Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Fenerbahçe ilk yarısını 3-0 yenik tamamladığı maçın devre arasındadır

Ali Koç’un beyanatlar halen bu güç oyununun parçası gibi geliyor bana. Umarım yanılıyorumdur. Fenerbahçe halen federasyonun bu kararı vermeye gücünün yetmeyeceğine, diğer kulüplerin, futbolun para kaynaklarının buna izin vermeyeceğini düşünüyor gibi. Oysa ben de Bank Asya liginin ferahlatıcılığı konusunda seninle aynı fikirdeyim. O lig Beşiktaş için de, diğer üç dört kulüp için de gayet iyi olacaktır. Hatta Süper ligde kalanlar içinde oldukça eğitici bir süreç olacaktır. Futbolun ve ligimizin ne kadar hassas korunması gereken bir değer olduğu, onu kirletmeye çalışan kişilerin önünü açmanın ne kadar büyük zararlara yol açabildiğini herkes anlayacaktır. Zihni karışık takımların ve liglerin yol açamayacağının en iyi örneği dün akşamki Beşiktaş’tır. Rusya ikinci lig takımına 2-0 yenilip turu zor koparan, kirli bir ruhu taşıdıkları o kadar belli ki. Fenerbahçe başta olmak üzere, diğer takımlarımız da gücün büyüklüğü kadar, samimiyetin ve tevazuunun da büyüklüğünü fark etmek zorunda.

26 Ağustos 2011 09:25
Fenerbahçe ilk yarısını 3-0 yenik tamamladığı maçın devre arasındadır

Federasyonun, henüz 10 gün önce başkanın kendi ağzı ile okuduğu etik kurulu raporu ile kararını vermesi gerekirdi. O raporda aynen şu söyleniyordu; “Kurulumuz dosya içeriğiyle sınırlı olarak yaptığı inceleme ve değerlendirmeler sonunda kanaat oluşturmaya yetecek şekilde kanıt bulunan bazı müsabakalarda eylemlerin, ilgili kişiler ve kişilerin eylem ve davranışlarının kulüplere izafesi mümkün olduğu durumlarda spor kulüpleri bakımından şike, şike teşebbüsü, teşvik primi veya teşvik primine teşebbüs oluşturduğu kanaatine ulaşmış………” Bu cümle bile federasyonun karar vermesi için yeterliydi. Disiplin soruşturmasında teşebbüs oluşması bile yeterlidir. Ama ceza mahkemesi teşebbüse ceza vermeyebilir. Kaldı ki etik kurulu sadece teşebbüsün değil şikenin ve teşvik priminin gerçekleştiği kanaatine de ulaşmış durumda. Tüm bu gerçeklik ortadayken güç oyununa girişip gelişmeleri önlemeye çalışmak Fenerbahçe için doğru yol değildi. Olmadı da zaten…

26 Ağustos 2011 09:25
Fenerbahçe ilk yarısını 3-0 yenik tamamladığı maçın devre arasındadır

Sevgili Uzay Hocam, Fenerbahçe doğruya yaklaşıyor ama yeterince değil. Öncelikle Fenerbahçe'nin "beni Bank Asya ligine gönderin" talebi yanlıştır. Çünkü Fenerbahçe kendi isteği ile ikinci lige gidemez, buna federason karar verebilir. Fenerbahçe'nin istemesi gereken şey, Federasyonun mahkemenin sonucunu beklemeden, disiplin soruşturması neticesinde kararını en kısa zamanda vermesi olmalıdır. Fenerbahçe ve sizler (ve elbette kulüplerin büyük çoğunluğu) henüz 10 gün önce federasyonun "herşey olduğu gibi devam edecek" kararını alkışladınız. Oysa ligin bu şüphe, zihin karışıklığı ve bu damga ile yürümeyeceği belliydi. İçeride kendi kendimize kurduğumuzu düşündüğümüz denge dışarıdan gelen bir müdahale ile hemen yıkıldı. Bu zaten kurulan şeyin bir denge olmadığının ispatıdır.Çünkü dengede olan şeyler dışarıdan gelen müdahalelere hazırlıklıdır. 10 gün bile sürmeyen bir kararın ne kadar dengesiz olduğu aşikar.

26 Ağustos 2011 09:24
Fenerbahçe'ye karşı hukuksuz sıfır tolerans!

Federasyonun bundan bir ay önce UEFA’ya dönüp, “oynanan son ligimizde Avrupa kupalarına katılım sıralamasını belirleyen müsabakalarda etik olmayan gelişmelere dair güçlü şüphelere sahibiz ve bundan dolayı Türk takımlarının bu yıl için Avrupa müsabakalarına katılmayacaktır” şeklinde ifade edilen bir karar alması bu süreci en az zararla atlatmamıza neden olacak adım olduğu gibi son derece onurlu bir duruş da olacaktı. Ama futbol endüstrisinin para üzerine kurulu kuralları ile biz Türklerin “aman canım olmuş bir kere, işi kendi içimizde halledip, yavaş yavaş üstünü örtelim” şeklinde gelişen şark mantığı bu onurlu duruşun önüne geçti. Benim şahsen Türk futbolunun son derece kirli olduğuna dair çok güçlü kanaatim var. Belki yukarıda adı geçen dört takım, emniyet kemeri takma zorunluluğu sonrasında yapılan ilk denetimde ceza alan ilkler olma şanssızlığını yaşıyorlar. Ama her zaman bir yerden başlamak gerekiyor ve bugün geleceğe uzanan ilk gündür.

25 Ağustos 2011 09:43
Fenerbahçe'ye karşı hukuksuz sıfır tolerans!

Disiplin soruşturması neticesinde, sonucunda şike gerçekleşmiş olsun ya da olmasın, bir takımın yöneticileri ile o hafta sonu oynanacak rakip takımın futbolcusu, teknik direktörü ve idarecisi arasında etik değerleri aşan bir görüşme tespit edilir ise, ceza yargısının sonucu ne olursa olsun gerekli ceza verilebilir. Basından takip edebildiğim bilgi ve belgeler bu ligden en az dört takımın düşürülmesini gerektiriyor ve bunu uzatmanın bir anlamı yok. Bu yanlış idareciler seçme basiretsizliği gösteren Türk takımlarının arınmasına, kendilerine daha doğru rotalar belirlemesine neden olacak doğru yoldur. UEFA’nın, bizim kendimizi arındırma çabamızdan farklı sonuçlar çıkaracak olması niyetimizi etkilememeli.

25 Ağustos 2011 09:42
Fenerbahçe'ye karşı hukuksuz sıfır tolerans!

Söylediklerinin hemen hemen hiçbirisine katılmıyorum sevgili Gökerman. En başta şu "masumiyet karinesi" ifadesine. "Masumiyet Karinesi" eğer bizde kullanılan anlamına sahip olsaydı, hiçbir zanlının tutuklanmaması gerekirdi. Bu anlamı ile, kanıtlanmadığı müddetçe suçsuz kabul edilen her zanlıyı tutuklamak mümkün olur muydu. Oysa hukukta "güçlü kanaat" denilen bir başka kavram daha var. Ve bu kavram "masumiyet karinesi" kavramının üstüne çıkıp dava sonucuna kadar suçsuz kabul edilen kişinin tutuklanmasına, özgürlüğünün kısıtlanmasına neden olabiliyor. Bugün Aziz Yıldırım cezaevinde iken Fenerbahçe'nin ligde ve Şampiyonlar liginde olduğu gibi devam etmesi son derce anlamsız bir durum. Tabii aynı şey Beşiktaş, Sivas ve Eskişehirspor için de geçerli. Federasyon son derece basiretsiz bir şekilde, "ben bu işin üstünü nasıl örterim mantığı ile" hareket ettiği için, bugün "kapınızın önünü temizleyin" denilmesi zorumuza gidiyor.

25 Ağustos 2011 09:42
Taraf Gazetesi'nin Düştüğü Çukur

Sevgili Nihat Hocam....bir gazeteden beklentimizin çok fazla olduğu kanaatinde değilim... objektif olmasını, doğruyu arama çabasında olmasını bekliyoruz. Bir hükümet doğru birşey yaptığında onu doğrulamak, desteklemek ne yanlış birşeydir ne de yalakalıktır. Bu nedenle bugüne kadar Taraf'ı senin gibi ben de destekledim. Ama hükümetin bariz hatalarında onun arkasında durmanın adı başka birşeydir ve bu konuda Taraf en az senin kadar beni de hayal kırıklığına uğratmakta. Taraf'da ilginç birşey var. Yazar kadrosu ile gazetenin genel yayın idaresi ekibi arasında bir kopukluk var. Yazarlar arasında AKP'yi ciddi ciddi eleştiren, hatta son dönemki eğilimlerini tehlikeli bulan isimler var ve onlar beni hala gazeteyi zaman zaman okumama neden olan şeyler. Ama manşetleri, haberleri belirleyen merkezi idarede bir sorun var. Bugün atılan manşet cidden acaip derecede yalakalık kokuyor. Kılıçdaroğlu'nun iddaisı yalanlanmış değil, ortada bir e-posta var. Çakma olup olmadığı tartışılıyor sadece...

12 Mayıs 2011 11:52
“Dokunan yanar arkadaşlar”

Bence siyaset yazmaya devam edin. Gayet güzel yazıyorsunuz, çünkü zihninizi prangalara teslim etmemişsiniz. Öyle olunca her gelişmenin içindeki eğri düz, yanlış ve doğruyu birbirinden ayıran hassas bir tartı devreye giriyor ve "bu iş kimin işine yarar" kaygısına düşmeden objektif bir kanalda ilerleyebiliyorsunuz. Tebrik ederim...

04 Nisan 2011 16:16
Milliyet Blog toplantıları üzerine

Sevgili Nihat Hocam, geçen sene –yanılmıyorsam nisan ayı idi- seninle, sevgili Beran ve Vildan’la buluşma şansım oldu. O buluşmalarımız hala, tatlı bir anı olarak zihnimde tazeliğini koruyor. İnsanın, daha önce sadece yazı üzerinden temas kurduğu birileri ile görüşmesi ilginç bir deneyim. Hem korku hem de bir heyecan duyuyor insan. Ama ne mutlu ki ben, kelimelerin arasına sızan insan konusunda yanılmadığımı fark ettim sizlerle tanışınca. Keşke ben de sizler gibi daha geniş katılımlı bu toplantılara katılabilsem. Ama zannedersem katılsaydım bile, büyük ihtimalle senin kaygılarını paylaşırdım. Bu tip toplantılarda insanlar benzerleri ile tanışmayı ümit ederler. Bu ümitlerini kırmamak için de genellikle toplantılar daha yüzeysel gerçekleşir. Oysa insanların farklılıkları ve çeşitlilikleri tanıması, anlaması oldukça keyifli bir süreçtir. Bu nedenle bu tip toplantıları bu süreçlere açık tutmak gerekir. Bu yeniden bir araya gelmeyi teşvik eden bir keyif üretecektir. Selamlar, sevgiler..

04 Şubat 2011 23:24
Galatasaray kendine geliyor.

Bence dün akşam bu maçı seyredip, Galatasaray üzerine bu kadar kalem döktürmek biraz anlamsız. Ortada futbol adına daha dikkat çekici birşeyler vardı. Özellikle de Gaziantep'in ara transferde aldığı yeni forvet Cenk Tosun. Çok hoş iki gol, gol olabilecek en az iki posizyonu yaratmak, usta verkaçlar, daha ötesi topla kurulan samimi, güçlü ve estetik bağ. 2010'lu yılların Türkiye'de gündem olacak yeni forvetinden bahsediyoruz gibi geliyor bana. Dün seyrettiğim Galatasaray inanılmaz bir parçalı bohçaydı. İnanılmaz kötü bir terzinin elinden çıkmış, bacak boyları, kol boyları uyumsuz, kalıbı gövdeye oturmamış bir takım. Bu takım ligde oynanacak son 15 maçın yarısını zor kazanır. Gaziantep'in yabancıları ile Galatasaray'ın kileri karşılaştırınca bana terazinin Antep tarafı daha ağır basıyor gibi geldi. Popov, Wagner, İsmail Sousa, Galatasaray'ın Cliuo, Kewell ve Stancu'sundan daha daha ağır basıyor. Yani anlayacağın senin Galatasaray iyimserliğine katılmıyorum. Selamlar....

04 Şubat 2011 10:37
Toplam blog
: 469
Toplam yorum
: 1884
Toplam mesaj
: 172
Ort. okunma sayısı
: 1504
Kayıt tarihi
: 14.11.06
 
 

36 güneş yılı. 27 yıl G.antep, 9 yıl İstanbul. İstanbul, 90’lı yıllarda yaşandı, bitti.  Hep şe..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster