Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
28 numaralı koltuk...

Serdar her gülmek istediğimde "Yağmur Duası" bloğun ile bunu okuyorum. sanırım bu okumam ile 3 ya da 4 oldu. Eline sağlık arkadaşım, normal olaylardan bu denli ince mizah çıkartabilmek hayata apayrı bir bakış açısı gerektiriyor. Sevgilerimle.

17 Mart 2008 19:40
Acaba!

Taşınır tabi ki ama aşklar üzerine düşünmemeyi her seçtiğimizde, yeni gelenle beraber korkularımız, bağımlılıklarımız, tepkilerimiz tekrarlanıyor. Bir atasözü vardır "Allah dağa dert vermiş, dağ bile çatlamış, insan dayanmış" derler. İnsan kalbi çooook geniş, her yükü kaldırabiliyor. En azından ben bunu yaşadım ve diğerlerinde gözlemliyorum. Sevgilerimle

14 Mart 2008 16:30
Aşk nedir?

Öncelikle uzun zaman sonra aramıza yeniden hoşgeldiniz, sevindim sizi gördüğüme:) 1. "bana iman etmiş birinin kalbinde gel" dediğimizde de sınır koymuyor muyuz? Bize Tanrı'nın neyi nasıl öğreteceği belli olmaz. Belki tam beklentilerimizin zıttında birini severek öğreneceklerimiz vardır. 2. "Aşk belki cinsellikle gelmez" demişsiniz. ben buna kesinlikle katılmıyorum. Aşkın içinde her zaman cinsellik vardır, somutta yaşanmasa dahi, en azından arzusu vardır. Cinsellik olmayınca neden aşk daha ulvi ve Allah'a yakın oluyor? Üstelik dünyaya geliş biçimimiz cinsellikle olurken. Bir çok ruhsal öğretmen, eğer bundan bahsedersem, "daha basit, daha az ulvi ve daha az inançlı görünürüm" diye gerçek hislerini çarpıtıyorlar (kastım siz değilsiniz, genel bir gözlem). 3. İnsanların aşkı uzak tutmak konusunda kendi blokajlarını yarattıklarına tamamen katılıyorum. Ve haklısınız, korkusuzca sevemediğimiz zaman, her zaman kendi özümüze ve Tanrı'ya uzak kalıyoruz. Elinize sağlık, sevgilerimle.

11 Mart 2008 23:41
Yüz yazının ardından paylaştığım yolculuğum ve ezoterik bakış

Seninle gerçek öze doğru giden yolda karşılaşmak, hem özel hem güzeldi. Bulunduğun her yere ışık tutmaya devam etmen dileğiyle...

11 Mart 2008 23:29
MB ve Emek

Hiç böyle saçma şey duymadım. Bir insan nasıl bir başkasına ait bir şeyi sahiplenebiliyor? İnsanların ne yazım tarzını, ne de yazdıklarının içeriğini eleştiririm ama bu abartı olmuş. hele ki sen Nietzche'nin şiirini al, kendim yazdım diye ver:)))) Zaten bu şiir olayı en baştan gereksizdi. ya da kota konacaktı. İşte her blogta şu kadar şiir diye. ben sadece özel yazılara oy vermiştim ama. Çoğunluk öyle istemiş:))

08 Mart 2008 13:01
28 numaralı koltuk...

Yahu aynı ben. Her seyahatimde muhakkak bir araz çıkar. Gürültü yapan olur, klimayı fazla açarlar hep ben şikayet ederim,benden başka herkes rahat eder. Geçen hocayla konuşuyorduk. Ona da aynı şeyi diyorlarmış hep: Bugüne dek sizden başka şikayet eden olmadı beyefendi. O da: E ilk ben ediyorum işte, yetmez mi? dermiş. Benimki de o hesap. Bu arada ben de en önde oturup, şöforü tehlikelere karşı ikaz etme gibi bir misyon üstlenenlerdenim. Bir yolculukta hiç uyuyamadım. Şöforü aynadan dikizliyorum, adam da herhalde sanıyor, çok beğendim kesiyorum. Halbuki gözünü biraz kapamaya başladığını aynadan gördüğüm an, hemen atlayıp sohbet etme peşindeyim. Aman ben de arkadan almaya başladım çile bitti. İstanbul-Giresun otobüsünde ise her yaz çile vardı binenlere. Çünkü şöförün mikrofonunu alır, saatlerce şarkı söyler, fıkra anlatırdım. Şimdi diyorum çok sabırlılarmış yolcular. Gık demezlerdi. Haklarını bana helal etmişlerdir inşallah. Seni de çok özlemişim bu arada. Sevgiler.

06 Mart 2008 22:19
REIKI VE AKIŞA BIRAKMAK

Benim reikiyle ilk tanışmam annemin hastalığının ağırlaştığı döneme denk gelmişti. Arkadaşım olan bir reiki masterın çok yardımı olmuştu, ben de bana reiki yollandığında bu etkiyi deneyimlemiştim. Ardından kendimde başgösteren anksiyete yoğunlaştığından acilen bir reiki hocası aradım. Aklıma ilk gelenler, bir forumdan tanıdıklarımdı. Bir şekilde olmadı, hatta biraz incinmiştim. Ama sonradan düşündüğümde, talep ettiğim reiki masterın oldukça disiplinli ve üstat-çömez ilişkisi içersinde biri olduğunu anladım. ve sanırım ne kadar bilgili ve yönlendirici de olsa, dikbaşlı yapım nedeniyle, o zaman uyumlanmış olsaydım, bir çok sorun yaşayacağımı şimdi idrak ediyorum. Sonra, bu masterın hocasına ulaştım. Usui ve Karuna masterlığını aldığım Petek Kitamura Hocam, klasik bir öğretmen değil. hatta öğrenciyi oldukça fazla kendi başına bırakan biri diyebilirim. Ama şimdi düşündüğümde bunun benim için en uygunu olmuş olduğunu görüyorum. Yani akış, bize en uygun olan neyse onu veriyor. Sevgileriml

05 Mart 2008 15:55
Huzursuz ruhlar

Siz harika yorumlar yapıyorsunuz açıkçası, "kim beklentisiz olabilir ki?" demişsiniz. Doğru hepimiz bekleriz, sevilmeyi sayılmayı... Ama ben şunu farkettim. hiç bir zaman bu denklik olmuyor. Bana sevgi verenler o denli koşulsuz verdiler ki karşılığını vermeyi dahi düşünmedim. Şimdi bakıyorum o insanları ne kadar üzmüş olabilirim diye. Ama şu denklik neden olmuyor biliyormusunuz? 2. cevapta belirttiğim sebepten. aşklarım ve dostlarım hakkındaki yorumumu yeniden okuyun. herkes kendi gerçekliğinde, kendine has gelişim, değişim döneminde yaşıyor. Karşınıza biri çıkıyor, belki o kayıtsız bir döneminde aşktan bıkmış, ama siz uzun zaman beklediniz vermek ve sevmek için. Hoooop tüm sevginizi ona boca... Şimdi adam karşılık vermiyorsa problem onda mı, sizde mi? Hiçbirinizde... Sadece farklı gerçeklikler içindesiniz.

02 Mart 2008 21:39
Huzursuz ruhlar

sevda hanım, bir önceki yorumuma yazdığınız cevaba tamamen katılıyorum. "Herkes alacaklısından kaçar". ne güzel demişsiniz. Ama zaten ben de aynı şeyi iddia ediyorum. vermek evet karşındaki için olmaz. bazı aşklarımı ya da dostlarımı düşünüyorum, tek özellikleri hayatımın belirli dönemlerinde gelmiş olmalarıydı: yani sevmeyi özlediğim, aşık olmayı ve kendimden vermeyi, paylaşmayı sevdiğim dönemlerde gelmiş olan, belki de başka hiç bir özelliği olmayan kişilerdi. Ben diyorum ki cimrilik, kişiyi çoraklaştırır. verelim ama sonrasında da "aman çabalrıma karşılık alamadım" diye dövünmeden...

29 Şubat 2008 15:58
Kadın şekerdir

Atalarımız "Evleneceğin kişiyi, sabah uynadığı haliyle görmen gerekir" derler. gerçekten bir insanı tanımak için, bedeniyle bütünleşmek gerektiğine inanıyorum. Ruh ve zihni bölen düşüncelerden kurtulduğumuzda, bu mümkün olacak. hatta bir çoğumuz, beden yanımızda olmadan da bedenle bütünleşmenin mümkün olduğunu biliyor. (Bkz. yanlış anlaşılan Tantracılık) Yine de herkesi bu şekilde bir değerlendirmeye tabi tutmak mümkün olmuyor. Sen yine de herkesi kucaklama... Birilerinin sahibi vardır belki, herkes birbirini mal yapmaya meraklı olduğundan, "hırsız" derler sonra...

28 Şubat 2008 10:56
Toplam blog
: 12
Toplam yorum
: 194
Toplam mesaj
: 13
Ort. okunma sayısı
: 12775
Kayıt tarihi
: 29.06.07
 
 

Blogumun amacı; sağlıklı ruhsal yaşam ve psikoloji; özel ilgi alanım olan ruhsal (spiritüel) geli..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster