Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Aralık '10

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
1115
 

Beş duyu ve bir mucize

Beş duyu ve bir mucize
 

Görsel:Milliyetblog.equinoxx "Hayalleri gerçeğe çekmek"başlıklı bloğundan


Bilmiyordu, dokunamayan elleri ve tenin çığlığını duyamayan kulakları olduğunu... Ve tüm bu sessizliğin ne kadar yırtıcı olduğunu bilemiyordu.

Bilmiyordu, sesi olmayan bir ağzı olduğunu, kendi halinde okuma yazmalarla beslenen obur zihninin karşıdan tutulan bir içbükey aynada obez bir çocuk şımarıklığıyla sırıttığını da bilemiyordu.

Bilmiyordu, o keskin kapanlarıyla gözlerinin hep aykırı olanları avlarken normali sürekli ıskaladığını bilemiyordu.

Sevgilinin kendi elleriyle yıllar yılı özenle damıtıp en serin mahzenlerde köşe bucak sakladığı o sevgi iksirinin sarhoş edici değil de aksine ayıltıcı tadını hissedene dek... Görüp de duyumsayamadığı sıradışı tatların ne lezzetli olduğunu bilemiyordu.

Bilmiyordu konuşmanın, ince ince, yavaş yavaş ve derinden derine ikna etme, dinlemenin ise ona kucak açan bir pencere olduğunu... Ve diyaloğun o yükselen, alçalan, çözülen, fırıl fırıl dönen ve çıkış arayan tek odaklı haykırışlar olmadığını da bilemiyordu.

Hayatın özel kodları ayrıntılarda gizliyse, beş duyunun bileşimi olan algıların bunları kendine doğru çeken mıknatıslar gibi olduğunu bilemiyordu! Onun yanlış elektrik yüklü mıknatısı, bu özel kodları içeren sağlam demir parçaları yerine çoğu kez çer çöp çekiyordu kendine ister istemez...

Oldukça yanlıştı, eksikti ve pek işe yaramıyordu, o beş duyusu üzerine ne varsa bildiği ve kullandığı... Beş yanlış nüsha, beş eksik kopya olarak kendi kendilerini sürekli yazıp okutuyorlardı... O, eksik duyular, oldukça yanlış algılar içindeki -gerçekte- doğru insana bir türlü tam olarak ulaşamıyorlardı.

Taa ki bir gün, ılık bir meltem çıkana, onu saçlarından okşaya okşaya, üstünde yarınlara yol alan martılarla yemyeşil ovalara doğru alıp götürene dek...

Orada kurulu bir luna parkta doğru ve tam hali sevdiğinin o içbükey aynasında yansıyana dek... Onu şefkatle içine alan, bükerek büyülten o sihirli aynasında... Karanlığın değil, aydınlığın aynasında.

İşte bu olsa gerek kısa ve eleştirel öyküsü beş duyu ve bir mucizenin... İki kişi arasında -yurtta ve cihanda- sıkça yaşanan... Çoğu kez sessizce ve içten içe...

İ.Ersin KABAOĞLU,

17 Aralık 2010, Ankara

zeki etferat bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazmak dışında bir profesyonel işiniz var ise, yanlış mesleği yapıyorsunuz mu demeliyim? Tebrikler...

Derya CESUR 
 23.11.2011 14:38
Cevap :
Çok teşekkürler bu değerli iltifatınız için Derya Hanım. laf aramızda "acaba?" diye benim de aklıma gelmiyor değil! İçten teşekkürler ve dost selamlarımla...  24.11.2011 11:21
 

Yazmış olduğunuz bu blog Kurşunkalem 2010 - MB'de en çok önerilen 10 blog ödülleri' ne aday gösterilmiştir. Konuyu blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=274070 'dan takip edebilirsiniz. Bol şanslar.

kurşunkalem 
 01.01.2011 12:43
Cevap :
iletiniz için çok teşekkürler sevgi değer 'Kurşunkalem'. Size de bu yorucu fakat onurlu çabanızda bol şanslar ve başarılar... Ayrıca mutlu yıllar dileklerimle...  01.01.2011 17:43
 

Bu düşündürücü felsefî metni okumak bugüne kısmet oldu. Derinlere indiren düşünce sistemimizle bir kez daha yüzleştiren...Evet, "İnsan kendini insanda tanır"...Ne zaman ki aynı frekansta biriyle karşılaşılıyor, uyum sağlanıyor, kendi kopyasını görüyor adeta. Karşı frekans için söylemeye gerek yok...Buradaki beş duyunun buluştuğu ortak nokta: algılarımız oluyor. Çok güzel bir yazıydı, teşekkürler, selamlarımla...

Yurdagül Alkan 
 29.12.2010 13:03
Cevap :
İnsan kendini, başka insanların gerçeklerinde, sevinçlerinde, hüzünlerinde hatta yaşadığı hayal kırıklıklarıyla da tanır. Ne yapması gerektiğini çoğu kez kırık his dünyasının öğretmenliği eşliğinde keşfeder. Kendini yaşadığı hüzün boşalmalarında çırılçıplak bulur. Adeta anne rahminde gibidir, sımsıcak ve güvenli. Rahatlar zihin ve düşünür... İnsan, çevresine her baktığında, tanıştığı her bireyde, duyduğu her kokuda, dokunduğu her duyguda, hissettiği her tende, her ruhta bir ayna arar. Bu öyle bir aynadır ki, bakıldığında görülen yalnızca görmek istenilenlerden ibaret değildir. Toplumun öldüren sıradanlığından başkalaşabilmiş kişi bu aynada kendi eksiklerinin yansımalarını keşfedebilir... Frekans uysun ya da uymasın bu süreç işleyebilir. İçten ve değerli katkınız için sonsuz teişekkürler, saygılar ve dostça selamlarımla...  29.12.2010 15:18
 

Ersin bey;'normali sürekli ıskalamak' bu denli bilememenin getirdiği doğal bir sonuç olsa gerek..bunun bugünkü yaşamda pratiği öylesine arttıki..selamlar.

cinford 
 28.12.2010 10:53
Cevap :
Akibeti meçhul, sürekli değişim ve dönüşümlerin ve bunun tetiklediği 'Kaos' ve belirsizliğin egemen olduğu günümüz koşullarında 'normal'in eksenindeki sürekli kaymalar da bu konuda etkili olsa gerek sevgili 'Cinford'. Değerli katkın için teşekkürler ve dostça selamlarımla...  28.12.2010 11:36
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 342
Toplam yorum
: 3269
Toplam mesaj
: 251
Ort. okunma sayısı
: 2367
Kayıt tarihi
: 05.10.07
 
 

Samsun/Ladik doğumluyum. Çocukluğum ve ilk gençlik yıllarım babamın görevi gereği ülkemizin Orta ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster