Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Kasım '14

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
80
 

Nereye kadar bağnazlık!

Nereye kadar bağnazlık!
 

Mevkii, makamı, konumu ve meşguliyeti ne olursa olsun, herkes kendisinden başka kimseyi beğenmiyor.

Kişi, kurum, parti, dernek, cemaat ve sivil toplum örgütü, hâsılı kim olursa olsun, bir türlü başkasının yaptığını, söylediğini beğenmiyor

Kimse kendi yaptığı işi, başka kimsenin yapamayacağını…

Mevcut yeteneklerinin kimsede olmadığını…

Çıkabileceği en yüksek noktaya, ancak kendisinin çıkabileceğini düşünüp duruyor.

Herkes işgal ettiği konumunu, muhafaza edebilmek için, devamlı kalabilmek için çareler arıyor.

Belki bazıları için doğru gibi görünse de, bazıları için,  kirli, bulanık düşünceler olabiliyor.

Birçok insan, birçok yerde, kendisinin daimi malıymış gibi at oynatıp, cirit atabiliyor.

Hep var olabilmek için, insanların sırtından geçinmeye, onların duygu, düşünce, bilgi, birikim ve tecrübeleri üzerinden nemalanabiliyor.

Bu uğurda çoğu insanın hayalleri suya düşerken, çoğu insan, yaşam kaynakları sönebiliyor.

Bin bir entrikaların döndüğü böylesi bir meydanda, her şeyin dosdoğru yolunda gitmesini beklemek belki biraz hayalcilik olabilir.

Bir özeleştiri yapacak olursak, kendi kendimize şöyle bir soru sorabiliriz, sanırım.

Mesela, “ biz ne kadar doğru, düzgün bir yol üzereyiz, bu hayatı ne kadar usulünce uygun yaşayabiliyoruz.

Bu belirlenen veya dayatılan düzen ve intizam içerisinde, herkes birbirine benzemenin çaba ve gayreti içerisine giriyor.

Bu uğurda elinden gelen her şeyi yapıyor, dinimizin belki de kesinlikle yasaklamış olduğu, yapılmasının yalan yanlış, haram olan birçok şeyi doğru bilir, yapar, hayatımıza uydurur, uygular hale geldik.

Sonra kendi kendimize kandırarak, “hayır öyle değiliz, öyle yapmak istemedik!..” gibisinden bahanelerin arkasına sığınma arayışlarına yöneliyoruz.

Kimse kusura bakmasın, kimsenin üzerine almasına da gerek yok. Çünkü bazı kişi ve yerler hedef alınarak yazılmamıştır. Sadece genel itibariyle var olan hastalıklarımızdan belki de bir tanesini ele alarak anlatmaya, izah etmeye çalıştık.

Kusura bakılmasın ama bir kirlilik, bataklık ve yalan bir yumak haline gelmiş, çelişkiler deryasında yüzüp duruyoruz.

Mantıksız ve makul olmayan ne varsa, hepsini kabullenir ve olağan görür hale geldik.

Maalesef aynı gemide olduğumuzu unutarak, açılacak bir delikle, gemideki mevcut herkesin batacağını unuttuk.

Eğer iyi olursak, iyi olmaya gayret edip, çaba gösterirsek, bilahare şikâyet edeceğimiz hiçbir sıkıntı, problem kalmayacaktır.

Birbirimizi kandırmazsak, empati yaparsak, özeleştiri yaparsak, kötü olan ne varsa terke edersek, fitne, fesat, zina, içki, kumar, uyuşturucu gibi illetlerden uzak kalırsak, el ele verirsek, sırt sırta verirsek, bir olsak, iri olsak, diri olursak, paylaşımcı, tevazu ve hoşgörülü olursak, kimse bizi yıkamaz, kimse bize bir laf söyleyemez, kimsenin başına bir şey gelmez, bu ülke ilelebet devam edecektir.

Bunun için başkalarına düzeltmek yerine, gelin öncelikle kendimizi düzelterek işe başlayalım.

Ne dersiniz?

Kerim BAYDAK

kbaydak61-artan@hotmail.com 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba Güzel bir yazı çok güzel mesaj Sizi ve bu yazınızı önerilerim arasına alıyorum. Saygılarımla

SÜLEYMAN SIRRI 
 12.11.2014 12:10
Cevap :
çok teşekkürler sevgiler selamlar  12.11.2014 15:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 769
Toplam yorum
: 112
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 179
Kayıt tarihi
: 06.11.12
 
 

Kerim BAYDAK 01.01.1961  ADIYAMAN  doğumlu.. 2003 yılında Anadolu Üniversitesi  İşletme Fakultesi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster