Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Al sana mahalle baskısı, şehir, ülke baskısı!

Senin yaşadığın bir mahalle baskısı değil görgüsüzlük. Ben senin yaşadıklarını hem açık kadınlarla hem kapalı kadınlarla yaşadım. Oturmuyor erkeğin yanına ne yapalım. İnsanlara yer veriyorsun bir teşekkür yok. Hadi bunları gencimiz, çoçuğumuz görgü ve nezaket kurallarını unutmuşuz. Büyüğe saygıyı bırak adamın babasına, anasına, öğretmenine saygısı yok. Mahalle baskısından değil adam olamamaktan gelen bir konu. Çevrene bak hergün ve her yerde görürsün. Üzgünüm. Ama oluyor.

11 Şubat 2008 14:06
"Türbanla alemlere akanlar"

Ben kendimi bilirim. İster kapalı ister açık olsun kendimi bilirim ve herkese aynı şekilde davranmaya çalışırım. Birilerin korkusu yüzünden kendisini kapaması gelen tehlikeyi azaltmaz. Şunuda belirtmek isterim ki insanlar bazen ne yapacaklarına şaşırır nasıl giyineceklerini bilemezler. O hataları onları bağlar. Ama özellikle şunu iyice belirtmek isterim ki şaşakınlıklarından ne yapacaklarını bilemeyenler yüzünden bütünü karalamamak gerekir. Zira ayıp kişinin kendisine aittir. Bulunduğu yerin hakkını veremiyorsa, giydiği kıyafetin gereğini yapamıyorsa onun ayıbıdır. Zira hesabını kendisi verecektir. Ben bir yanlış yaparsam cezasını siz çekmezsiniz. Sevgiler ve saygılar...

06 Şubat 2008 16:12
"Türbanla alemlere akanlar"

"Ama ben türban takanın içki içmediğini sanırdım. Ya da türbanın kendi halinde ve inancıda müslüman kadınlara, aklı cinsellikten ötesine çalışmayan terbiyesi ve ahlaksız erkek tayfesinin bakmasını önlemek için takıldığını düşünürdüm" diye başlayan ve devam eden paragraflarda ne anlattığını anlamak zor olmasa gerek. Zira kişilerin yaptığı yanlışlar kişiler bağlar. insanların neye niçin baktıkları önemlidir. Zira bakışlar insanların fikirlerini ve düşüncelerinin özetini yansıtır. Nasıl ve neyi düşünmek herkesin bileceği bir iştir. Buna kimse karışılmaz ama bunu başkalarına ve genele uyarlamak işte esas yanlış budur. Kapalının yanlışı varsa açığın yanlışı olmaz diye bir şey yoktur. Hele yanlışı yapanı genele vurup yorum yapmak en büyük yanlıştır. Sevgiler...

06 Şubat 2008 14:29
"Türbanla alemlere akanlar"

Diyorsunuz ki başörtüsü dinimizde yok. Ama sonra diyorsunuz ki başörtüsü takınca bara gidemezsin, ,içki içemezsin, başı açıkların yaptığı gibi barda dans edemezsin ve hatta öpüşemezsin. Niye çünkü sen kapalısın. Niye çünkü sen dinine bağlısın ve daha inançlısın. Sen muhafazakarsın. Niye başı açılar yapabilir başı kapalılar yapamaz mı. Başı açıklar muhafazakar olamaz mı. Başı açıklar inançsız mıdır. Yoksa barlarda yapılanlar ayıp mı. Ozaman sizler niye yapıyorsunuz. Sizlerin ne işi var. Ben onların yaptıklarını hoş karşılamıyorum. Ama biliniz ki sizlerinki de hoş ve doğru değil. Çünkü hem dinimizde örtünme yok. Hem örtünenler yanlış yapınca bak dinsizlere diyorsunuz. Yok arkadaş yok giysiyle olan bir şey değil. Kalp ve kafa işi. Gerici olmak kapalılıkla değil kafayla olan bir iş.

06 Şubat 2008 13:25
İki (!) büyük adam...

Yo ya hiç bir şey demiyeceğim ne bileyim kafa açmak ile inanç için kafa kapatmak arasındaki farkın geri kalmışlıkla ne ilgisi var. Yobazlık körü körüne bilmeden bağlanmak olduğunu iyi biliyorum. Bu yobazlığın esasında okumuş ve kötü niyetli insanlardan da geldiğini iyi biliyorum. İçi fitne ve fesat dolu olup bu milletin varlığını bölmek isteyenler bu insanların dinine de, yaşam tarzınada her zaman karşı çıkmışlarır. Atatürk zamanında yaptığı devrimlerle okumuş ve halkı kölesi haline getirmiş dinci yobazların hakimiyetinden kurtarmıştır bunu kabul ediyorum. Ama bu günde maalesef çağdaş yobazlar daha çok yani tam tersi. Çünkü kendi anasının elbisesine karışıp yaşamını değiştirmeye gayret ediyorlar. Yarın kendi çocukları onların yaşamlarını ve inançlarını değiştirmeye çalıştıkarında bunu çok iyi anlayacaklar.

19 Eylül 2007 14:53
Tecavüz edildim

İnanın bunlara yorum yazmak doğru değil. Elimize geçirsek ancak tükürülür. Maalesef günlük hayatta sıkça duyduğumuz en kötü olaylardan birisi. Bu gün gazetede okudum bir subaya tecavüzü yarım kaldı diye ceza indirimi yapmışlar. İşte zihniyet. Sen indirirsen diğerleri azar ve kahrolası olaylar olur. İnsanlar sevgi ve saygı çerçevesinde ilişkilerine devam etmiyorlar. İçinde insanlık olmayanların yüzüne yansısa en azından uzak dursak diyeceğim. Neyse boş verin hayatta adam gibi adam olan insanlarla karşılaşmak dileğiyle sevgiyle kalın.

12 Eylül 2007 17:38
Ne sayımız az, ne gücümüz ne de inancımız!

İşte Türkiye Cumhuriyetin temel ilkereri bizim en önemli yaşam kuralımızdır. İşte buraya nokta koyuyoruz çünkü bunlar anayasamızda değiştirelemeyecek hükümler içerisinde. Ama ülkeyi karagaşaya ve bölünmüşlüğe doğru götüren bu sivil kujruluşlar insanlarımızın içlerine korku salarak sanki gelenler sizleri irana döndürecek gibi anlamsız ve gerçek dışı eylemlerle insanları yıldırmaya çalışmakta ve ülşkemişzin gelişmesini engellemektedir. Du sivi toplum örgütlerinin kuruluş amaçları ve hedefleri bunlardır. Bunlar için gerekirsen birilerini maşa olarak kullanıp cumhuriyet gazetesini ve danaıştay gibi kurumları dahi yok edebilir. Yeterki amaçlarına ulaşabilsinler. Şimdilerde başbakanın ve cumhurbaşkanın menşei tartışılıyor hatta kitaplar yazılıyor. Hiç demiyorlarki bu sivil toplum derneklerinin kökü nerden geliyor ve daha önce yaşam tarzları nasıldı.Gizli hedefleri ve gizli politikaları olan ve bunu ulu önder Atatürk'ün arkasına gizlenerek yapan kuruluşlar işte bunlardır. Kanmayın, aldanmayın

30 Ağustos 2007 13:14
Bir akşam sefası

Çok üzgünüm bu blog hiç güzel olmamış. Ama maalesef ben böyle yazmamıştım. Satırlar ve cümleler yer değiştirmiş ve tam bir anlamsız metin çıkmış ortaya herkesten özür diliyorum

20 Ağustos 2007 13:59
Aslında bize dayatılan

Her yönüyle açık ama biz en açığı olan bu parlemantonun Cumhurbaşkanını seçmesini ve daha sonraki seçimlerin halkın katılımıyla yapılmasını istiyoruz. Kargaşadan uzak ve da demokratik olacaktır. Bizi anlamayanlar değil bizi anlayanlar herzaman kazanacaktır. Hayırlı olur inşallah. Sevgilerle

14 Ağustos 2007 13:29
Aslında bize dayatılan

Nihayet seçimler geldi sonuçlar açıklandı aslında herkesin beklediği bir tablo çıkmadı. Çünkü beklentiler meydanlardaki gibi değildi. Taşıma su ile değirmen döndürenler seçimlerde bu değirmeni dönderemediler. Halk benim yetki verdiğim insanlar karar yetkisine sahiptir dedi. Verilen bir söz ve açıklanan bir aday vardı bundanda geri dönülemezdi. İşte burda fırsattan yararlanmak isteyenler ikilik için birbiriyle yarıştı. Kimileri dediki fedakarlık zamanı kimileri dediki sözden dönülemez. Karar verenler etki altında kalınca arada kaybeden yine halk olacak aslında. Bütün bunlara rağmen aday Sayın Gül hayırlı olsun. Fayda gelir zarar gelmez inşallah. Fakat önümüzde bire refarandum var. Bu refarandum eğer bu ay cumhurbaşkanı seçilemezse farklı olur. Seçilirse daha farklı. Seçilirse bir sonraki cumhurbaşkanını halk seçecek. Seçilemezse ülkemiz 45 gün içerisinde yeni bir erken seçime gidecek ve mevcut sistemdem dolayı aralık ayında hal cumhurbaşkanlığı seçimi için tekrar sandıklara gidecek.

14 Ağustos 2007 13:27
Toplam blog
: 196
Toplam yorum
: 114
Toplam mesaj
: 29
Ort. okunma sayısı
: 478
Kayıt tarihi
: 28.06.07
 
 

Doğayı seviyorum. Onun içinde yaşamayı ve güzelliklerini tatmayı seviyorum. Yaşamayı ve hatta ölü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster