Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Ekim '14

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
151
 

Hong-Kong demokrasi meselesi

Hong-Kong demokrasi meselesi
 

alıntı


“Hong-Kong, 1842 yılında Nanking Antlaşmasıyla Çinlilerden İngilizlere geçti. 1949'da Birleşik Krallığın Çin'i tanımasıyla ekonomik hayatı çok gelişti. II. Dünya Savaşı esnasında (24 Aralık 1941'de) Japonların eline geçen Hong-Kong, 1945'te yeniden Britanyalılara verilmiştir. Yapılan anlaşma neticesinde 1 Temmuz 1997'de Çin Halk Cumhuriyeti'ne geri verildi. Nüfusun hemen hepsi Çinlidir ve büyük bir kısmı Budist’tir.”
 
Hong Kong Çin Halk Cumhuriyeti'nin güney kıyısında bulunan adalar grubudur. 1997 yılında Çin Halk Cumhuriyeti'ne bağlı özel yönetim bölgesi olmuştur. Hong Kong, Asya'nın en büyük serbest pazarı ve limanı; en işlek ticaret, endüstri ve turizm merkezidir.
 
Hong Kong'lu demokrasi eylemcileri Çin Hükümeti'nin Hong Kong yönetimine seçilecek adayları kendi onayından geçirme kararına karşı sokak gösterileri yapıyorlar. Seçimlerin Hong doğrudan Kong halkının kendi özgür iradesini yansıtacak biçimde yapılmasını talep ediyorlar. Üstelik Çin Halk Cumhuriyeti Hon Kong'u devralırken 2017'den itibaren yönetici seçimlerinin doğrudan Hong Konglular tarafından yapılacağına söz vermiş. Şimdi bu sözünden dönüş yapmaktadır.
 
Bazı komünist ve sosyalist demokratlardan duyduğum, "Batılılar Hong Kong’un demokratikleşmesini engellediler, şimdi Çin bu işi üstlendi" iddiası bence gerçeklik temeli olmayan ideolojik bir yaklaşımdır. "Çin Hong Kong'un demokratikleşmesini amaç edinmiş bir politika izliyormuş; fakat bunu demokrasinin kapitalizm denetimine geçmesini engelleme önlemleriyle yapacakmış..." BENİM olan demokrasi, asla bir demokrasi değildir.
 
Hong Kong 1842 yılından bu yana kapitalist ekonominin sömürü üssü olmuştur. Şimdi bu sömürü payını Çin kendi kaynaklarına aktarma mülkiyetini koruma derdindedir. İşin özeti budur. Demokrasi falan istendiği yoktur. Çünkü demokrasi tehlikelidir; gün gelir seçmen Çin’den tam bağımsız bir ulusal ekonomi sistematiği talep edebilir.
 
Kontrollü demokrasi demokratik kurumların denetimiyle oluyorsa demokrasiyi saygıyla kollamaktan söz edilebilir. Çin’de durum farklı görünüyor bana. Sadece ÇKP (Çin Komünist Partisi) üst yönetiminin emrinde var olabilen seçilenlerle işletilecek bir demokrasiden nasıl söz edilebilir ki? Bana göre Hong-Kong ÇKP’nin kapitalist pastasıdır.
 
Kapitalizm ile komünizm ve hatta sosyal demokrasi arasında ekonomik ve ideolojik rekabet olduğu gerçeğinden yola çıkarak  Batılı demokratların kötü niyetli bir ön yargıyla ÇKP'ni eleştirdiği sonucunu çıkartmak da kötü niyetli bir ön yargı sayılmaz mı? Bu sonucu çıkartmak da Batılı kapitalist ve sosyalist demokrasileri kötü gören önyargılı bir zihniyettir bana göre. “Demokrasi olsun, fakat sadece benim istediğim gibi olsun” dendiği an demokrasinin inkârı başlamıştır zaten.
 
Üstelik mesele, en azından benim meselem ne kapitalizmin ne komünizmin ne de sosyalizmin ekonomik başarısı değildir; benim meselem bu başarının insanı ne kadar mutlu edebildiğidir. Bence, siyasi idare biçimleri bu esası öncelikli gerçeklik ilkesi yaptıkları zaman kapitalizm de bir komünizm de bir olacaktır…
 
Sistem-İnsan meselesine bir paragraf:

Aklı başında bir insanın yaşama amacı kendini mutlu etmektir. Bazıları başkalarını mutlu etmeyi tercih ettiğini iddia etseler de bu aslında kendini mutlu etmenin öznel (kişiye has) bir yoludur bence. Bu yaşama amacının gereği ve aracı olarak yönetişim sistemleri her şeyden önce insanın kendini mutlu hissedebileceği ortamı sağlamakla görevli tutulmalıdır. Bunun için sistemin insana sunacağı kamusal hizmetler zamanın en iyisini amaçlamalıdır. Güvenlik, sağlık, çevre dostu ekonomi, eğitim, sanata teşvik ve sanatçıya hürmet, çağdaş ulaşım-iletişim olanağı ve özgürlüğü bu hizmetlerin temel yapısını oluşturmalıdır. Bu da yetmiyor tabi: sistem bireysel ve toplumsal var oluşun özgürlük alanlarını zamanın en olası genişliğine çekebilmelidir. Maddi bakımdan her ihtiyacı karşılanmış bir çocuğa her öğün en sevdiği pastayı yedirsek de onun yaşıtlarıyla veya kendi kendine özgür ruhu ve dimağıyla oynamasını kısıtlamışsak mutlu bir çocuktan söz edemeyiz. Tabi ki mutlu olmayı değil de mutlu görünmeyi öğrenmiş bir çocuktan söz edebiliriz.

 
Muharrem Soyek
Abdülkadir Güler, Şennur Köseli bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İki ilginç cümle:Benim olan demokrasi, asla bir demokrasi değildir. Ve Bana göre Hong-Kong ÇKP'nin kapitalist pastasıdır.

Kerim Korkut 
 06.11.2015 17:58
Cevap :
Sen harikasın. Laf kalabalığı içinden geçen fikrin can damarını hemen görüyorsun.  07.11.2015 20:21
 

Yazarın notu: Hong-Kong yönetiminin 2017 yılında doğrudan demokratik seçimle işbaşına getirileceği sözünün kaynağı: 23 September 2014 Last updated at 09:44 GMT (BBC) Bağlantı adresi: http://www.bbc.com/news/world-asia-china-27921954 So what has changed? The Chinese government has promised direct elections for chief executive by 2017. But in August 2014 China's top legislative committee ruled that voters will only have a choice from a list of two or three candidates selected by a nominating committee.

Muharrem Soyek 
 02.10.2014 16:49
 

gorunusleri yasam bicimleri ve gelenekleri ile ile cin'li olan Hong Hong'lular gariptir cinli degil hong hong luyuz der oyle bir irk varmiscasina. Bir cok batili ulkeden evvel kapitalizm yolu ile kalkinmayi saglamis bu arada sosyal devlet gereklerinide yerine getirmis. Demokrasi sadece bu yondemi acaba bir sosyalizm de demokrasi yok mu? Hatta utopia kominizm de .Unutmiyalim hakim kultur ve ekonomi bati !

Newyorker 
 01.10.2014 19:47
Cevap :
Elbette demokrasi her idolojide kendine has bir yapıyla uygulanabilir. Örneğin İran İslam Devleti. Ancak bunlar arzulanan demokrasiler değildir. Çünkü seçmenin dışında bir grup veya kişi tarafından sahiplidirler. Bu demokrasiler seçmenden önce sahiplerini memnun etmeye meylederler. Oluşmakta olan ileri demokrasiler seçmen iradesiyle birlikte özerk yapılı demokratik kurumlar aracılığıyla yürütülür ve denetlenirler. Komünist ve sosyalist demokrasi de hâliyle olabilir. Bence gayet başarılı da olabilirler; fakat benim için demokrasinin ne olduğu değil, insan mutluluğuna ne katabildiğidir. Bu açıdan baktığımda ben Çin'in Hong Konglulara demokrasi götürme derdinde olmadığı kanısındayım. HONG KONG ÇKP'nin KAPİTALİST PASTASIDIR. Maksat pastayı kaptırmamaktır... Ayrıca ben Çin'de komünist ekonomi var diyemem; öyle olsaydı Çin'e yatırım yaban yabancı sermaye komünist olurdu... sevgiler saygılar  02.10.2014 17:09
 

Kıymetli Üstadım,Sayın Muharrem Soyek: Üstadım çok derin ve düşünmeyi davet eden bir dünya yazısı okuduk.Özellikle benim olan demokrasi benim değildir.Ve gerçekten ekonomik başarı her cana yarar sağlak insanları daha mutlu eder.Saygılar sunuyorum.Sağlık ve mutluluk diliyorum.

Mehmet Burakgazi 
 01.10.2014 14:09
Cevap :
Teşekkür ederim, Çok değerli bir yorum. Sevgi ve saygılarımla  01.10.2014 17:53
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 367
Toplam yorum
: 2809
Toplam mesaj
: 236
Ort. okunma sayısı
: 1682
Kayıt tarihi
: 04.08.08
 
 

Parasız yatılı Darüşşafaka Özel Lisesi'nde iki yılı hazırlık sınıfı olmak üzere yedi buçuk yıl ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster