Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Haziran '14

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
504
 

Bir Playboyun Günlüğünden 17 Bölüm

Bir Playboyun Günlüğünden 17 Bölüm
 

Alıntı.


Hani bir deyim vardır '' Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim'' diye! Yapılan hataları yanınızda ki daha iyi görür görmesine ama! Emre'den başkası yoktu ki yanımda, üstüne üstlük o benden de hatalıydı!
 
Beni huzursuz eden, onun bu çiğ söylemleri - Seni o izbe otelden kurtardım, doğru dürüst yemek mi yiyor ya da yatıp kalka biliyor muydun aslanım. İşte benimki sadece Emre'nin yardımına muhtaç olmaktı!
 
Madem bana yardım edeceksin be birader, ona kurtar dedim, beni kurdun kuşun önüne at 
demedim ki! Dünyanın çivisini oynatsak, kime ne, altında bizler kalacak değil miyiz? Bilmem kaçıncı sefer söyledim ise de nato mermer, nato kafa, anlamadıktan sonra!
 
Her tanıştığım veya tanışacağım bireylerin hayat hikayelerini birebir kendilerinden dinlemek isteyişim! Kendi sorunlarımı bir nebze de olsa unutmak adınaydı. Zaman su gibi akıp geçiyordu bu zaman zarfında neler değişmişti neler, hatasıyla, sevabıyla biz insanoğlu birer tabloyduk yaşam duvarlarının sinsi gizinde, bazen sevilerek iç çekilip bakılan, bazense yönümüzü, görmek istemediğimizden dolayı başka yöne çevirip yüz çeviren!
 
Eşitlik ve dengenin hiç gelmeyeceğini altıncı hissimden biliyordum, yüreğim dar bir kıskaçta mengenede sıkışır gibiydi. İçimden gelmiyordu ki! Güzin'in ve ablam Dileğin haricinde, adeta herkes maskeliydi çevremde. 
 
Yıllar oldu Emreyi hala çözemedim, koyun postundaki kurt mu, yoksa aciz olduğunda kendini kullananlardan, beni koruyarak intikamını mı almaktı? Böyle olsa dahi yine harcanan bendim iki arada bir derede! Bazen ablamı benim yerimde düşünüyor akabinde Allah korusun diyorum, erkek yine kendini bir şekilde korur, ya kız ve kadınlar? 
 
Güzin'in desteğiyle dışarıdan imtihanlara girerek liseyi ve üniversiteyi de bitirmiştim, Emre ile yine aynı dairedeydik. Benim bu çabalayışımın karşısında, beni maddi olarak epey desteklemiş, nihayet üniversiteli olmuştum. Her gün spora git diyerek beni motive ediyordu. Spor koçu gözetiminde enerji tozu alarak, bir hayli vücut geliştirmiş, dikkatleri üzerime çeken yağız bir delikanlıydım. Güzin; hayatın bana ablam kadar annem kadar hoş getirisi bir değeriydi ve iyi ki hepsi de hayatımdalardı. 
 
Bu arada askerlik şubesinden aranıp askere gitmem gerektiğini biliyordum. Emre'ye - Hiç ara vermeden askerliğimi yapmalıyım dediğimde, bana - Kerata sana nasıl alıştım, tamam askerliğini bitirdiğinde 25 yaşında çakı gibi olacaksın ha, vay dedim biraderim vay! Cavidan teyzeme, yani annene haber vermeyecek misin?
 
Hayatın hengameleri nasıl korku salıyor içime, ileriye atak yapacağım elbet lakin ayaklarım geriden geliyor, baba evinden sancılı, askerlik çağında koca adam olduysam da anne kokuları burnumdan hiç gitmedi ama hiç. Uzağa atlayabilmek, kendimi olur olmaza hazırlaya bilmek adına, ebeveynlerime ihtiyacım var. 
 
Babam tarafından korunacakken! Resmen silindim, anneme ne adresimi belirtmiştim ne de cesaretimi toplayıp muhitimize gitmeyi. Annemin evlat korumacılığını iyi biliyorum ama babam oldukça sert ve baskıcıdır, hem şimdi araları da pek yokken, anneciğimi üzmeye hakkım yok. her şeyin bir zamanı var, acaba diyorum bu zaman bana ışıldayıp gelecek mi ki?
 
Kendi kendimi aşmalıydım. '' Daha acımasız nasıl oluna bilinirin yollarını bulsan '' İç sesimin beni korumacı yaklaşımına kulak vermem gerekti, ağzı süt kokan bebekler gibi cesaretsizdim. Askerliğini yapacak aslan görünümlü ama kalbim hala bir kedi yumuşaklılığındaydı. 
 
Emreyle akşamları istesem de, istemesem de diskotek, restoran veya barlara takılıyorduk, en olmadık yerlerde aklıma öyle alakasız şeyler geliyordu ki, tam lafa giriş yapacakken, masamıza iki genç kadın ellerinde ki içki kadehleriyle gelerek oturmuşlardı bile. Biraz sohbet, içkinin etkisiyle yapış, yapış ağdalı bir dans ve vakit gece yarısı nihayet film kopmuştu.
 
Eve nasıl gidilecek hesabı yapılıyordu. Kadınların bizi bırakmaya pek niyetleri yoktu, bu sarhoşluğumuzun ayılması gerek diyerek, hepimiz kelle paça yemeğe çorbacıya gitmiştik. Emre -Eee kızlar ne yiyorsunuz deyip gece yarısı esprisini de kahkahasıyla beraber patlatmış oldu, sarımsaklı paçadan başka ne vardı ki, tabi ortam neşelenip gün yüzü ağarırken, kadınlar bizi evlerine davet ettiler, malum Emre'nin '' Dağ dayısı tavşan emmisi '' Neden olmasın, neredeyse dairenizin kapı girişindeki paspası unutacağım dediğinde - Hımm demek bunları da ziyaret etmiş bizim çakal demiştim. 
 
Taksiye atlayıp kızların dairesine sessizliğimizi koruyarak çıktık, birer acı nescafe bizlere iyi gelmişti. Oh ne ala, baktım ki Emre ve kadınlarda, ufaktan bir açılıp saçılma furyası başlamıştı, analiz yapmaya fırsat vermeden, içlerinden biri gelip dudağıma yapışmıştı bile. Emre - Hala bir şeyleri gözlemleme çabası içerisindesin, bırak bunca çabalamayı geçtiğim yolları hatırlatmak zorunda mısın relaks ol, askere gider ayak bu kıyaklarımı unutma koçum, çok ararsın, demedi deme deyip sırıtmış ve akabinde de. 
 
- Sahi belki yeri değil ama, dün yine gözlerinle bana problemlerinden bahsediyormuş gibiydi hallerin dediğinde - Evet ya, tam ağzımı açmışken, hatunlar masayı basmıştı, eh bende söyleyememişdim, psikoloğa gitmeyi düşünüyorum dediğimde, hepsi gülümseyerek ve hep bir ağızdan; Bizdeee! Dediklerinde, kahkahayı atma sırası bana gelmiş ve demek sizlerde çatlaksınız demiştim.
 
Dip Not :  Öykümün devamına müsaadenizle,  Ramazan bayramından sonra devam edeceğim, saygılarımla...
 
Abdülkadir Güler, Abbas Oğuz bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Gelişmeler devam ediyor.Durakları da gittikçe ilginçleşip çoğalıyor.Sonucu tahmin etmek zor sanırım...Elinize sağlık.Selamlar.

Abbas Oğuz 
 01.07.2014 10:51
Cevap :
Merhaba Abbas bey, gerçekten de ilginç olmaya başladı, kendine bu denli sahip çıkan Ergün, cesur bir görünüm sergilese de, özünde ödlek bir yapıya sahip. Başına gelen o olay psikolojisini nasıl etkilemişse! Ya zivanadan çıkacak veya, çok başka şeyler. Çevremizde kimler var, kim kimin gerçek dostu, bunları bilebiliyor muyuz tabi ki hayır! Aslında zor bir konu seçmişim, işin içinden inşallah yüz akıyla çıkarım hocam. Ramazan olduğundan dolayı, ara vermek istiyorum, yemek tarifleri, şiirlerimle devam ederim bu zaman zarfında. Sizin devamlı okuyup takip ettiğinizi biliyorum, okuyan gözlerinize, yüreğinize sağlık, hayırlı Ramazanlar dilerim, saygı ve selamlarımla Abbas bey..   01.07.2014 18:44
 

Merhabalar. "Bir Playboyun Günlüğünden" blog başlığı taşıyan yazı dizininiz 17. bölüme ulaşmış. Sizin blog sayfanızı tanıdığım da hayli bir bölüm zaten gerilerde kalmıştı. Arada sırada bazı bölümleri okumaya çalışsam da hikayeye tam konsantre olamadığım için, hikaye ile ilgili duygu ve düşüncelerimi paylaşan yorumlar yazamadım. Anladığım kadarıyla bu hikaye, yurt dışında geçen bir yaşamın günlüğüdür. Kurgunuz ve anlatım tarzınız çok güzel. Kaleminize ve yüreğinize sağlık ve mutluluklar dilerim. Selam ve dualarımla birlikte en Güzel'e emanet olun.

Recep Altun 
 01.07.2014 10:51
Cevap :
Estağfurullah hocam, aslında bu kadar uzayacağını bende tahmin etmiyordum. Çocuk tacizlerinin yoğunluğu, tecavüzler, küçük kızlara evlilikle evcilik oynatmaları! Avrupa, Türkiye derken hepsini birbirine karıştırıp, bir dram yaratmak istedim ki, oldu da! İnanın bazı bölümleri beni çok üzmüş ve ağlatmıştı, evet, bire bir tanımadım, ama başkalarından duyduğum neler vardı neler, çocuk psikolojisinin büyüklerden çok farklılıkları var, olgunlaşmayı ebeveynlerinden bekliyorken, bu yavrucaklar dallarından koparılmış! Sağlam toplum isteyen, önce kendi evinin arka bahçesini düzenlemeli, insanlarımız ön yargılı olmaktan ziyade 'sözüm meclisten dışarı Cahillik diz boyu' Kasaba veya köyünde ki anne babaya eş cinsellik terimini kim öğretecek, bir ayıptır gidiyor, bilgilendirilen toplumlar, hatalı davranış sergilediklerinde bu onların cehaleti olmaktan mağda, sapkınlığıdır. Öyküde ki genç, kurtuluş yollarını denese de, kurtulacağı meçhul, askerlik çağına gelse de devamlı bir arayış içerisinde hocam.  01.07.2014 18:30
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 425
Toplam yorum
: 833
Toplam mesaj
: 33
Ort. okunma sayısı
: 405
Kayıt tarihi
: 24.02.13
 
 

37 Yıldır  yurtdışında yaşıyorum , 1000 den fazla şiirim var,  çeşitli edebiyat sitelerinde, derg..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster