Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ocak '07

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
1349
 

Ölümün içindeki yaşam

Ölümün içindeki yaşam
 

Hepimizin bildiği bir söz vardır: "Hiç ölmeyecekmiş gibi bu dünya için, hemen ölecekmiş gibi öbür dünya için çalış." Her ne kadar bir çok defa bu sözün kaynağının Peygamberimize ait olduğu söylense de, şahsen ben buna inanmıyorum.

İlk bakışta oldukça estetik ve şık bir öneri gibi görünen bu söz bence içinde çok büyük bir boşluğu barındıyor: "Dünya ve ahiret, birbirinden ayrı iki farklı ortamdır. İkisini tanımlayan dinamikler tamamen birbirinden bağımsızdır. Bu dünya için çalışırken yapman gereken şeyin, öbür dünya için yapman gereken şeyle bir ilişkisi yoktur."

Temelinde siyah yada beyaz bulunan bu basit mantığın getirisi o kadar kötüdür ki aslında. Yaşam ile ölüm sonrası yaşam birbirinden kopuktur. Burada hırs ve güdülerle çevrili bir dünya vardır. Orada yüce ve tam da anlaşılmaz bir dünya. Eğer gerçekten mutlu olmak istiyorsan, gençken bu dünyanın çıkarabildiğin kadar tadını çıkar, belli bir yaşa gelince de elini eteğini dünyadan çek öbür dünyaya çalış, çalış ki sevabın günahından fazla olsun.

Sonuçta ortaya neye inandığı tam olarak belli olmayan, dünyayı algılayışı son derece sönük, belli bir yaştan sonra hiçbir şey üretmeyen, sevgi ve tutkuyla değil, korkuyla yönlenen insanlar topluluğu çıkmakta.

Aslında sorunun temelinde bizzat Tanrı'yı algılayışımız ve tanımlayışımız var. Tanrı, bizden ve yaşantımızdan kopuk, sadece yaptığımız hareketleri iyi ve kötü olarak yargılayan, uzak ve uzakta bir varlık. İşin aslı kendisi hakkında en çok konuştuğumuz ama en az düşündüğümüz varlık.

Oysa yaşam her ayrıntısıyla bizzat Tanrı'yı ve Tanrı'ya ait olanı tanımanın, tatmanın, yaşamanın ve deneyimlenin biricik fırsatı değil mi? Dünya denen bu simgeler diyarında yaptığımız veya başımıza gelen her eylem ve olay, ona
ait bir ipucu değil mi? Bir resim çizdiğimizde içimizde beliren estetik, bir nağme dinlediğimizde içimizde akan esinti, yeri geldiğinde sevmeyi tatmamız, yeri geldiğinde korku ve hayal kırıklığını tatmamız, bir muhtacı gördüğümüzde yardım eli uzatmamız, bir yazı yazarak içimizdekileri başkalarıyla paylaşmamız, kısaca bir bütün olarak yaşam, Tanrı'nın nefes alış verişinden başka nedir ki?

Kim demiş simgeler dünyasını aşarak varlığın özüyle bütünleşen biri için zaman çizgiseldir? Kim demiş; bakışıyla, dokunuşuyla, düşünüşüyle her an ona ait bir gizemi deneyimlediğini hisseden bir varlık için dünya ve ahiret diye bir ayrım vardır?

Dünya ahiretin içinde, ahiret dünyanın içindedir. Ölüm, ölü olanlar içindir...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İnsanı kendi benliğine götürdüğnüz için öncelikle minnettarım bütün yazılarınızı okudum gerçekten o kadar içten ve anlamlı ki...Hiç bir insan aslında yalnız değildir ve yalnızlığada itilmemiştir daima bir gölge vardır peşimizde bizi bırakmayan daima yanımızda bir gölge. Aslında önemli olan ne biliyor musunuz o gölgeyi farkedebilmek ve ona dönebilmektir. Tüm benliğinizle ruhunuzun zincirlerini kırarak ona yönelebilmek....

bahar simsek 
 17.02.2007 11:21
Cevap :
Sevgili Bahar, önclikle bu kadar içten ve anlam dolu yorumun için çok teşekkür ederim. Dile getirdiğiniz gölge fikri çok ilginç. Biraz daha açarak bizimle paylaşmanızı çok isterdim. Tekrar teşekkürler, sevgilerimle...  19.02.2007 14:23
 

Dikkat edilirse yapılan tüm öğütlerde; insani değerlerle barışık yaşayan, hileden, yalandan, iftiradan, fesattan, kalp kırmaktan, cana, mala, namusa tecavüzden sakınan, hayatı boyunca insanlık için artı değerler üretme gayreti içinde olan bir insan tanımlanmaktadır. Özeti ile Sosyal sorumluluklar bu dünyayı ilgilendirmekte, varsa olumlu faaliyetler karşılığını görmektedir. Yaratana karşı günah tanımına giren (kul hakkını içermeyen) fiilleri işleyen, ifade edildiği şekilde, tövbe ederek ve belki de biraz ceza ile affa uğramakta ve cennete gitmektedir. Asıl olan insana faydalı olmaktır. İşte o zaman Buradaki yaşamda, öteki yaşamda bizlere cennet olabilmekte, ölümde mükâfat olabilmektedir. Öğütlenenler bunlardır. Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 28.01.2007 20:29
Cevap :
Diğer bir ifadeyle "dünya ahiretin denen ağacın tohumudur". Değerli katkınız için çok teşekkür ederim Mehmet Bey.  28.01.2007 20:59
 

“O, Allah ki, hanginizin daha güzel işler yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yarattı,” “Ölümün hikmeti, insanın buradaki yaşamında saklıdır. İnsanı ölümden sonra sonsuza dek sürecek olan bir hayat beklemektedir. İşte insan, iyi ya da kötü işlediği her şeyin karşılığını ahiret yurdu dediğimiz bu ölüm sonrası hayatında görecektir. Kızılderili atasözünde ifade edildiği gibi, “Tanrı bize kilimin iplikleri verir, kilimin desenini biz dokuruz.” Mutluluk, sevgi gibi karşınızdakini severseniz anlamını bulmaktadır. Aynen ancak iyilik yapılarak mutlu olunabileceği gibi. Burada sevgi ve mutluluk değerlerinde ilahi bir sır bulunmaktadır. Genç iken öte tarafı hatırlamaz, yaşlılıkta ibadethaneden çıkmaz iseniz, bu size fazlaca bir şey kazandırmamaktadır. Yaptığınız ibadet borçtan düşülmektedir. Asıl olan “İnsanların en hayırlısı, en çok insanlara hayırlı olandır” ifadesindedir. Üzerinizde zerre kadar başka insanların (Maddi –Manevi) hakkı varsa Onları ödemeden asla Cennete girilmemektedir.

Canmehmet 
 28.01.2007 20:27
 

Bu sözün Peygamberimize ait olamayacağını düşünmenizin temelinde, dünya için yapılacak şeylerle âhiret için yapılacak şeylerin birbiriyle çeliştiği düşüncesi mi acaba? Oysa bu, dünya ve åhiret için yapılacak şeylerin aynı olduğunu anlatan çok ilginç bir söz. Çoğu insan da bu yanlış bilgi yüzünden dediğiniz gibi gençliklerinde dünya için yaşlanınca da âhiret için çalıştıklarını zannederler. Oysa tam tersine namaz kımak oruç tutmak zekât vermek, hacca gitmek, yardım etmek, âhiret için değil dünya içindir. Alışveriş, ticaret, yaşamak, aşk, ilişkiler, çalışmak bunlar da âhiret içindir. Sizin de dediğiniz gibi, yaşam her ayrıntısıyla bizzat Tanrı'yı tanımanın biricik fırsatıdır. Ve yine ddiğiniz gibi dünya âhiretin, âhiret de dünyanın içindedir. Onun için hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için, hemen ölecekmiş gibi âhiret için çalışmamız gerekmektedir.

Ahmet YILMAZ 
 28.01.2007 19:56
Cevap :
Bu ifadenin hadis kriterleri açısından bildiğim kadarıyla çok sağlam bir dayanağı yok, tabi işin uzmanı değilim. Zaten önemli olan da bu sözü nasıl anladığımız ve hayatımıza aktardığımız değil mi?. Olgun bir şekilde yorumladıktan sonra tabi ki çok güzel bir söz aslında. Yorumunuz ve katkınız için çok teşekkür ederim...  28.01.2007 20:14
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 72
Toplam yorum
: 89
Toplam mesaj
: 18
Ort. okunma sayısı
: 1880
Kayıt tarihi
: 11.10.06
 
 

Yazar 1975 Ankara doğumludur. Monterey Postgraduate School / California'da bilgisayar bilimi dalı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster