Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Kendine hamile

İnsan bir an geliyor her şeyi göze alıp "kendine hamile kalıveriyor" .Büyük bir çoşkuyla yaşarken hamileliğini bu sefer de hamileliğini sorgulamaya başlıyor: Bu bebek nasıl büyüyecek, bebeğe nasıl bakılacak, toplumla uyum sağlayabilecek mi gibi sorularla boğuşurken hamile kaldığı için pişmanlık duymaya başlıyor. Bebeği ne yapacağına karar veremiyor. Yazarak doğurmaya çalışıyor.Ben böyle yapıyorum kendi adıma. Her yazımda kendimi doğurmaya çalışıyorum suni sancılarla.Sevgilerimle..Çok güzel bir yazıydı.

29 Ekim 2008 13:16
Bir kadının verebilme derecesi ne olmalı?

Radyoyu çoğumuz alıcı olarak biliriz;ama verici olarak da kullanılabilir.Bence bu işin erkeği kadını yok.Hepimiz verdiğimiz ölçüde karşıdan bir şeyler alıyoruz.Bu sizin belirttiğiniz gibi çoğu kez "sahip olmak" oluyor.Çünkü biz sahip olmadan mutlu olamıyoruz.Bir kadın kocasına sahip olabilmek adına onun dayağına katlanıyor,bir erkek kaybetmemek adına sevgilisinin her dediğine "he" diyor.Belki hoş bir tabir olmayacak ama bu "alışveriş"te kandırıldığımızı düşündüğümüzde gidiyoruz.Dilinize sağlık.Çok güzel bir yazıydı.Sevgiler...

29 Ekim 2008 12:55
Beirut

Öneriniz üzerine birkaç şarkıyı dinledim.Şunları hissettim:Sevgilimle yan yana koşuyoruz bir papatya tarlasında;ama kar yağıyor...Hiç üşümüyoruz.El ele değiliz,çünkü ellerimizde çocukluğumuzu tutuyoruz,yani aslında dört kişi koşuyoruz. özellikle "in the mausoleum" isimli parçada..Tanıştırdığınız için teşekkürler.Sevgilerimle...

28 Ekim 2008 06:58
Kısa şiir

Antik çağda sefere giden askerlerin eşleri onlar için döktükleri gözyaşlarını minik şişelerde biriktirirmiş.Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde görmüştüm o şişeleri...Gözyaşı hep hüznü çağrıştırıyor bize bir de mutluluk gözyaşları var ya... Tanrı bize onları da nasip etsin.Sevgilerimle..

27 Ekim 2008 12:35
Hayatımızdaki neyseler

"Neyse" nin gizli bir yenilgiyi kabullenmek olduğunu söylemişssiniz.Çok doğru."Neyse birazcık da tembellik, kaçış, aymazlık içerir bence.Aslında "neyse"nin ambalajında ses tonumuza göre bazen bir hoşgörü bazen bir küçümseme vardır;ama derin yapısında sizin de belirttiğiniz anlamlar vardır.Sözlükten hangi kelimeyi çıkartırsınız deseler ilk önerim "neyse" olurdu.Çok keyif alarak okuduğum bir yazıydı dilinize sağlık.Sevgiler, saygılar...

24 Ekim 2008 00:01
Masumiyet Müzesi'ndeki aşkın kaynağı seks mi?

Yazınızda paylaştığınız sorular benim de kafamı kurcaladı;ama ben kitabın bende oluşturduğu birkaç noktayı paylaşmak istiyorum: Her ne kadar "sonuna kadar cinsellik" yaşansa da bu ilişki bir türlü "meşru" hale gelememiştir,dolayısıyla yasak bir aşktır.Bence bu roman Aşk -ı Memnu'nun farklı bir versiyonudur.Kemal'in yarattığı ritüeller aşkın yasak olmasından kaynaklanıyor diye düşünüyorumKemal'i müze kurmaya iten şey de yasak olanı ölümsüzleştirme duygusudur.Bu romandan çok etkilendiğimi "Aşk Atıkları müzesi Kurulmalı " isimli bloğumda yazmıştım.Değerli saptamlarınızı paylaştığınız için teşekkürler.Sevgiler...

22 Ekim 2008 21:48
Yol

"Herkes bir yolun yabancısı" herkes kendi yolunun inkarcısı..Dilinize sağlık...

21 Ekim 2008 22:15
Son...

Dilinize sağlık...Sevgilerimle...

20 Ekim 2008 11:56
Sardalya Partisi

bu sardalyaların sonu fırın olmasın:)

15 Ekim 2008 23:16
Adı yok ki Canı olsun...

Erkeğin Karanlık Yüzü diye bir kitap okumuştum.Erkek türünün insan ve hayvanlardaki şiddet eğilimini biyopsikoloji açısından inceliyordu.Orada bir sürü bir sürü test ve deney vardı;ama benim gözlemim şu ki:Erkeği anne yetiştiryor.Annede bitiyor işin çoğu.Erkekler önce anesini ezmeyi öğreniyor,annesinin nazlı kuzusu zamanla hızlı kuzusu oluyor.Annenin verdiği eğitimle başlar diyorum ven.Sevgilerimle..

15 Ekim 2008 21:37
Toplam blog
: 114
Toplam yorum
: 490
Toplam mesaj
: 105
Ort. okunma sayısı
: 1521
Kayıt tarihi
: 01.08.07
 
 

1964'te Ankara'da doğdum. Meslek lisesinin elektrik bölümünü bitirip fabrikada ve şantiyede çalıştım..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster