Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Yorumlarınıza, fikirlerinize ihtiyacım var!!!

bilmiyorum seçiminizi yaptınız mı? dilerim yapmamışsınızdır. Elbette tercih sizin ama sorduğunuza göre demek ki seçmekte zorlanıyorsunuz. O halde ben üzerime düşeni yapmakta mahzur görmem. Ben SSK emeklisi(550 YTL maas alan) bir hanım olarak derim ki memuriyette kalın. Neden derseniz, şirkette kalsanız normal işçi statüsüne döneceksiniz. İşten çıkarıldığınızda yeni iş bulma sıkıntısı başlar, tazminatlarınızı tam olarak alsanız bile o para da herşeye çözüm olmaz. Sağlığınız yerindeyse memur olarak çalışın ve öyle emekli olun. Bu akla en uygun olanıdır. Hem erken emeklilik de göründüğü kadar cazip filan değil.Bilginize Saygılarımla

14 Ağustos 2007 17:35
Eski kıyafetler, dolaptayken ne işe yarar?

Ben, aklıma gelmeyen faydalı bir eylemi gerçekleştirenlere hayran olurum. Bence bu bir üstünlüktür. Bu güne dek çocuklarımın ufalan giysilerini, ayakkabı palto vb.gibi ne varsa gruplar ve hafta sonu yakın köylere gidip, köy muhtarından fakir aileleri öğrenir ve dağıtırdım. Ya da kendi bulunduğum çevrede fakir var mı diye temzilikçi kadınlara sorar bazen de onlarla yollarım. Büyüklere ait olanlarsa kutularda bekler durur genellikle. Bu güne dek aklıma hiç akıl hastanesi gelmemişti. Sizi yürekten kutluyorum...Bu sizin özelliğiniz, üstün düşünce gücünüz ve insani yönünüzün ne kadar güçlü olduğunun göstergesidir. Tebrikler ve saygılarla

13 Ağustos 2007 22:59
Eski defteri bulana veya getirene 100.000 YTL mükafat !

Şişşştttt.... Hiç verir miyim o defteri sana... Unut gitsin... çünküüüüüüüüüüüüü................... o defter bana lazım... ... ama bak sana söz...ölünce yollatacağım... ... ... ... Bu arada bloguna rastlamaktan acaip mutlu oldum. Yüreğine sağlık...

12 Ağustos 2007 17:44
Gidelim buralardan

Bence kaçmak, hem görünürde hem de kendi iç dünyamızda yenilgiyi kabullenmektir. Saygıyla

11 Ağustos 2007 14:04
Kırık dökük düşler

Sevgili Yeşim, Bak 1990 yılında bir şiirimde neler demişim; * Artık zor geliyor bana ayrılık. Yık dağları, gel yanıma sevdiğim. Ağrıyor içimde , sana ait şey. Geç yolları, gel yanıma sevdiğim. * Hani söz vermiştin tez gelecektin ? Hani söz vermiştin hep sevecektin ? Gönül bahçemdeki bahçıvan olup, Vazoma her gün bir, gül derecektin. * Neredesin ? bu çığlık büyüyor her gün Geçti aylar, ne zaman geleceğin gün ? Yaslanmış durursun gönül kapımda Ne zaman içeri gireceğin gün ? * Hani söz vermiştin tez gelecektin ? Hani söz vermiştin hep sevecektin ? Vazodaki gülleri hiç kurutmadan, Gönül pınarından su verecektin. * Yazıya konu şahsın evin değil gönülün kapısından hiç çıkmamacasına gelmesini dilemek, kırılan parçalara basmak yerine ait oldukları yerde özenle saklamak ve sabretmek bazen çok işe yarar... Kabul etmeyenler olsa bile ben sabrı öneriyorum...

11 Ağustos 2007 13:59
Anamın leçeği

Anneniz için Allah'tan rahmet dilerken ruhu şad, mekanı cennet olsun diyorum. Farkında mısınız bu tür insanların soyu giderek tükeniyor. Ne acı değil mi? Giderek daha materyalist, ben merkezci, sorunlara sabrı sıfır, adına çağdaş denilen insanlar türedikçe , sizlerin, bizlerin anaları yakın gelecekte bir masal kahramanı gibi olacaklar. Kaleminize, yüreğinize sağlık... Saygılarımla

08 Ağustos 2007 18:39
İnanarak yaşamanın basamakları-1 (Tevbe)

İnsanlar bilip de bilmezden gelerek sürdürürler yaşamları. Hani bir söz vardır: "Ol mahiler ki derya içredur, deryayı bilmezler" işte tıpkı öyle. Belki işlerine gelmez, belki de tövbenin derinliğine indiklerinde yeniden günah işleyecekleri için yaptıkları tövbenin boşa gideceğini düşünürler. Güvençsizlik ne acıdır. Kimi adeta sakız çiğner gibi "tövbe tövbe "der. Ama yürekten yakarıştan ne de uzaktır bu yineleme. Tövbenin gerçek bilincine vararak af dileyen ve aynı hatayı işlememeye özen gösterenlere ne mutlu. Saygılarımla

05 Ağustos 2007 14:51
Çamaşır sepeti

Evet... Aynen öyle oldu... Kalaycılar "kalay yapalım hanımmm" derlerken birden yok oluverdiler. Kalaycılar gitti, iş bitti. Tıpkı "tüfek icadoldu, mertlik bozuldu" gibi... Çamaşır sepetinizin lavanta kokulu çamaşırlarla bezeli olması dileği ile saygılar sunarım...

03 Ağustos 2007 03:10
Eyüp Sultan'da akşam

Yazının derininde saklı olanı görmeyip de Eyüp ve Piyer Lotide çay/kahve içmekten bahsetmek için, yani esasen yorum yapmış olmak için yorum yapan bu iki arkadaşı kınıyorum. Oysa yazarın dünyasına girebilip bir de onun baktığı gözle bakmayı deneselerdi eminim çok farklı şeyler görebilirlerdi. İşte o zaman içilecek kahvenin bir tadı kalırdı damakta... Sayın Sabiha Rana hanım, yüreğinizden öpüyorum bu yazı için... Saygılarımla

14 Haziran 2007 12:13
Mavi Şemsiye

Öyle bir durumdur ki bu sahne... İnsan kendisi için sunulmuş , özel kurulmuş bir sofradadır sanki... Oysa... Ya elleri tutsaktır yiyemez, ya dili lâl diyemez, ya herşeyi ve ve hepsini ister elde edemez... Belki çaresizliği bilir, isyan edemez, bazen Onun tutsaklığına lanetler okuyarak kendini tutsak eder. O koku var ya o koku, sadece adamın üzerine sinmiş değildir aslında. Sana sinmiştir. Evine, odana, arabana...ruhuna işlemiştir bir kere... Bazen atsan atılmaz, satsan satılmazdır, bazen varlığına tahammül edemezken aynı anda gitmesin diye bir damla yaşta boğulmaktır... İşin belki de başkalarınca asla anlaşılamayacak ve senin de asla ifadelendiremeyeceğin en acı yanı Onu başkasıyla paylaşmaktır. İşte yaşamın bu bölümüne ben "doymadan aç kalktığımız sofra "diyorum... Sevgiyle kal Yeşim...

14 Haziran 2007 12:05
Toplam blog
: 79
Toplam yorum
: 180
Toplam mesaj
: 65
Ort. okunma sayısı
: 1959
Kayıt tarihi
: 17.07.06
 
 

Salyangozları bilirsiniz... Onları görmeseniz bile geçtikleri yerde bıraktıkları izlerden anlarsı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster