Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Altı aylık ömür

Ben diyorumki; herkes öleceği günü bilse ve gerçekten bilse, neler olurdu acaba? Altı ay, bu şekildeyse, 20 yıl, 30 yıl nasıl olurdu. Şayet herkse bilseydi yaşayacağı yıl miktarını? Hadi varsa böyle bir yazı düşüncenizde, merakla beklerim.

20 Mayıs 2007 20:45
Yavaş yavaş ölmek ister misiniz?

Süper bir yazı arkadaşım. Başlık şu açıdan önemli. Yavaş yavaş değil, hızla yok oluyoruz, hızla. İnsan yaopacaklarını ve yapmak istediklerini ertelememeli. Hele belli bir yaştan sonra asla yapmaması gerekir. Önemli olan bu andır, yaşadığımız şimdidir. Hiç bir şey ertlenmemelidir.

20 Mayıs 2007 20:41
Neden bu kadar çabuk kopuyor dostluklar?

Arkadaşlık konusunda haklı olabilirsiniz belki. Dostluk farklı bir şeydir. Beklentisizliktir. Karşılıksızlıktır. Arkadaşınızdan bir şeyler, karşılık bekleyebilirsiniz belki. Dostunuzdan asla beklemeyiniz. Yoksa dost olamassınız. Arkadaşınıza olsun, dostunuza olsun, sevgilinize olsun, kime olursa olsun, yaptıklarınızı siz istediğiniz için yapmışsınızdır. Sizi kimse zorlamadı. Demek istediğim sevgili Bensu, Beklentiler hep, mutsuzluk yaratır. Beklentisizlikler ise mutluluğa giden yoldur. Teşekkür ederim.

19 Mayıs 2007 23:47
Eğitim ve öğretim üzerine

Bende bir süre mesleki eğitimle ilgili yazdım. En son kılık-kıyafetle ilgili yazmıştım, bana göre farklı bir aşıdn baktım. Kalıpların dışında bir bakış açısıydı. Sizin yazınızda öyle. Halen bir çok öğretmen kendini eğitimci zannediyor. Bilimsellikten çok çok uzaktalar. Eğitim ağırlıklı olarak bilimdir. Öğretmenler öğretirler. Bunun için yetiştirilmişlerdir. Çevre olarakta, herkes gibi eğiticidirler. Ama asıl eğitimde AİLE den alınır. Bu tür yazıların artması dileğiyle.

19 Mayıs 2007 00:49
Blog yazmak istiyorum... Rahat bırakın.

Güzeldi.

18 Mayıs 2007 19:17
Sanatkar insan

El öpmez, öptürmezde...... aynen katılıyorum özellikle bu paragrafa. Sanatkar bir insan aynı zamanda meslek sahibidir. Mesleğini icra ederken, türlü kılıklara girmesine gerek yoktur. Yani mevki, makam, yağcılık vs. Ülkemizde meslekli insanların sayısı arttıkçada, hem kimlik bunalımlarımıza çare bulacağız, hemde yaşam kalitesi açısından, bu kadar düşük seviye basamaklarında kalmayacağız.

17 Mayıs 2007 21:44
Kanser

Yazınız banada bu hastalık yüzünden kaybettiklerimi hatırlattı. Günün birinde çaresini bulmalarını diliyorum.

17 Mayıs 2007 21:14
Blog etkileşimleri

Diğer taraftan bu milliyet blog editörünün gayretleri ve blogun düzenleniş kurallarıdır. Daha önce yazdığım blogların çoğunda, buradaki gibi saygı ortamı ve bahsettiğiniz oto kontrol mekanizması oluşmuş değil. Bu yüzden şanslıyız.

17 Mayıs 2007 21:08
Aklım karıştı da...

Sandık, bu karmaşayı çözebilecekmi? Beni, bundan sonrası çok endişelendiriyor. Devamlı karışıklık yaratılmaktadır. AKP yine tek başına gelirse, ne olacaktır? 27 Nisan yazısı gerimi çekilecektir. Geri çekilecekse, neden bu kadar karıştırıldı? Bu yüzden sandığın, pek çözüm gibi durmamasından, hayli endişeliyim. İnşallah, yanılıyorumdur. Karışıklık çok uzun sürecek gibi. Patlamayı kullanmalarıda olasılık dahilindedir. SAygılar.

17 Mayıs 2007 15:52
Bastırma ve yumurta

Bastırma lezzetinde yazının sonlarına doğru geldiğimde üzülüyordum. "Nerede RAKI" diyerek. Okuyunca rahatladım. Yanında birde, can alıcı yerinden, filato inceliğinde, müzik eklenince, bastırmanın keyfine yakışacak bir yazı çıkmış ortaya. Büyük keyif aldım. Afiyet olsun.

17 Mayıs 2007 15:34
Toplam blog
: 144
Toplam yorum
: 574
Toplam mesaj
: 168
Ort. okunma sayısı
: 884
Kayıt tarihi
: 06.02.07
 
 

Gazete ve kitaplara hep tersten göz atar, daha sonra okumaya başlarım. Bu özelliğim devrik cümlel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster