Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Muzaffer Cellek'in Ardından

Sevgili Kenan Işık, üstadın acı haberini ilkin burada okudum. Üzerine blog yazacak kadar yakından tanımıyordum kendisini. Bu yorumum izninizle blog yerine geçsin. Musa Eroğlu'nun ünlendirdiği güzel türküyü siz de bilirsiniz: ... geçtim dünya üzerinden / ömür bir nefes derinden / bak feleğin çemberinden / yolun sonu görünüyor ... Bu sözlerle anmak istedim üstadı. Güle güle Muzaffer Cellek. Işıklarda uyu...

27 Ocak 2019 05:21
Aşkın Ömrü Üzerine Aşkla Söyleşi

Hoş geldin Burcu. Umarım MilliyetBlog'a yabancılık çekmezsin. İlk yazını sevdim. Sonrakilerin de bunun gibi güzel olması dileğiyle kolay gelsin derim.

06 Mayıs 2018 20:52
Fatih Altaylı: Sosyal Medya etkisiz! Çünkü burada "Beş N bir K" kuralı geçmiyor…

Hasan'ım, Bu "sosyal" medyanın yaşı ne, başı ne? Janjanlı bi isim takınca "adam" mı olmuş oluyor? Daha bir okulu bile yok! Kuralları yok! Oturmuşluğu yok! (Yanlış anlaşılmasın. "Küçümseme" değil bu!) Fatih Altaylı abartmış biraz, bence… Henüz emekleyen bebeye "niye maraton koşmuyo bu?" diye sorar gibi bişey olmuş! Hem bu ülkede gündem kıtlığı mı var ki, bir de "sosyal" medya kafa patlatsın "gündem yaratacağım" diye? Tam tersine "gündem enflasyonu" var ki düşman başına! Soruna gelince… Medya (sosyali de), Sivil Toplum'un işi (ve gücüdür). Ülkemizdeki Sivil Toplum'un olduğu (ve geleceği) yere göre verebiliriz bunun yanıtını… Bence daha yapılacak çoooook iş var…

29 Aralık 2012 00:52
Askeri ve sivil erkan palavrası; hepsi resmi erkan

Elimdeki hazır yazılar bitsin diye bekliyorum. Ben de geleceğim oraya.. Hani"Türkler asker millettir." diye bir söz var ya.. İşte oradan çıkarak "sivil"in karşısına "asker"i koyuyorlar "resmî" aradan sıyrılıyor. Partiler elbette resmî kurumlardır. O son paragrafının ilk kısmındakileri yapması gerekenler sendika, dernek, vakıf vb. sivil toplum örgütleridir. Asıl sorun, onların yeterince güçlü olmamasından çıkmaktadır.

17 Ocak 2011 22:52
Gel Gitler

Da.. değişen bişey olmuyor yine.. Formül yine aynı.. Gerekli ve yeterli birikim olmayınca sıçrama yapamıyor.. Başa dönüyor.. Olay bu.. (bence)

13 Ocak 2011 00:03
Gel Gitler

"Çelişkiler insanı ileri götürür" demişsin de Hasanım, illa ileri götürecek diye bir kural yok.. Bugünkü yazımda ( blog.milliyet.com.tr/Dogru_Dusunce_Yontemi/Blog/?BlogNo=284129 ) anlatmaya çalıştım, "Değişim-Gelişim"de de değineceğim, olumlu öne çıkışlar için gerekli birikimlerin doğru yerde ve yeterli sayıda olması şarttır! Yoksa yumurta cılk olur.. Elektrik kontak yapar.. Bebek ölü doğar vs. vs. Senin (herkesin) "gel-gitler" de böyle.. Gerekli yerde, yeterli zamanda ve miktarda olmayınca "bataklık" oluşuyor!..

12 Ocak 2011 14:36
Olanı, Olduğu Gibi Görmek

Sakın ha sakın bu yazdıklarımdan "benim mükemmel biri olduğum, bu hataları yapmadığım" anlamı çıkmasın! Bu çok rahatsız eder beni.. "Mükemmel insan ölmüş insandır!" Hareket etmediği için hata da yapmaz! Yaşadığım sürece ben de hata/lar yaparım elbet! Zaten yaşamın büyük bir bölümü bu değil mi? Hatalar ve bunları düzeltmek için yapılan çabalar!! BA

10 Ocak 2011 16:19
Sanalizm- Toplumsal kişiliğe isyan (4)

'Hıh.. "Muhalif güçler" neyi zamanında yapmış ki, "sanalizm" eksik kalmış?' diyeceğim büyük laf olacak.. Aslında burada 'evrim' aramalıyız.. "Muhalif güçler" ve "sanal dünya" hangi aşamalardan geçmiş de bugünkü durumlarına gelmişler? Zaman ve mekân boyutlarında hangi değişim ve gelişimi yaşamışlar? Bu sorulara doğru yanıtlar verildiğinde büyük ölçüde anlaşılır "muhalif güçler"in niye yaya kaldığı! Biz biliyoruz ama yetmiyor! Not: Önceki yorumumun başlığındaki etilet, etiket olacaktı.. Düzeltebilirsen sevinirim..

22 Aralık 2010 14:02
Sanalizm- Toplumsal kişiliğe isyan (4)

Hasanım, Herkesin ama herkesin birden çok "şapkası" var! Bunlara "etiket" de diyorlar. Hatırlarsın, bir ara "ötekiler-berikiler"i tartışmıştık.. Buradaki sıfatların her biri bir şapka/etiket aslında.. İnsanın kadın ya da erkek olması; çocuk/genç/olgun/yaşlı olması, derisinin rengi, uyruğu, dili, dini, mesleği, işi vb.. o şapka/etiketi ister istemez takıyor insanın alnına..(Alınyazısı deyimi de buradan geliyor galiba..) İşte "sanallık" da bir şapka, bir etiket oluyor.. Henüz diğerleri gibi oturmuşluğu, yaygınlaşmışlığı yok ama kimi zaman reel sorunlardan kaçmak için, kimi zaman kendini kanıtlamak için, bir "alan" oluşturuyor! O açıdan da önemli bence "sanalizm".

20 Aralık 2010 23:59
Sakatlara bakışımızdaki ''Sakatlık''

Hasanım, Çok geniş bu konu yaaa.. Bir makaleyle, kitapla geçiştirilecek konu değil.. Kitaplar hatta kütüphaneler dolusu yazı ister.. Bir ara yine tartışmıştık da, sen "duygusal, bedensel ötekiler" diye ayırmıştın; bense "soyut, somut " diye ayırmıştım.. En sonunda da Steinbeck'in "Fareler ve İnsanlar"ından örnek vermiştim.. Kısaca, ataerkil toplumda, tarih boyunca kadın (da), zenci vb. (de), dünya güzeli bile olsa "sakat"larla aynı gruba sokulmuş, yer yer aynen ötekileştirilmiş!. Sorun insanların görünümüyle birlikte "pastadan aldığı pay"a dayanıyor.. Buradan "resmî toplum/sivil toplum" ayrışmasına kadar gider.. Sivil toplum (ve örgütlenmesi) geleneğinin güçlü olduğu ülkelerde bu sorunlar niye daha çabuk aşılıyor? Bir düşünelim bakalım..

05 Ekim 2010 16:39
Toplam blog
: 90
Toplam yorum
: 83
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 464
Kayıt tarihi
: 01.01.11
 
 

Milliyet Bloga taşınmam kolay olmadı.. Varlığını aşağı yukarı başlangıcından beri bildiğim bu dev..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster