Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Ahmet YILMAZ

Her yıla yeni bir umutla girmek âdet olmuş... Oysa yıllar hayatımızın bir parçası değil, zamanın bir parçası. Günden güne, aydan aya, yıldan yıla geçmekle insan hayatında bir şey değişmez. Sadece ömrümüz kısalır, o kadar... Biz yine de hep beklentilerle girdik yeni yıllara... “Bu yıl daha güzel geçsin” dileklerimizi hiç eksik etmedik dilimizden. Çoğumuz hayal kırıklığına uğradık, umduklarımıza erişemedik. Şimdi 2012 yılının daha kötü geçeceğine dair çeşitli söylentiler var. Belli mi olur, tam tersine bizim için her şey daha güzel oluverir. Sonuçta bu kararı veren yüce bir varlık var. Sevgi, saygı ve selâmlarımla yeni yılınızı kutluyor, beklediğinizden daha güzel geçmesini diliyorum.

03 Ocak 2012 13:34
CEVAP

Teşekkürler Ahmet Bey. Yeni yıl hepimize istediklerimizin tümünü getirsin... Sağlıcakla kalın

15 Ocak 2012 14:54
Ay Şen

Yazınızı yoruma kapatmışsınız! Konuyu ne yazık ki kaçırmışım, fark ettiğimde ise kahveperisi bloglarını silmişti. Ne yazık ki insanlar zaman zaman yanlış algılanıyorlar. Konunun hassasiyetini tam bilemedim ancak kimseyi üzmek niyetinde olmadığınızdan eminim zira tüm yazılarınızı takip ediyor ve kendimce sizi tanıyorum. Haa Kahve perisini de çok seviyorum ki dilerim bloglara döner ve tüm yaşananlar geride kalır. Size sevgilerimi sunuyorum.

24 Temmuz 2011 00:53
CEVAP

Konuyu kaçırmanız bir kayıp sayılmaz Ayşen Hanımcım. Zaten içi tamamen boş ve saçma sapan birşey. Zaten o blog da bir süre sonra kendi kendini imha edecek. Yani silinecek. Yoruma kapalı olmasının iki nedeni var. 1.si zaten gereksiz olan bir konuda gereksiz polemikten kaçmak. 2.si gruplaşıyorsunuz, linç ekibi gibi suçlamalar yüzünden, gelebilecek destek yorumlarını engellemek. Dünya görüşüm,siyasi görüşüm konusunda elbette bir tarafım ve bu anlamda kendimi yakın hissettiğim dostlar var ama böyle abuk bir konuda tarafgirlik yakıştırması bana sadece komik geliyor... Ve kahve perisi gitmek ya da kalmak, hangisi ile mutlu olacaksa onu yapsın ve yolu her iki durumda da açık olsun... Her zamanki gibi zarif mesajınıza teşekkür ederim... Sevgiler çok...

24 Temmuz 2011 16:10
kahveperisi

son yorumlarınızaı okudum.. "incitmedim umarım?" demişsiniz ama bilin istedim, çok incittiniz.. daha önce eleştirinizi yapıcı ve olabildiğince tarafsız bulduğum için yayınlayıp cevap vermiştim.. ancak bana yapılan toplu linçe bir şey söylemeyip şimdi yine bana had bildirir bir tarzda yazınca, kusura bakmayın ama gözümdeki "yapıcı, iyiniyatli" imajınız sıfırlandı.. siz de linç grubuna dail mi oldunuz? sağlık olsun.. iyilikler dilerim.

19 Temmuz 2011 07:55
CEVAP

Aslında yayınladığınız ilk yorumlarım ile son yazdıklarım arasında içerik bakımından pek bir fark yoktu. Yaklaşık olarak aynı şeyleri söyledim. Belki tek fark yayınlamadığınız yorumlardaki uslup farkıdr. Hoş sizin uslubunuz yanında yine yunmuş yıkanmış olsa da ilkine nazaran biraz daha sert ve net oldu belki. Bu arada ben uslubunuzu hiç eleştirmedim. Hatta çoğu zaman komik de buldum, bunu da ifade ettim. Eleştirim; uslubunuz bu olduğunda karşınızdakinin aynı tarzdaki uslubuna niye kızıyorsunuz şeklindeydi. Demekki neymiş; Uslup hırçın olunca insanlar incinirmiş. Gözünüzdeki imajım benim için sorun yaratmaz. Sadece kendime veremediğim hesaplardan korkarım çünkü. Ben hala aynı samimiyette ve adalette olduğuma inanıyorum. Silmediyseniz yazdıklarımı tekrar okuyun. Ya da boş verin. Uzadıkça tadı kaçıyor. Ben kendi adıma son veriyorum. Esen kalın

19 Temmuz 2011 21:15
Ümit Culduz

Bir hanımın "lütfen yayınlamayın" ricasını kırmazdım. Adamlık bunu gerektirir zira! Evet yorumunuz silindi ama biraz geç silindi maalesef. O yorumun muhatapları okuduktan sonra silindi yani. Bundan sonra daha dikkatli olursunuz umarım:))

29 Mayıs 2011 22:54
CEVAP

Ah bilmez miyim Ümit Bey, Siz bu durumlarda hanımefendinin yorumunu yayınlamaz, daha zalimce kullanabileceğiniz bir anı kollar, o zaman gelinceye kadar saklar, sonra da alaya alan aşağılayıcı bir bloğun her satır başında; "Mesajımı yayınlamayın aramızda kalsın" yazarak, kullanır ve en can alıcı şekliyle ifşa edersiniz. İnsanların akıllarında kalan;"Acaba ne vardı o mesajda" sorusu da yanınıza kâr kalır. Pirmete en azından yayınlayarak beni bu töhmetten kurtardı. Yayınlamayın deyişimin nedeni gereksiz polemikten uzak durmak içindi. Yoksa o yorumda arkasında duramıyacağım veya sıkıntı duyacağım hiç bir durum yok. Yayından kalkmış olduğunu da şimdi siz söyleyince fark ettim... Nedenini bilmiyorum ama keşke yayınlanmışken dursaydı. Sorun yoktu çünkü... Sonuçta arkasında duramayacağım hiçbir şey söylemedim. Sözleri söylerken dikkat ederim genellikle zaten. Başka dikkate ihtiyacım yok bu yüzden. Ortada herhangi bir sorun da yok. Siz kendi adamlığınıza dikkat edin...

29 Mayıs 2011 23:33
Kadri KANPAK

Blog ortamında kimin neyi niçin yaptığını bilmesi mümkün değilken, yüz yüze tanışmadan ne düşündüğü anlaşılmadan sanal ortamda bana karşı takıntılı bir tavır sergileyen Sayın M.Talip GİRGİN'İ, Sayın Ümit CULDUZ'u ve Sayın Dıldız Teyzeyi 5 Mart Cumartesi günü sayın Yılmaz ÇETİNGÖZ'ün organizatörlüğünde yapılacak toplantıya katılmaya yüzyüze tanışmaya kahve ikram etmeye davet ediyorum. Aktüel bir insan olarak benim zorba bir yanımın olmadığını, şimdiye kadar kimseye zorbalık yapmadığımı sadece zorbalık yapmaya teşebbüs eden birine mahkeme kanalıyla hüküm giydirme yolunu seçen tavırda olduğumu özellikle belirtiyorum. Bu davet bir düelloya, hesaplaşmaya veya tartışmaya davet değildir, sadece bana tavırlı bloggerları yüzyüze dinlemeye davettir. Profesyonel mesleğimin gereği ve deneyimiyle muhatabını empatiyle dinleyen biri olduğumu da özellikle belirtiyorum. Davetimin kabul edileceğini umuyorum, kabul edilmemesi halini (yorumunu) de bu blogu okuyan veya haberdar olacakları

03 Mart 2011 08:56
CEVAP

Kadri Bey, Bahsettiğiniz diğer blog yazarları ile aranızda ne geçti bilmiyorum. Sizi kim ve neden zorba ilan etti onu da bilmem. Ancak ben kendi adıma sizinle ilgili herhangi bir takıntı sahibi olmadığımı söyleyebilirim. Ben size çok basit bir soru sormuştum sadece. Basit bir yanıtı olabilecekken, müstearlığımdan başlayıp okuduğumu anlamazlığımdan çıktınız ve konu uzadı. Yoksa 800 küsür okunup yorum alamayan bloğunuz gibi buna da genel fikrimi yazmaya niyetim yoktu. Bahsettiğiniz toplantı Ankarada olsaydı katılabilirdim. Öyle blogun amacına karar verebilecek ya da popülaritesini değiştirebilecek bir toplantı olacağını sanmam ama katılan blogcu arkadaşlarla sadece selamlaşmak için bile gelirdim. Ankarada bir toplantı yaparsanız müstear olmayan ben seve seve orada olurum..:))

04 Mart 2011 21:49
Kadri KANPAK

Ben belirlediğim yaklaşık 10 ismin 'beni kasttettiğini anladığım dahil' hiçbir yazısını okumuyorum. SİZİ ilk defa fark ettim ve benden neden rahatsız olduğunuza hayret ettim, bir defa okuyup rahatsız olduysanız bir daha tıklamayın ve sizin rahatsız olduğunuz bu blogumu başka biride önerdiği bloglar listesine almış, bir diğeri teşekkür etmiş bu şartlarda benim size göre tavır beklememi hangi hakla talep ediyorsunuz. Üstelik son 6 ayda çokça tacize uğrayan ben, davet edildiğim 5 mart toplantısı öncesi MB de olgunlaşma dönemi diye yazıyorum. Birinin varlığından rahatsız olmanın temeli kendinden rahatsız olmak olduğunu bilin, çünkü burada yaklaşık 200 farklı insan yazıyor, bunların tamamı biribirini memnun edemez ancak şahsen muhatap alıp rahatsız etme hakkı yoktur ki; sizin de bana yaptığınız direkt beni rahatsız etme kategorisine giriyor. Ben, sen, o kavramlarını özümseyecek kadar okumanızı öneriyorum. Sizi kendi dünyanıza dönerek beni rahatsız etmemenizi rica ediyorum.

01 Mart 2011 19:50
CEVAP

Yorumunuz yayınlandı ben de okudum çoktan Sayın Kanpak. Devam etmedim rahatsız olmayasınız diye...:))

04 Mart 2011 22:01
zeki etferat

Güzel günler, güneşli, aydınlık günler görmek dileğiyle... Dostça selamlarımla.

01 Ocak 2011 11:50
CEVAP

Güzel dilekleriniz için çok teşekkürler... Ben de sağlıklı mutlu bereketli şanslı ve neşeli bir yıl dilerim..:)) Selamlar

02 Ocak 2011 01:22
Ahmet YILMAZ

Hayat beklentilerden ibaret bir yerde… Yaşımız ne olursa olsun, yine de gelecek yıllardan bir şeyler bekliyoruz. Giden yıllarda bir türlü denkleştiremediğimiz şeyleri yerli yerine oturtmak istiyoruz. Tıpkı arzularımızdaki gibi, düşlerimizdeki gibi… Ben kendi adıma yaşadığım güzelliklerin çoğunu, beklenmedik zamanlarda yaşadım. Hüzünleri de beklemediğim ortamlarda… Yine de hayal kurmak, ümit etmek, kötü bir şey değil… Kimimiz 2010 yılını bu bağlamda belki hasretle anacak, kimimiz de nefretle hatırlayacak… 2011 de ondan çok farklı olmayacak aslında… Olaylar değişecek, mekânlar değişecek, dekorlar değişecek, kişiler değişecek sadece… Devran bildiğince dönmeye devam ederken, biz kendi adımıza yeni bahtlar yaşayacağız, yeni senaryolar sahneye koyacağız… Ne olursa olsun, “Mutlu Son” hepimizin ortak beklentisi… Bu duygularla yeni yılda ummadığınız kadar güzellikler, mutluluklar yaşamanızı temenni ederek, selam ve saygılar sunuyorum…

30 Aralık 2010 23:24
CEVAP

Ahmet Bey, her bayram ve yılbaşı mesajlarınızla nezaket gösteriyor ve bizleri mutlu ediyorsunuz. Bu defaki mesajın metni hepsinden güzeldi. 2010 benim için hiç anımsamak istemeyeceğim bir yıl oldu. Umarım 2011 bu kadar acımasız olmaz. Ve devran kendi bildiğince dönerken umarım kendi adımıza yaşadığımız bahtlar açık olur. Mutlu sonların yanında, mutlu başlangıçlarınızın da bol olacağı, sağlıklı bereketli neşeli şanslı mutlu günlerle dolu bir yıl dileğiyle... Selam saygı bizden olsun...

02 Ocak 2011 01:32
Ahmet YILMAZ

Mevsime göre güzel bir havada, 9 günlük bayram tatiline girdik. Özel bir derdi olmayanlar için bayram mutlu geçecek gibi… Bir türlü çözüp gündemden kaldıramadığımız siyasi dertler de artık en azından çoğunluğun kanıksadığı bir hale geldi. Hani derler ya, mutluluk ve huzur biraz da bizim beynimizde… Bardağın boş tarafını görmekten vazgeçemeyenlerin tadabilecekleri hazlar zaten oldukça azdır. Bu duygularla her zaman olduğu gibi, bayramın sizin için, ülkemiz için, milletimiz için esenliklerle dolu geçmesini; derdi, kederi, üzüntüsü, hastası, çaresizliği olanlara Allah’ın sabır, yardım, şifa, umut ve kolaylıklar vermesini diliyor, en içten sevgi ve saygılarımla, selâmlar sunuyorum.

14 Kasım 2010 14:58
CEVAP

Evet Ahmet Bey, mevsim, hava, bayram... Herşey çok güzeldi. Ancak ben bir taşınma telaşında idim ve net bağlantım yoktu. Bu yüzden yanıtım gecikti. Huzur ve mutluluk, elbette başımıza gelenlerden tümüyle bağımsız olmasa da büyük oranda bize bağlı. Ne demiş Shakespeare; dert yoktur bakış açısı vardır. Dünyadakii herşey gibi bu da bir denge sonuçta. Ne vurdum duymazlık çukuruna ne de karamsarlık uçurumuna düşmeden ipin üzerinde dengede kalarak yürüyebilmek gerek. İnce ve samimi dileklerinize yürekten katılıyor, her bayram olduğu üzere emek emek yolladığınız mesajınıza teşekkür ediyor ve en samimi dileklerimle ben de bayramınızı kutluyorum. Sevgi saygı ve selamlar benden olsun...

25 Kasım 2010 14:15
Ahmet YILMAZ

Bayram en güzel duyguları başkalarıyla paylaşmaktır. Bizse en güzel duyguların sadece bize ait olduğunu sanıyoruz, sadece kendimizi beğeniyoruz, tek doğru düşünen kişi olduğumuzu zannediyoruz, başkalarına burun kıvırıyoruz, “ötekiler” deyip herkesi dışlıyoruz. Bayram, karşımızdaki insanın cinsiyetini, yaşını, mesleğini, sosyal, siyasal ve ekonomik durumunu sorgulamadan, ona el uzatmaktır, uzanan eli sıkmaktır, gerekirse öpmektir. Bayram, ortak sevincimizi ve mutluluğumuzu dışa vurmaktır, güven vermektir, dost kazanmaktır, sevmektir, sevilmektir, hoş görmektir, affetmektir. Bu duygularla bayramınızı kutluyor, bu mutluluğu anlayabildiğimiz ve yaşayabildiğimiz sürece samimi bir insan ve sonuçta bu insanların oluşturduğu gerçek demokrat, çağdaş, ilerici ve yenilikçi bir toplum olabileceğimizi ifade etmek istiyorum efendim. Selâm ve saygılarımla…

08 Eylül 2010 20:46
CEVAP

Ahmet Bey, Bayram kutlamanızın önünde "BİZ" diye ayırdığınız bir zihniyetin davranışlarından bahsetmişsiniz. Ben genel anlamda insanları siz ve biz diye ayırmaktan yana değilim. Ancak en güzel duyguların SADECE bana ait olduğunu sanmadığımdan, SADECE kendimi beğenmediğimden, HAŞA tek doğrunun SADECE bana ait olduğunu sanmadığımdan, Hele de asla kimselere burun kıvırmadığımdan ve dee hiç bir zaman "ÖTEKİLER" demediğimden, GALİBA BEN BU "BİZ"den DEĞİLİM... NAZİK BAYRAM TEBRİĞİNİZE TEŞEKKÜR EDER VE SİZ BİZ HEPİMİZE; HERKESE ŞEKER TADINDA BAYRAMLAR DİLERİM...

08 Eylül 2010 23:17
Toplam blog
: 54
Toplam yorum
: 571
Toplam mesaj
: 113
Ort. okunma sayısı
: 1131
Kayıt tarihi
: 22.06.07
 
 

7 Ocak 1960... Hayatın öğrettiği herşeyi okumak ve yazmak için buradayım.....

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster