Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Elimde değil...

zaten gurbet ellerde denizsiz ve hamsisiz kalmışız. Haberlere bakıp iç geçiriyoruz uzaktan... şimdi bu yazı da özlem ateşimin üstüne benzin oldu. Artık tutamam kendimi gelirim tez elden anneciğimin yanına... o alıştırmıştı çocukluktan bize mısır ununda hamsi tavaya, üstüne dilinmiş limona soğana, yanında kocaman tepsi salataya. Ortalığın tepeleme kar dolduğu zamanlarda kara lahana çorbasıyla, hamsi kokusuyla ısınırdı içimiz. Ah o Karadenizimiz, en fırtınalı, hırçın, taşkın zamanında bile eksilmezdi ona sevgimiz. Ne yapalım, böyle yazılmış bizim Karadenizli genimiz. Umarım bir gün birlikte bir hamsi partisi veririz. Sevgilerle.

28 Kasım 2007 16:31
Kıskandığım...

bence kendine güvensizlik ve bilinç altında biriken sosyal çevresel yanlış yüklenmeler yatmaktadır. Birincisi belki psikolog ve "sevgilinin" sabırlı yardımıyla giderilebilir; ama ikincisini halletmek gerçekten zor olduğu kanısındayım. Çünkü burada bireyin değil koskoca bir sosyal anlayışın değişmesi gerekmektedir. Şunun şurasında sevgilinin sevgisinden eminsen çevresindeki başka karşı cinsi kıskanmanın; yok sevgisinden emin değilsen, bırak inceldiği yerden kopsun, karşındakine baskı kurup bunaltmanın, kalbini kırmanın alemi ne?! diye sormadan edemiyorum kendime. Kıskançlığı dozunda "nice aşklar" dileği ve sevgilerle.

26 Kasım 2007 02:16
Geleceğini satarak yaşamak!..

Bu iktidarın zihniyetinin ne olduğunu THY'nın tarikatçılara Said-i Nursi sempozyumu için yaptığı sponsorluk yeterince açıklıyor. Bu durumda Iğdırlıların, varoşların yoksulluğu umrunda mı adamların. Yeterki tarikat baronlarının, din bezirganlarının ve avenesinin gönlü hoş olsun... nasıl olsa onlar kandırır geri kalan aç, çıplak vatandaşı götürürler yine her seçimde oyları. Böyle giderse memleketin hali duman; biz de bu blog köşelerinde yazışıp yorumlaştığımızla kalırırız.

23 Kasım 2007 16:22
Bir yudum kahvede aşk…

elimi fotoğraftaki mangala doğru uzattım, sonra cezveyi ve kahveyi farkettim... "bu cezvenin sapı da ne sıcaktır ha!" diye düşünürken, burun deliklerimden genzime doğru bir kahve kokusu yayıldı. Sonra yazınız da küçük bir fincan Türk kahvesi gibi az, ama özlü ve lezzetli. Demek her şeyi düşünmüşsün.

01 Kasım 2007 06:44
Kurşuni

buram buram şiir kokuyor; belki de "düz yazılmış" şiirdir. Har halukarda bir kadının iç çelişkilerinin - ya da sıkıntılarının mı desem - başarıyla dışa vurumu.

30 Haziran 2007 21:20
Sigara nasıl bırakılabilir?

Ben de bundan 15 yıl öncesine değin 3 - 4 yıl kadar yoğun olmasa da sigara içtim. Sigara içmeye ilk, kaldığım öğrenci yurdundaki oda arkadaşlarımın uyuduğum vakitlerde kağıt oynarlarken fosur fosur sigara içmeleri sayesinde başladım; çünkü doğrudan sigara içmesem de duman altı olarak içmiş oluyordum; sigara içince hiç olmazsa araya filtre giriyordu. Gel zaman git zaman kendim de paket almaya başladım ve giderek birbirine sigara uzatan, içici bir sosyal çevrem oldu. Sigarayı bırakmayı denemelerim ne yazık ki bu sigara içen çevremin ısrarlı sigara uzatmalarıyla defalarca kesintiye uğradı. Ancak tatillerde ailemin yanına döndüğümde hem onlara kötü örnek olmamak hem de dumanıyla zarar vermemek için sigara içmiyordum; ilginçtir tatil boyunca da yokluğunu hissetmiyordum. Sigarayı mutlak bırakmam içici arkadaşlardan uzaklaşmam ve öğrenci yurdundan ayrılmakla mümkün oldu. O gündür bu gündür sigara içmiyor, sigara dumanından eskisinden daha çok rahatsız oluyor ve kesinlikle aramıyorum.

19 Haziran 2007 21:52
Arabesk hüzün

Sevgili Sema, Toplumumuzun ve bir kısım erkeklerimizin hastalıklı bir yanını, bu bağlamda gelişen kadınlarımıza yönelik trajediyi ustaca bir gözlemle çok çarpıcı bir şekilde öyküleştirmişsiniz; ama aynı zamanda oldukça objektif sosyolojik yaklaşım da gösteriyor. Devamı yazılarınızı şimdiden ilgiyle bekliyorum. Sevgilerle.

29 Mayıs 2007 08:19
Evrim sürecindeki insan yapısı

Sevgili Niko, yazında ilginç bir konuyu ele almışsın... güzel bir yazı olmasına karşılık önemli bilgi hataları içeriyor. Ben sana bu konuda TÜBİTAK'ın jeolojik devirlerle ilgili şu adresine bir göz atmanı tavsiye ederim (http://www.biltek.tubitak.gov.tr/bilgipaket/jeolojik/index2.htm); belki bu sayede yazında bazı düzeltmeler yapmayı sen de gerekli göreceksin. Yazma azminin eksik olmaması dileğiyle. Sevgi ve saygılarımla. (Not: Bu mesajı yayınlamazsan hiç kırılmam :-))

25 Mayıs 2007 22:59
Ateistler neden Allah’a inanmazlar 1?

Ben de inanmıyor ama keşke ölümden sonra yaşam olsaydı diyorum... ister cehennem ister cennet isterse aralarda bir yerde; ben hepsine razıyım. Tanrı da hesap soracaksa sorsun, doğrudan sorması tercih edilir haliyle, ama muhtelif melekler de aracı kabul edilir. Off of... böyle hepten yok olup gitmek çok acı. Nedir biz canlıların ölümden çektiği!

23 Mayıs 2007 11:24
Hükümet deviren “e-posta”lar

Sevgili Bibliyofil, Elektronik postama ister tanıdıklardan ister yabancı adres ve kişilerden gelsin bu tür aktarma emaillerle ilgili her defasında aklımdan sizinkine benzer eleştiriler geçmiş ve bunlara ayrıntılı bir yanıt vermek istemişimdir... lakin değmez deyip bu tür emaillere çöp klasörüne yollayıp kesinlikle başkasına aktarmayarak pasif bir tepki veriyorum. Siz konuyu benim de altına imza atacağım bir tarzda öyle anlaşılır ve ayrıntılı işlemişsiniz ki bundan sonra bu tür emaillere yanıt olarak sizin yazınızın adresini göndereceğim. Yazılarınızı ilgiyle takip ediyor, "tebrikler" ve "aynen devam" diyorum.

17 Mayıs 2007 18:54
Toplam blog
: 60
Toplam yorum
: 147
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 1291
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

Arkeolog olarak arkeoloji, Eski Çağ tarihi, günümüzde sit ve çevre sorunları başlıca ilgi alanlar..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster