Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Haziran '11

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
1550
 

Recep Tayyip Erdoğan ve Mümtaz Basınımızın Çukur Şahsiyetleri Elele

Recep Tayyip Erdoğan ve Mümtaz Basınımızın Çukur Şahsiyetleri Elele
 

Mümtaz basınımızın yeni yetme çukur şahsiyetlerinin karşısında istediği telden çalarak akordu bozuk saz misali bir görüntü sergileyen Recep Tayyip Erdoğan, elde ettiği ve bundan sonra elde edeceği muhtemel başarılarla gurur duyuyorsa, bana da bu sayfadan pes demek düşüyor.

Kampanya süreci boyunca bin bir türlü çelişkisine tanıklık ettiğimiz Recep Tayyip Erdoğan’ın, aslında her bir sözü felaket cinsinden olsa da, şansı var ki, arkasında o felaket türünden sözleri görmekten kaçınan geniş bir kitlesi var.

Emekli öğretmen Metin Lokumcu’nun ölümü üzerine, adını dahi bilmek istemediğini ifade ederken fikrini, zikrini bütünüyle ortaya dökmedi mi Recep Tayyip Erdoğan? Hem de fazlasıyla… “Kadın mıdır, kız mıdır?” güzellemesi ise, belki de yıllar boyunca zihnimizin en müstesna noktasında bir yerlerde öylece kala kalacaktır, tıpkı, “Ananı da al git” güzellemesi gibi.

Bir zaman içerisinde alabildiğine demokrat kesilebilen Recep Tayyip Erdoğan, gücü iyiden iyiye eline doladıkça her attığı adım sonrasında kırmadığı vazo, devirmediği çam kalmıyor. Zira, serencamında biat kültürü ağır bastığından olsa gerek, o kendisine has kültürünü bir şekilde toplumun gözüne gözüne sokuşturuyor. Aslında tam da bu noktada CHP’nin kendisini bir kez daha sorgulamasında fayda var. Bütün bir söylemini laiklik eksenine oturtup, vatan, millet, bayrak edebiyatıyla geçirdiği boş günlerin üzerinden Recep Tayyip Erdoğan’a bıraktığı alanda, Erdoğan’ın keyfe keder siyaset yürütmesine neden oldular. Pek tabii ki CHP’den kastım, Deniz Baykallı CHP… Meydanı boş bulan Recep Tayyip Erdoğan hiç de hak etmediği bir ilginin odağı haline geldi. Çünkü karşısında laiklik, vatan, millet, bayrak dışında hiçbir söylemi olmayan bir CHP bulmuştu. Recep Tayyip Erdoğan boşuna demiyordu “Deniz Baykal o koltuktan hiç inmesin” diye. Ne zaman ki CHP biraz olsun kendisini toparladı ve ekonomik alanın içerisine dalıp proje üretme çabasına girişti, ne zaman ki CHP demokrasi adına somut bir takım talepleri karşılamaya yönelik bir takım söylemlerle demokrasi alanının göbeğini girdi, AKP’nin bütün foyaları bir bir ortalığa döküldü. Ve görüyoruz ki AKP’nin üzerine biraz gidildiğinde, Recep Tayyip Erdoğan’ın aslında ciddiyetten uzak bir lider olduğu kendiliğinden ortalığa dökülüyor. Söyleyecek tek bir sözü dahi kalmıyor. Ne söyleyeceğini, nasıl karşılık vereceğinin dahi bilincinde olmuyor. İşte tam da bu noktada, kendisine biatla mükellef basın eşrafı devreye giriyor. Hazırladıkları çanak sorulardan demetlerle karşılarına oturttukları Recep Tayyip Erdoğan’a meydanı bırakıyorlar. O meydanda kendi çalıp kendi oynamaya çalışan Recep Tayyip Erdoğan aslında harbiden çok mizahi bir hale düşüyor. Karşısında kendisini sıkıştırmaya yönelik zerre olsun bir soru yok. Karşısında oturan kimliksiz basın eşrafından yeni yetmelerin hali el pençe misali… Manzara böyleyken, Allah aşkına Recep Tayyip Erdoğan insanı doyuran tek bir tane kelam edebiliyor mu? Ağzından çıkan hangi söyleminde şöyle dolu dolu bir ifadeye rastlıyorsunuz? Onca kurgu, onca senaryo sonrasında, ortaya kocaman bir fiyasko çıkıyor. Bu denli güçlü bir oy oranıyla iktidarı elinde tutan bir kişinin ifadelerindeki içeriğin boşluğu akıl alır gibi değil.

Dün gece televizyon kanalları arasında sörfe daldığımda, sırasıyla;

-CNN Türk

-Kanaltürk

-Beyaz Tv

-Bugün Tv

Bu kanalların her birisi Recep Tayyip Erdoğan’ı karşılarına oturtmuşlar ki sadece canlı yayın CNN Türk’teydi, diğer kanallar önceki Recep Tayyip Erdoğan oturumlarını bant yayın olarak veriyordu, top yekün AKP ve Recep Tayyip Erdoğan propagandasına yönelmişler. Ve ilginç olan, şöyle dolu dolu, gümbür gümbür tek bir soruya tanık olmadığım gibi, bu denli yüksek bir oy oranıyla iktidar koltuğunda oturan bir liderin ağzından, şöyle gümbür gümbür, dolu dolu bir ifadeye tanık da olmadım. Merak ediyorum işte, bu vatandaş Recep Tayyip Erdoğan’da ne buluyor? Bu insan ne söylüyor, ne anlatıyor da söylemleri toplumda bu denli kabul görüyor?

Artık şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki, demokrasinin sınırlarını genişletme, temel hak ve özgürlükler üzerine siyaset inşaa etme gibi hususlarda solun değişik renk ve tonları sesini yükselttikçe, toplumun ilgi odağı oluyorlar. CHP için “Ne kadar da yetmez ama evet” demiş olsak da, Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğu adaylarının söylemlerini ve muhalefetini göz ardı edemeyiz. Hatta ve hatta CHP’den çok daha güçlü bir muhalefete öncülük ettikleri şüphe götürmez. Sadece bir Sırrı Süreyya Önder bile tek başına AKP’nin gücünü törpüleyebiliyor ve AKP’nin politikalarını gayet yalın ifadelerle kamuoyuna teşhir edebiliyor. Bundan olsa gerektir ki, Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğu adayları memleketin her yerinde olmadık baskı ve şiddete, sindirmeye muhatap oluyorlar. Recep Tayyip Erdoğan halen, ısrarla Sırrı Süreyya Önder’in seçim bürosunda yapılan aramada otuz tane molotof bulunduğunu söylüyor. O molotofların, o seçim bürosunda nasıl bulunduğu ortadayken ve pek de alışkın olduğumuz yöntemlerden birisi kullanılarak o molotofların bulunduğunu iddia etmek gülünç olmaktan öteye gitmiyor. Sabahın kör bir vaktinde polis, yanında o seçim bürosundan sorumlu olan kimseler dahi olmadan, çilingir marifetiyle seçim bürosunun kapısını açıyor ve içeride yapılan aramada otuz tane molotof bulduklarını basına servis ediyor. Tam bir çamur atıp, iz bırakma yöntemi. Bu yöntemi ciddiye alan Recep Tayyip Erdoğan, meydanlarda, ekranlarda hadiseyi diline doluyor. Bunun adı da siyaset yapmak oluyor. Kendi adamlarından kurulu basın eşrafının önüne çıkmaktan imtina etmeyen Recep Tayyip Erdoğan, neden Kemal Kılıçdaroğlu’nun karşısına çıkmaktan özenle kaçıyor? Aslında nedeni, sebebi belli… Ne ortaya sürdüğü siyasetin elle tutulur bir yanı var, ne de kendisi tartışabilecek ciddi bir birikime sahip. Yıllardan beri de manzara ortada. Çanak sorular varsa, Recep Tayyip Erdoğan ekrana çıkıyor, çanak soru sorulmayacaksa veya sorular kendisine önceden verilmemişse ekrana çıkmaktan kaçıyor.

Recep Tayyip Erdoğan arkasına aldığı yeni yetme basın eşrafıyla daha çoook bu memlekete başbakan olur.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Seçim propagandalarına yönelik başbakana yönelik yaptığınız analize içtenlikle katılıyorum. Ancak bu konuda bazı gazetecilerin bile kendilerini canlı yayında azarlatmamak uğruna sahte gülücükler ile ıkna sıkıla soru sormalarını çok yadırgadım. Ayrıca entellektüelleri sevmediğini belirtmiş olan Erdoğan'ın Sırrı Süreyya Önder gibi bir entellektüelide sevmesini beklemesemde, Önder'i tüm demokratik haklarından yoksun bırakarak seçim yarışı yapmasını esefle karşılıyorum.Ne yazık ki Sayın ERDOĞAN dünyanın en şanslı insanlarından biri olarak elde ettiği yönetiçiliği bu baskıcı ve demokrasi dışı davranışları yüzünden bir kaç sene içinde sona erecektir..

Nuran ERAN 
 11.06.2011 13:58
Cevap :
Nuran Hanım; Recep Tayyip Erdoğan’ın çanak soruların karşısında oturması yönü fazlasıyla teşhir olmuş bir durum. Fakat toplum işin bu yönü fazla ilgili değil. Ama basının durumu hakikaten vahim… Her zamankinden daha rezalet bir duruma dönüşüyorlar  27.06.2011 10:58
 

papağan gibi ezberlettirilen metinleri kora halinde aynı kavala öttürüyorlar.Devletin imkanlarıyla, devleti çıkmaz yola elbirliğiyle taşıyorlar. Saygıyla..

Mahmut Ekrem Muhalefet demokrasiye geliştirir 
 09.06.2011 19:58
Cevap :
Maalesef Mahmut Bey...  27.06.2011 10:59
 

turizmci oldugunuza gore diger ulkulerde de basbakanlara muhalefetten daha çok ilgi gosterildigini, politik açik oturumlarin amacinin politikacilarla polemige girmek olmadigini bilmeniz lazim. Ayrica siz Sarkozy, Merkel, Blair gibi liderlerin muhalefet partisi lideriyle TV'ye çiktigini gordunuz mu ? Dunya'da en donanimli kisiler Erdogan'i begenirken sizin Erdogan'in birikimine laf etmeniz pek inandirici degil

Demokrasi Penceresinden 
 09.06.2011 17:23
Cevap :
Hai öyle olsun bakalım. Selamlar Sevgiler.  27.06.2011 11:00
 

Yalnız R.T. Erdoğan mı, değerli arkadaşım? Şeriat özlemcisi partileri de, onların başındakileri de, cümle ırkçı, gerici, faşist politikacıları da yıllardır gazetelerin başköşesine çöreklenmiş olan darbe şakşakçısı bu basın eşrafı başımıza musallat etti. Yeni yetme basın eşrafı da mesleğin inceliğini kendilerinden önceki bu ilkesiz şakşakçılardan öğreniyor. Bunlardan biri genç gazetecilere mesleğin püf noktasını öğretirken "Kemiksiz olacaksınız!" dermiş. Sevgiler, selamlar.

hazandagüzeldir 
 09.06.2011 11:55
Cevap :
Aynen efendim aynen...  27.06.2011 11:00
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1509
Toplam yorum
: 3024
Toplam mesaj
: 195
Ort. okunma sayısı
: 1133
Kayıt tarihi
: 07.08.07
 
 

Yazarım... Okurum... Öğrencilik yıllarımda çok yazdım... Kompozisyon derslerinde yazdım... Duvar ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster