevilikde Şamanizimde de olduğu gibi bir yaradan ve öbür dünya yoktur.Devir vardır.Cem olma,Enelhak ve 40lar,olmazsa olmazlardandır.Alevilik Dünyanın kadim inancı olması nedeniyle Semavi dinlerin tamamında Alevilikdeki ritüelleri görebilirsiniz.Dergahlarsa İsadan eski.Bizans Kraliçesinin Fermanını incelemeniz yerinde olur.Emeğinize Sayglr.

30 Haziran 2011 10:30
Postmodern tanrıça, Angelina

Şu Emperyalistler ve Böyük SANATÇILARI!(?) Ne kadar yardım severler ne kadar insancıllar(?) değil mi:) Tanrıçayı ne kadar güzel anlatmışsınız...Kendi Körebe oyunlarında onları SOBELEYEN yazınızı ve yüreğinizi Selamlıyorum.Saygılar...

28 Haziran 2011 09:27
Sahibini arayan yazı...

Bence bu yazının sahipleri ve ev sahipleri çok fazla var.Farkındalar.Kat ve Yatlarında mutlular!Okumuşlarsa yüzlerinin kızardığını sanmıyorum!Daha doğrusu yazıyı sonuna kadar okumaya yürekleride yetmemiştir bunu biliyorum!Her şeyin satılık olduğunu sanırlar,Satılık olmayanları gördüklerinde şaşırırlar.Şaşkınlıklarının kirli paralarını saymak için masa başına oturduklarında geçeceğini sanıyor olmalılar ki üç kuruşluk kariyerleriyle avunuyorlardır!Dedim ya ne yazık ki sayın yazarım bu yazı sahipleri çok ama çok fazla.Bizim için acı değil mi?Emeğinizi selemlıyorum efendim.Saygılar...

14 Haziran 2011 16:32
Bir beyaz at için…

İlginize saygılar gönderiyorum arkadaşım.Sevgilerimle...

13 Haziran 2011 23:50
Bir beyaz at için…

Sözlerinize ve yaklaşımınıza hak vermemek ciddi bir mantıksızlık olur ki haklısınız.Evet ne yazıkki hemcinslerimin yazdıkları şeyler "sen benim saçımı çektin bu benim kalbime cam kırığı fırlattı.Sonra burnumu sıkıştırdın buda karnımı ağrıtt" gibi şeylerin şairane dizeleri.Kim saçını çekeni,kulağını uzatanı iyi anlatıyor ise ona vaaavvv deniliyor!Haklısınız ve katılıyorum!Doğurganlığın verdiği iç güdüsellik artık yaşam biçimine dönüşmüş,tavan yapmış!Karşımızda binyıllardır süren Ataerkillik kadın beynindeki bazı yerleride köreltmiş.Ve kadını sonuna kadar, beyninden tutunda tüm vucudunu saran ET haline getirmiş! parıltılı ve makyajlı süslü kokulu, daha doğduğundan itibaren bir erkeğe hazırlanan kadının ne yönde gelişmesi beklenebilinir ki?Ama bu kader değil!Kadın bunu aşabilir!Saçma şeylere enerji harcayarak değil!Durduğu yerde neden durduğunu bilerek!Bara veya kahvehaneye gitmeyi özgürlük görmeyerek!Daha çok toplumsallaşarak!Başkaldırı ve terbiyesizliğin arasındaki çizgiyi kavrayarak.İl

12 Haziran 2011 16:20
Bir beyaz at için…

Galiba benim sorunum Beyaz Atlı Prens beklememek.Tabir yerindeyse (Beyin olarak) Beyaz atlı Prensin kendisi olmak:)Şaka bir tarafa evet ataerkil düşünce ve yaşam biçimi kadını bir çok noktada engellemiş.Kadın da buna çanak tutmuş ama.Diğer yanıtımda da belirttimya bireyin yaşama hazırlanırken İnsan olarak hazırlanması geleceğinin buna göre düzenlenmesi.V.s. v.s. öyle çok etken varki...Yazdıklarınız da bu etkenlerden birisi.güzeldi.Tebrikler arkadaşım:)

11 Haziran 2011 15:20
Merhametiniz boyunuzu aşmasın

Yazının başlığını yeniden koydum:)(şaka)Uyaran ve ufku açan nitelikteki satırları takip ettiğimde dimdik ayakta ve sağlam kişilikle yaşamın ipini elinde tutan yönetilmeyen insan modelini buldum.Sanki satırbaşlarına birer mum yakmışsın.Takip edenler ezilmekten paspas olmuş bireyin yok edilme yolunu buluyor:) Hayır diyebilmenin yerini ve zamanını bilmek;bir yerde neden durduğunu bilmekle doğru orantılıdır diye düşünüyorum.Susmak hele kusur saklamak değil örtmek için(kusurlu olanın doğruyu bulması için)erdemdir.Ama bu Susan kişinin Aptal olduğunu göstermez.Tabii bunun anlaşılması içinde zeka ve bilinç düzeyinin yüksekliği gerekiyor kamil insanın azlığı tarihin her döneminde sorun olmuş değil mi? ... :)Bireyler kendilerini oturttuğumuz tahtın bacaklarının katlanabilir olduğunu ve o katlamayı yapacak iplerin elimizde olduğunu bilmeleri hem bizim hem bireylerin kendini bilmesine neden olur kısaca değil mi?...Bende 2 yok rahat mı olmam gerek:)Emeğini selamlıyorum:) Sevgiler...

10 Haziran 2011 17:06
Toplam blog
: 0
Toplam yorum
: 112
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
:
Kayıt tarihi
: 14.08.10
 
 

Kapıdan baktırıp,kazma kürek yaktıran ay daha yeni "Merhaba" derken güne en son çocuk olmama rağmen;..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster