Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Aralık '17

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
1862
 

Gaz Lambası

Gaz Lambası
 

Nuh Nebi’den evvel kullandığımız aydınlatma gereçlerimizden biri olan gaz lambası, her ne kadar günümüzdeki lambalar kadar iyi ve güzel aydınlatmasa da, o günlerde çirkinliklerin, kötülüklerin şimdiki kadar yaygın olmadığı ve barınamadığı, her şeyin çok güzel olduğu huzurlu günlerdi.

 

60 cm. kalınlığındaki kerpiç duvarlı evlerimizin ahşap pencere ağızlarından; odalarımızı, ders çalıştığımızda masa üzerinde kitap ve defterlerimizi aydınlatan gece güneşimiz ve tek aydınlatma gerecimizdi. Bu gaz lambasının ışığında ne kadar mutlu ve ne kadar huzurluyduk!..

 

Onların da kendine göre 7 numara, 14 numara gibi boyutları vardı, numara büyüdükçe lambanın haznesi, başlığı, fitili ve şişesi de büyürdü. Büyük lambalar haliyle daha kuvvetli aydınlatırdı. İçine gaz yağı konulan yuvarlak bir cam haznesinin orta kısmı çukur alt ve üst kısmı çıkıntılı imal edilmişti. Ortadaki çukur kısmına bir metal çember dolanır, bu çembere bağlı iki dik metal çubuğa geçirilmiş yuvarlak bir yansıtma levhası olurdu. Bu levha; kimilerinde aynalı, kimilerinde sadece sac levhadan olurdu ve lambanın arka tarafına ışığı vermez, güya ön tarafa doğru yönlendirerek daha kuvvetli bir aydınlatma sağlardı. İçine gaz konulan şişe haznenin üst tarafında tam ortasında vida yataklı yuvarlak bir çıkıntı olurdu. Bu çıkıntıya içinden fitil geçirilmiş lamba başlığı monte edilirdi. Fitil yanarak bittikçe, fitili ısıran bir dişli çark vasıtasıyla fitil içeri ya da dışarı çıkartılarak en iyi yanma ve en iyi aydınlatma sağlanırdı. Lamba şişesi: alt ağız kısmı lamba başlığındaki metal kasnaklı yuvaya oturacak şekilde yuvarlak, yukarıya doğru bombeli ve uca doğru daralan bir huni şeklinde camdan imal edilmiştir. Kullanıldıkça iç yüzeyi islenir ve nemli bir bezle ovalanarak bu is temizlenirdi.

 

Kimi evlerimizde de duvarda asılı ahşaptan bir lambalık olurdu ve gaz lambası bu lambalıkta muhafaza edilirdi. O zamanlar bu lamba şişesinin de kanaviçeden işlenmiş bir süslü giysisi bile olurdu. Nasıl sehpaların üzerinde kanaviçe işlenmiş örtüler varsa, aynı onlar gibiydi. Yanan lambanın fitilini fazla dışarı verdiğiniz zaman hem randımanlı bir yanma ve aydınlatma olmazdı hem de lamba şişesini islendirirdi. Tam yanma ve aydınlatma fitil daha çok lamba başlığının içinde kalır ve en fazla başlığı 5 mm. Yukarı geçerdi. Daha az aydınlatma sağlanacaksa fitil, fitili ısıran dişli çarka bağlı yuvarlak hareket kolu ile lamba başlığının içersine doğru alınırdı. Tamamen söndürüleceği vakit lamba şişesinin en uçtaki ağız boşluğundan üflenerek söndürülürdü. Sönen lambadan hemen bulunduğu yere çiğ gaz kokusu salgılanır, zamanla bu koku azalırdı. Bu kokudan rahatsız olanlar, lambanın söndürüleceği zaman lambanın söndüğünde, bu yanmamış rahatsızlık veren çiğ gaz kokusunu teneffüs etmemek için gaz lambasının dışarıda söndürülmesini isterlerdi.

 

Gaz lambası, insanlarımızın dikkatsizliği yüzünden zaman zaman ufak tefek yangınlara da sebebiyet vermiştir. Belki çok büyük yangınlara da sebep olmuş olabilir ama ben yaşım itibarıyla çevremde olmuş böyle bir yangın hadisesi hatırlamamakla birlikte mutlaka olmuş olabileceğini, atalarımızın: “Olmuş çok ta, duyulmuş yok” sözüne bağlıyorum.

 

Akşam evde ince işle uğraşanlar gaz lambasını yerinden alır, işi yaptığı yakın bir yere konumlandırırdı. İş yapmayanlar için ışık o kadar önemli değildi. Eğer çocuklar ev ödevlerini yapacaklarsa, o zaman gaz lambası çocukların ders çalıştıkları ahşap masanın üzerine alınırdı. Gaz lambasının etrafında olanların baş, kol ve el hareketlerinin gölgeleri duvarlara yansırdı. Hatta bazı geceler el ve parmak hareketleriyle gölge oyunları bile oynardık. En iyi gölge oyununu icra edenin yaptığı bu gölge oyunları büyük bir keyifle hep birlikte seyredilirdi.

 

Gaz lambası odanın pencere ağzında olduğu zamanlar, perdesi çekilmemiş pencere camları siyah ayna gibi olur ve lambanın önünde duran her nesnenin siyah beyaz görüntüsü cama düşerdi. Muzip çocuklar, lambayı çene altları hizasında tutarak çene altından vuran ışık ile korkunç bir yüz görünümü sağlardı, bu görüntü de cama düşer ve “dışarıda pencerenin önünde öcü var” diye birbirlerini korkuturlardı. Çocukların birbirlerini korkutmamaları için, evin ahalisi ahşap pencerenin üst tarafında iki küçük çivi arasına gerilmiş bir ipe takılı beyaz renkli perdelerini devamlı çekili tutarlardı. Gaz lambası şişesinin en uç kısmı dar olduğundan dolayı yanan gazın ısısı burada odaklanır, lamba şişesinin en uç kısmına tutacağınız her nesne ısınma yoğunluğuna göre alev alarak yanmaya başlardı. Kalın bir cisimle lamba şişesinin ağzını kapatırsanız, cam şişe içindeki hava çabucak tükeneceği için fitil is çıkararak yanmaya daha sonra da sönmeye başlardı. Gaz lambası yangın çıkarmaya meyilli bir gereç olduğu için asla tek başına bırakılmaz, onun yandığı her yerde mutlaka ona göz kulak olan bir kişi bulunurdu. O, yanar halde asla tek başına bırakılarak, ya da terk edilerek bir yere gidilmez, mutlaka söndürülürdü. Aksi halde yangınlar kaçınılmaz olurdu.

 

Gaz lambasını tanıyan ve onu kullanan bizler; her ne kadar şimdiki modern aydınlatma gereçleri gibi bir aydınlatma sağlayamıyorsa da, biz bu emektar lambanın kullanıldığı günlerden çok memnunuz. Aslında bu memnuniyet; doğrudan gaz lambasına bağlı bir memnuniyet olmamakla birlikte, onun zamanındaki yaşanmış güzellikler ile huzura olan bir özlemden kaynaklanan memnuniyettir.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmaktadır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yine bir nostalji yaşatmışsınız hocam, şehir yaşantımız olduğundan sadece elektrik kesintisinde kullanırdık, bunun yanı sıra tabi mumda kullanırdık. O zamanlar daha huzurlu ve mutluyduk, şimdilerde maalesef bu mutluluk yok. Selam ve saygılarımla..

gülsen tunçkal 
 28.02.2018 14:21
Cevap :
Merhabalar Gülsen Tunçkal, Hoş Geldiniz. Blog sayfama yapmış olduğunuz ziyarete ve değerli yorumunuza çok teşekkür ederim. Evet aynen söylediğiniz gibi, gecelerimizi elektrik değil gaz lambası aydınlatıyordu, ama o gaz lambası huzur veriyordu. Bugün elektrik aydınlatıyor ve gaz lambasından daha aydınlık, daha konforlu ama, maalesef huzur vermiyor. Selam ve dualarımla.   28.02.2018 22:08
 

O günleri bendeniz de yaşadım. Ancak anlatmaya kalksam sizin kadar güzel ve ayrıntılı anlatamazdım. Emeğinize sağlık. Tabii o günlerden bu yana dünya 4 kere falan değişti. Şunu diyorum: Bu dünya bizim çocukluğumuzun dünyası değil. Hatta 15-20 sene öncesinin dünyası bile değil. Gaz lambalı günler, ne huzurlu günlermiş! belki de çocuk olduğumuz, hiçbir sorumluluğumuz olmadığı için bize öyle geliyordu. Selâmlar...

İsmail Hakkı CENGİZ 
 31.12.2017 10:41
Cevap :
Merhabalar İsmail Hakkı Cengiz, Hoş Geldiniz. Blog sayfama yapmış olduğunuz ziyarete ve değerli yorumunuza çok teşekkür ederim. Evet size aynen katılıyorum. Gaz lambası zamanında bizler henüz çocuktuk. Ama yine de o günlerde saygı, sevgi, hürmet, muhabbet, küçük, büyük vardı. Ben o günleri çok özlüyorum. Selam ve dualarımla birlikte mutlu yıllar dilerim.  31.12.2017 19:10
 

Biz fakirdik lamba yoktu gaz yağı ile yanan honi biçiminde gaz ocağı mı ne denilen bir şey vardı.Sonra lambamız oldu.

Kerim Korkut 
 30.12.2017 20:45
Cevap :
Merhabalar Kerim Korkut, Hoş Geldiniz. Blog sayfama yapmış olduğunuz ziyarete ve değerli yorumunuza çok teşekkür ederim. Gaz lambası ile birlikte çıra ve idare lambası dediğimiz konik biçiminde saç levhadan yapılmış lambalar da vardı. Belki de siz onu hatırlıyorsunuzdur. Gaz ocağı dediğimiz gereç ise, üzerinde yemeklerimizi ve çay pişirdiğimiz bir çeşit ocaktı. Haznesine gaz konulurdu ve bir pompası vardı pompayı kullanarak gazı sıkıştırırdık, daha sonra tepesinden de mavi alev çıkararak yanardı. Selam ve dualarımla birlikte mutlu yıllar dilerim.  31.12.2017 19:15
 

Güzel bir nostalji yaşatmışsınız. Ama ben yinede kahroluyorum. Neden diye soracak olursanız eski günleri hatırladıkça her geçen günün sosyolojik anlamda kötüleştiğini gördüğüm için diyebilirim. Teknoloji ilerliyor, demokrasi gelişiyor ama insanlık maalesef geriliyor. Sevgi ve selamlarımla

Matilla 
 30.12.2017 8:26
Cevap :
Merhabalar Matilla, Hoş Geldiniz. Blog sayfama yapmış olduğunuz ziyarete ve değerli yorumunuza çok teşekkür ederim. Evet aynen size katılıyorum. Her şey gerektiği gibi mesafe katediyor ama, maalesef insanlık geri kalıyor. Zaten tüm sorunların başı da bu değil mi? Selam ve dualarımla birlikte mutlu yıllar dilerim.  31.12.2017 19:24
 
 
Toplam blog
: 111
Toplam yorum
: 472
Toplam mesaj
: 29
Ort. okunma sayısı
: 434
Kayıt tarihi
: 12.01.12
 
 

Lise mezunu, bir kamu kurumu emeklisiyim. Her konuda okumayı, yazmayı, araştırma yapmayı seviyoru..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster