Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Andersen'den Masallar...

1. Tatilin bitmesine çok sevindim. 2. Okulumun en sevdiğim özelliklerinden biri: Her sabahın ilk 15 dakikası okulda hayat duruyor; öğrenciler, öğretmenler ve müdürler dahil okulda kim varsa kitap okuyor. Ve bu 15 dakika o kadar çabuk bitiyor ki sanki! Süre bitip de derse başlamak istediğimde "Öğretmenim lütfen şu sayfayı da bitireyim" gibi ricalar geliyor öğrencilerden. Ve bu beni o kadar mutlu ediyor ki anlatamam! Ama kimi öğrenciler de okuyormuş gibi yapıyor; ne kadar acı! 3. Böyle bilgileri bizlerle paylaştığınız için teşekkürler...

05 Eylül 2011 23:01
Kasirga bitti!

Yaşadığınız ülkenin Türkiye'den her yönüyle üstün olduğunu ima etmeyin bence. Türkiye'min de sizin yurttan çok daha üstün olduğu, ancak herkesin fark edemeyeceği o kadar çok değer var ki! Sorularımın cevaplarını alamadım ama ne demek istediğinizi çok iyi anladım, teşekkür ederim. Burasının ticari bir kuruluş olduğuna katılmıyorum, ne biz para veriyoruz, ne de kazanıyoruz. Bizim açımızdan ticari değil yani.

04 Eylül 2011 13:27
Kasirga bitti!

MB editörlerinin bize "demo"vari sunduğu ve görüşlerimizi belirtmemizi istediği bir olay varken, kişisel görüşlerimizi belirtmemizden daha doğal ne olabilirdi? Bunun parayla pulla ne ilgisi var ki? Bizi, görüşlerimizi almaya değer görmüşler, biz de olumlu ya da olumsuz belirtmişiz. "Ben bloğumu yazarım, siz ne yaparsanız yapın" mı deseydik? Ve "yukarıdan kıs kıs gülerek" blog yazacaksınız da, acaba yukarısı neresi oluyor ve aşağısı diye bir yer var mı merak ettim. Bu 4 soru işaretinin cevaplarını merakla bekliyorum..

04 Eylül 2011 01:02
Bayram'la olan anımız...

Her okuyanın aynı anafikri çıkaracağı ender yazılardan biri daha için teşekkürler. Her öğrenci için farklı da olsa basit numaralar vardır onları hayata kazandırmak için değil mi? Önemli olan onların bireysel farklılıklarını gözlemleyip irdeleyebilmek. "Salla başını al maaşını"cılıkla bu iş olmuyor ne yazık ki. Eğitim şart ama nasıl eğitim?! Öğrencilerin sorumluluklarını bilmeleri için, sorumluluklarını bilen modellere ihtiyaçları var. Bu meslekte daha 5. yılım ama her tür öğretmen örneğini gördüm sanırım.

01 Eylül 2011 02:19
Kişisel gelişememe

Son derece gerçekçi bir insanın bakış açısıyla yazılmış güzel saptamalar. Ancak pozitif düşünmekten kimseye zarar gelmez bence. Aynaya bakıp kendimizle barışık olmak, o büyük "geçmişimiz" yığınının en azından bir kısmından kurtulmak ne kadar kötü olabilir ki? Hem hayattan fazlasını istemezsek eğer, o şeyleri elde etmek için çaba gösteremeyiz ki? Hedef olmadan icraat olmaz ne de olsa. Bence denemekte fayda var derim, ama gerçekçilikten uzak kalmamak kaydıyla. Hayalperestlik de acı verir çünkü sonunda. Azı karar, çoğu zarar kısaca :)

28 Ağustos 2011 19:32
Kadının parası

Bence çevrenizde gördüğünüz birkaç örnekten yola çıkarak genelleme yapmamalısınız. Ben erkeğin paraya "bizim" dediği ama kadının "benim" dediği hiçbir aile örneğine rastlamadım. Hatta tersine, erkeğin "benim" deyip kadının "bizim" dediğine çokça şahit olmuşumdur. Pazar parası eline tutuşturulup, sonrasında abartıp tek tek "bunun kilosu kaçaydı, kaç kilo aldın, para üstü nerede?" diye soran ve onun dışında karısını parasız bırakan birkaç aile babası gördüm. Yine de yazma tarzınıza diyecek bir şey yok, tebrik eder, yazılarınızın devamını beklerim.

25 Ağustos 2011 23:58
Asık suratlı Eğitim/Öğretim

Geçen sene ilk kez dersine gireceğim bir sınıf için bir öğretmen uyarıda bulunmuştu: "Aman bu sınıf çok çabuk örgütlenir, sakın taviz verme ve gülümseme bile". Seneye öyle başladım (diğer sınıflarda sorun yoktu) ve o öğrenciler benden nefret etti. Başarı da düşüktü haliyle. Baktım olmayacak, bana da işkence gibi geliyor; ben de kendim olmaya karar verdim ve doğal bir şekilde gerek gülerek, gerek şakalar yaparak dersi işledim. Önce sınıfın bana olan tutumu değişti, sonra notlar yükseldi. Ve ikinci dönemin sonunda o sınıf için "en popüler öğretmen" seçilerek sınıf öğretmenlerini bile geride bırakmış olduğumu öğrendim. Şimdi tatil bitince "inşallah bu sene de o sınıfın dersine girerim" diye dua ediyorum. İşte yazdıklarınıza benden somut bir örnek. Ne kadar haklı olduğunuzu kanıtlıyor olmalı. Sevgi ve saygılarımla...

25 Ağustos 2011 23:10
Yeni MB'ye yeni Ahmet!

"Görünüm değişse de içerik aynı kalır" açısından bakarsak o ayrı, ancak değişime gerek olmayacak kadar kusursuz bir sayfamız vardı ne güzel. Dümdüz, renksiz, sıradan bir blog sitesi olmayı kim ister anlamam. Emeği geçenlerin hakkını yemeyelim; uğraşmışlar, didinmişler ama gereği yoktu diye düşünüyorum ben. Sevgi ve saygılarımla

25 Ağustos 2011 22:52
Play-off tamam, sıra üç korner bir penaltıda

Şöyle izah edeyim: Yetkililer baktılar ki günümüz kadınları ofasaytın ne olduğunu kavramaya başladı, "ne çıkaralım, ne çıkaralım" diye düşündüler ve play-off'u buldular. Biz hanımlar play-off'u da kavrayabildiğimiz gün yepyeni bir saçmalık daha çıkarırlar, buraya da yazıyorum ve imzamı atıyorum :) Sevgiler

25 Ağustos 2011 22:35
MB'nin yeni çehresi: "Gölge etme başka ihsan istemez" dedirtiyor!

Yazdığınız her şeye, bu denli katı olmamakla beraber katılıyorum. Keşke yeni tasarım hiç olmasa diyenlerdenim. Şu ankine o kadar alıştık ki, hep aklımın bir köşesinde kalacak ve özleyeceğim. Ancak kısa ya da uzun süre üyeliği olan bizlerin fikrini almak istemeleri çok güzel bir şey: "Test sırasında karşılaştıklarınızı bize iletirseniz seviniriz" notunu iliştirmişler ve "Biz değiştirdik haberiniz olsun" gibi bir emrivakiye girmemişler. Kim bilir, belki onca yazarın fikrini değerlendirip yenisini bir gözden geçirirler belki de. Mesela yeni tasarımın "isteğe bağlı" olma fikri mükemmel bence. Sevgi ve saygılarımla...

25 Ağustos 2011 22:19
Toplam blog
: 152
Toplam yorum
: 964
Toplam mesaj
: 60
Ort. okunma sayısı
: 1921
Kayıt tarihi
: 19.08.06
 
 

Ortada bir problem görüyorsak bu bizim de problemimizdir. Ve eğer 'birisi'nin bu konuda bir şeyle..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster