Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Sahte zafer çığlıklarıyla uykuda kalanlar

Merhaba, Adamın biri varmış, o kadar pişkinmiş ki suratına tükürsen çok şükür yağmur yağıyor dermiş.Bizim FB'lerin hali de fıkradaki pişkin adamın durumuna benziyor.3 Temmuz süreci patladığında, biz ken fazla karakola gider ifademizi veririz, kuruluruz dediler.Karakoldan emniyete gittiler, sıradan uygulama dediler. Emniyetten savcılığa götürüldüler, çaya davet edildik dediler.Savcılıkta içilen çay midelerini bozdu, sorgu hakimi bizi rahatlatır dediler. Tutuklamalar başladı, ilk duruşmada çıkacağız dediler.İddianame yazılmaya başlandı, bizimkiler morallerini bozmadılar, cezaevinde kıdem kazandılar. Yargılama başladı, bitti, hüküm giydiler, bu işin bir de Yargıtay ayağı var dediler.UEFA'da ceza üstüne ceza aldılar, UEFA karanlık güçlerin maşalığını yapıyor dediler.Sözde, 'Birileri'' FB'nin yükselişini hazmedemiyorlarmış, dünyadaki bütün kupalara el koyacağından korkuyorlarmış, bizimkilere tezgah yapıyorlarmış.Şimdi sırada Yargıtay kararı var. Oradan da ne çıkacağı 3 aşağı,5 yukarı belli.

23 Temmuz 2013 10:01
Blog yazmak, blok okumak.

Merhaba, Eskiden, MB'daki ilk günlerimde yazı yazmak istediğimde ne yazacağımı pek bilemezdim, yazımın çok kısa olmaması için aşırı çapa çarcardım.Zamanla MB okulunun faydasını gördüm, kendimi geliştirmeye başladım.Artık meramımı anlatırken uzun uzadıya cümleler kurabiliyordum.Bu defa da çok uzun yazdığımı, çok uzun yazıların da okuyucuyu sıktığını fark ettim.Konuyu bir utasya açtım, o bana yazıyı uzatmadan mesajını verebilmek ustalık işidir demişti.Ve ben hala o kıvama gelemedim. Belki de öykücülüğe aşırı merakımdan olsa gerek,yazıyı kısa kesemiyorum.Mesela yorum yazarken kontrolden çıkıyorum,yazdıkça yazıyorum.Çok kısa,alışılmış, tekdüze, hep aynı beylik cümlelerle yazılmış yorumların yazara saygısızlık olacağını düşünüyorum.Fakat,hal böyleyken; bu yazınızın ana fikri tam bana göreydi, eğitici ve öğreticiydi. Umarım,yakın bir gelecekte, yazıları don lastiği gibi uzatmadan mesajımı vermeyi öğrenebilirim.Bursa'dan selamlar.

21 Temmuz 2013 12:23
CAS Fenerbahçe ve Beşiktaş kulüplerine yazı gönderdi

Merhaba, bu yazınızda çok önemli bir konuya değinmişsiniz. Fenerbahçe cenahına bakılırsa, dünden beri tüm Türkiye'de bir bayram havası estiriliyor. Sanki UEFA'da resmen aklanmışlar da elemelere bileklerinin hakkıyla gidiyorlarmış gibi bir algı yaratılmak isteniyor.Yanlış hesap Bağdat'dan dönermiş. Bizdeki şikecilerin hesabı İsviçre'den dönecek,takke düşecek, kel görünecek. Keşke bugün biraz temkinli olsalar da yarın mahçup olmasalar.Ne diyelim?Yaşarsak 28 Ağustos göz açıp kapayıncaya kadar gelir.O günü hayal ediyorum da bizdeki şikecilerin çok erken ve lüzumsuz olarak havalara girdiğini düşünüyorum.Umarım aklanırlar gibi riyakarlık yapmıyorum, en ağır biçimde cezalarını bulurlar diyorum.Son gülen iyi gülermiş. Bakalım o gün geldiğinde kim gülecek, kim ağlayacak? Bursa'dan selamlar.

19 Temmuz 2013 15:06
Bir ülkeyi nasıl çökertirsiniz

Merhaba, yazınızı ilgiyle okudum. Fakat bir konuda itirazım olacak.Bana göre, Emperyalist dış güçler bir ülkede yönetimi ele geçirmek istiyorlarsa, bunun en kısa ve zahmetsiz yolu, ya iktidar sahibini elde etmek ya da daha önce elde edilmiş elemanları ülkede yönetime getirmektir.Örnek mi?Mesela İran...70 li yılların sonunu hatırlıyalım.Humeyni Fransa'daydı.Halk Şah'a isyan etmişti. Humeyni bir çağrıda bulunduğunda etkisi çok kısa sürede görülüyordu her Allah'ın günü halk sokaklara dökülüyor, nümayişyapıyorlardı.Bir gün bir gazeteci dönemin Başbakanı S.Demirel'e bu konuda nedüşündüğünü sormuştu.Demirel'de ülke dışında otuuran bir insanın bir sözüyle memleketini karıştırmasına ihtimal veremiyoru demişti.Önceleri biz bu demecin içinde saklı olan kinayeyi anlamamıştık.Ne zaman Şah kaçtı, Humeyni ülkeye döndü, mollalar ymönetimi ele geçirdiler, ilk yaptığı işlerden biri de Irak'a savaş açmak olmuştu.İran-Irak savaşı tam 8 sene sürmüştü, iki taraf da kaybetmişti! Bursa'dan selamlar.

06 Haziran 2013 13:53
Öyle bir geçer ki zaman..

Merhaba,yazının başlığını görünce, son bölümleri 12 Eylül'le irtibatlandırılan dizi filim hakkında bir yazı olduğunu düşünmüştüm.Değilmiş, iyi ki değilmiş.Ben o günleri çok iyi bilen ve acısını yaşamış biriyim.Keşke o günler hiç yaşanmasaydı da gençler ölmek ve öldürmek yerine sadece aşkı ve sevgiyi konuşsaydılar, kurşun yerine birbirlerine çiçek atsaydılar.Yazıda verilmek istenen mesaj anlamlı ve hoştu.Sevginizin daim olmasını diliyorum.Bursa'dan selamlar.

30 Mayıs 2013 19:12
Engelliler Vakfı'na duyuru

Merhaba; çok önemli bir konuya değinmişsiniz.Bursa'da ikamet eden bir engelliyim ve bu konuda çok sıkıntılıyım.Telefonda kendini bir engelli derneğinin yöneticisi olarak tanıtan bir hanım; Barış Manço Kültür Merkezi'nde Tiyatro etkinliği tertip ettiklerini belirterek bilet satmaya çalışıyor ve bilet bedeli olarak da tam 50 TL talep etme yüzsüzlüğünde bulunabiliyor.Ben engelli olmasam, TSD Bursa Şube üyesi olmasam,dönen dolapları bilmesem belki de bu vicdansızların sözüne kanacağım.Bu vicdansızlar sadece bilet satmakla da yetinmiyorlar 4 sayfalık basılı bir mekrukeyi de dergi niyetine pazarlıyorlar. Geçen Ramazan ayında büyük oğlum bu dergilerden birini almış, eve getirdi.Dergi denilen yazılı evraka bir göz attım, oradan buradan derlenmiş bir kaç yazı vardı fiyatı da 5 TL idi.Bunu neden aldın oğlum dedim; hayır yapmak amacıyla aldım dedi.Bu vicdansız insanlar hayırsever, hamiyetli insanları nasıl etkileyeceğini çok iyi biliyorlar, engellilerin hakkına göz dikiyorlar.Bursa'dan selamlar.

05 Mayıs 2013 13:50
Puştun öyküsü

Merhaba, Bildiğiniz gibi Osmanlı tam 600 yıl hüküm sürmüştür. Yazıda konu edilen dönem hangisidir?Kurgu olduğu daha ilk bakışta anlaşılan ''Hikaye'' son derece saçmadır. Çünkü ne mantıken ne de ahlaken elle tutulur yönü yoktur.Yazıda bir yerleşim yeri ismen zikredilmektedir. Orada oturanların içinde Puştlar sayıca çok olmalıdır ki, daldan elma toplanır gibi sokaktan 20000 puşt toplanabilmektedir. Beyim, lütfen biraz ciddi olunuz.Bir yazı yazarken konuyu enine boyuna araştırınız, inceleyiniz, vicdanınız el veriyorsa yazınız.Ben emekli dokumacıyım. Sizce o günkü şartlarda 20000 başlık Bursa'dan İstanbul'a nasıl gönderilir?Bu konuda fikir yürütebilmek bugün için bile zordur.İşin doğrusu, kumaşlar top halinde gönderilir, ne tür başlık yapılacaksa kumaş ancak ondan sonra sarılır. MB ortamında ilk defa bu kadar pespaye ve rezilce bir yazı okuyorum.Son lafım, yazıklar olsun...

26 Nisan 2013 19:25
''Melekler yüreğinizden öpsün''

Geçmiş olsun, Allah şifa versin.Umarım en kısa zamanda eski sağlığınıza kavuşursunuz.

24 Mart 2013 14:01
Demek ki hala istedikleri baskıyı kuramamışlar!!! İşinize bakın!!

...Maçta başarı gelsin, gelmesin, FB oynarken aklıma ilk önce şike meselesi geliyor.Şike gibi insanlık suçu bir fili işlerken suç üstü yakalananların pişkinliği de beni feci biçimde bayıyor. Hepimiz insanız, pekala hata yapabiliriz, hatamızı kabul eder, özür dileriz, mesele de kapanır gider. Fakat bir insan FB'li olunca iş değişiyor, ne kadar çirkin olursa olsun, hatalar meziyetmiş gibi lanse edilebiliyor.Bursa'dan selamlar.

19 Mart 2013 17:33
Demek ki hala istedikleri baskıyı kuramamışlar!!! İşinize bakın!!

Merhaba, doğme büyüme Bursalı ve haliyle Bursaspor taraftarı olarak ben, İstanbul takımlarına biraz soğuk bakıyorum. Fakat, diğer ikisiyle mukayese edildiğinde, Gslatasaray'ı apayrı bir yere koyma gereğini hissediyorum.BJK'yı bir tarafa bırakalım, GS ve FB'yi mukayese ettiğimde, ortada, GS lehine çok büyük fark görüyorum. Örnek vermek gerekirse: GS mağlup olduğu maçlarda suçu hakeme, saha ve iklim şartlarına, medyaya ya da uzaylılara yüklemedn, mertçe özeleşrtiri yaparak hatasıyla yüzleşebiliyor.Böyle olunca da ne oluyor? Birr sonraki maçta aynı hatalardan sakınılıyor.Peki FB bu gibi durumlarda ne yapıyor?Ne yapacaktı ki? Her zamanki gibi çamura yatıyor, kendi hariç Türkiye'de kim ve hangi kurum varsa suçu o'nun üzerine yıkarak zeytinyağı gibi üste çıkmak istiyor.Size çok samimi bir söz söyleyeyim, GS'nin Avrupa Kupalarında oynadığı maçta bizim evde herkes GS'li oluyor,GS 'nin başarısı hepimizi sevince boğuyor. Peki diğerleri oynarken ne hissediyoruz? Burada iki yüzlülük yapmayacağım..

19 Mart 2013 17:29
Toplam blog
: 1
Toplam yorum
: 574
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 146
Kayıt tarihi
: 11.12.06
 
 

1959 Bursa doğumluyum. İlkokul mezunuyum. Tekstil sektöründe havlu dokuma işçiliğinden  malülen e..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster