Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Ne varmış Milliyet Blog'da?

Nilgün hanım çok genç, bizler yaşlı dolayısıyla ortalamada denge kurulur. Zaman öyle hızlı geçer ki, " Daha dün üniversiteyi bitirdim, iş arıyordum şimdi ise emekli oluverdim" dersiniz.

10 Nisan 2011 03:57
Milliyet Blog’da değişimin sancıları

Toplumsal bir durgunluk içindeyiz. Son yıllarda yaşananlar bezdirdi bizleri. Ben toplumsal sorunlardan yoruldum, tükendim. Bir günde en az on konu aklıma geliyor, yazmaya gelince; bir klavyeye bakıyorum bir ekrana ve başlıyorum blogları okumaya. Çok yazdım, yayınlandıktan sonra birçoklarını sildim. Blogdaki arkadaşlarımı seviyorum. Kaydımı sırf bunun için sildirmiyorum. Yazınızda haklısınız. Bir günde 3 yazı yazarken üstelik resim de hazırlarken büyük bir heyecan duyuyordum. bu saatte oturmuş haberciden gelen yazıları okuyorum. Yazıyorum ama yayınlatmak içimden gelmiyor. Konuyu gündeme taşımanıza sevindim. Selamlar

10 Nisan 2011 03:43
Blog Nobel 2011 ve AML

Acil şifalar diler, her şeyin gönlünüzce olmasını dilerim. selamlar

09 Nisan 2011 02:19
Beton dökmüşler.

Bu yazınız da sevinirdi beni... Adana'nın bu mevsimindeki samimi turuncu/sarı sıcağından Selamlar,

18 Mart 2011 01:20
Buraya kadar!

Yukarıdaki yazınız beni üzdü. Çok sevdiğim Mustafa Mumcu Blog üyeleri arasında dernek kurma çalışmaları yapıyordu. O dönemlerdeki hareketlilik geri dönüyor diye düşünmüş, sevinmiştim. Selamlar

16 Mart 2011 22:28
İklim Bayraktar - Cinsel Taciz - Ruh Sağlığı - Anlaşılmayan Psikolojisi!!

Bu bayan, hazırladığı kitap dosyasını ünlü bir yayınevi vasıtasıyla yayınlatmak istiyormuş. Aslında dikkatlice bakınca dünyanın en dürüst hümmanist satançısı "Mary Louise "Meryl" Streep"e olan fiziki benzerliğini de kullanarak bir yönetmenin dikkatini çekmeyi başarabilir. Ben oğlu adına, ailesi adına üzülüyorum. Gerçekten travmatik bir durum. Bir de mahalli gazetelerde bu tip çalışanlar vardı. Dosyalarla gelir, boş boş kunuşurlar ünlü köşe yazarlarıyla ilgili yaşadıkları hayali bir de anılar anlatırlar, ikinci gün gazete ve ekindeki fatura (hiç olmayacak bir davet bedeli) ile gelirlerdi. Onları hatırladım. Hastalık olarak nitelemek onun yaptığını hafifletmek anlamına gelir. Geçmişi de bu tip konularla (ismi Ayfer'ken ) anılmış Her şey gönlünüzce olsun.

15 Mart 2011 06:27
Mantar ve Siğil Çocukların Ayaklarını Tehdit Edebilir

Aralık 2009 yılında emekliye ayrıldım. Tarihleri, günleri karıştırır oldum. Doğru tarih ocak 2011 olması gerekliydi. İlacın ismini yazmam hata olur diye düşündüm. Sprey şeklinde mantar ilacı. Laf aramızda bitkiden, kortizon iğnesine, il 33 denen siil ilacını dahi (bulaşmasın diye çünkü biri sulu ekzama demişti.- sinirlenmiştim.) sürmüştüm. Mesaöa ara verdi. ilacı buldum, nasılsa sadece siz okuyacaksınız; Travogen sprey. kremi de var. Gerçekten mucize. Daha önce oğlumun fenerli doğduğu ile ilgili bir mesaj yazmıştım. Eşim sayesinde _önce çok şikayetçiydim_ FB'nin hiç bir maçını (TV'den) ve yorumları kaçırmıyorum. Teknik bilgim çok arttı. Henüz geçen sene; "Hakemdeki sarı, kırmızı kartlar maç sırasında ya biterse ne yapacak" diye sorardım. Bir de sizi güldüreyim: 1984'de bilgisayar programcılığı kurslarına gitmiştim. Hazırladığım dosya kağıtlarını kullanmayınca, boş sayfalar araya gitmesin yazık olur diye farklı isimle bilgisayarda kaydediyordum. Selamlar

15 Mart 2011 06:02
Mantar ve Siğil Çocukların Ayaklarını Tehdit Edebilir

Avuçlarımda kaşıntı oldu, dezenfekte etme uğruna çok şey uyguladım. Doktorlar (aralarında Prf.da var) Ekzama ve sedef arasında her biri ayrı teşhis koymuştu. Ustelik Bir ünv. hastanesinde de yarım santim çapında sivri uçlu bir oyacak gibi cihazla avucumdan parça almışlardı. (Canım çok yanmıştı.) tahliller, alerji testleri v.s. dört yıl içinde üç hastane 2 cilt doktoru muayenehanesine gitmiştim. Çocuklarıma bulama korkusuyla kendimi adeta tecrit ettim. Sonuç: ( Ocak 2014'ün 2. haftası) elimdekileri gören bir bayan çantasını açarak küçük bir şişedeki sprey şeklindeki ilacı uzattı; verdiği an ve sadece ikinci gün sabah sıktım. avuçlarımdaki her şey ikinci gün silinip gitmişti. Paylaşmak istedim. (Bu yazı da haberciyle gelmedi.)

14 Mart 2011 00:52
Et - Balık Kurumu Şubeleri Neden Modern Görünüşlü Değildir?

Et ve Balık Kurumları birer birer kapatıldı/kapattırıldı...Hayvancılık sektörü iyi bir ivme kazanmıştı. çok değil yanılmıyorsam 3 yıl önce Adana ve Konya'daki Et balık Kurumlarının da dahil olduğu kesimhaneler de kapatılacaktı. Meslek odaları kendi aralarında toplantılar yaptılar, görüş bildirdiler... Seçimin yaklaştığı bu günlerde işsizliğe ilaç gibi gelecek (!).... umarım Öğretmen atamaları da yapılır. Keşke film geri dönse; Sümerbank'ın tırlara yüklenip yola çıkmış pırıl pırıl makinaları da gitmeseydi, taksitle satıldığı (Adana çırçır ve dokuma-Ceyhan yolu üzr.) dosyaları sehven yanmasaydı. Tekel'in pırıl pırıl makinaları (geçen yıl-sanırım devam ediyor) sökülmeseydi. Et balık kurumları en modern binalardı.... satış bürolarını kimler yönetecek, kimler işe alınacak(?) Dedim ya seçim yaklaşıyor. Bir de Çukobirliğe de el atsalar... Girdi maliyetleri ile bu kadar oynamasalar, müstahsil, tüccar, sanayici memnun dolayısıyla halk da memnun olacaktı. 1 istihdam = ..... ? oy eder

12 Şubat 2011 02:25
Kitabım çıktı amma, boyum uzamadı!...

Hayırlı olsun. Raflardan kitabınızı almak için sabırsızlanıyorum. ( Şehri tam olarak bilemiyorum; (İnşallah dağıtım ağınızda Eskişehir yolu üzerindeki Ankara D&R şubeleri de olursa sevinirim. Olmazsa da onlardan istetirim.) Selamlar

17 Ocak 2011 22:39
Toplam blog
: 73
Toplam yorum
: 68
Toplam mesaj
: 20
Ort. okunma sayısı
: 497
Kayıt tarihi
: 03.07.07
 
 

Yaşamsal boyutta etkilendiğim; kimi zaman bir kısım, kimi zaman bütün insanların orijininde birle..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster