Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ağustos '13

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
6824
 

Sıvas Kongresi ve Amerikan Mandası....

Sıvas Kongresi ve Amerikan Mandası....
 

Sivas Kongresi hatırası...


SIVAS KONGRESİ SIRASINDA, M. KEMAL(Atatürk) AMERİKA SENATOSU'NA MEKTUP YAZDI MI?

4-11 Eylül 1919 günleri arasında, yani günümüzden 94 yıl önce gerçekleştirilen Sivas Kongresi sırasında, kongrenin çalışmasını en çok meşgul eden ve M: Kemal'in de canını en çok sıkan konu "Ameriakan Mandası" idi...Yani Amerikan Mandaterliği ya da Türkçe ile "Amerikan Yönetimi" idi...

NOT- 1 : Manda sözcüğünden pek hoşlanmadığım için, bloğumun devamında "Amerikan Mandaterliği" ya da "Amerikan Yönetimi" deyişlerini kullanacağım...Bazıları "Amerikan Güdümü" de diyorlar ama on da pek hoş bakmıyorum... Manda ile güdüm yan yana gelince yakışıksız bir durum ortaya çıkıyor.

Kongre, 4 Eylül 1919 günü açıldı. Kongrenin ilk üç günü, hemen hemen her delegenin "İttihatçı" olmadığını belirtme gayretleri ile geçti. Ancak dördüncü günü esas konuya gelindi.

Kongrenin aldığı kararlardan biri aynen şöyleydi; "Vatan bir bütündür, Ancak yurdu işgal emelleri taşımayan devletlerin fenni, sınai, ekonomik her türlü yardımı kabul edilebilir"

Bu madde, Amerikan Yönetimini isteyen Kongre üyelerince, bu konuda kendilerine yeşil ışık yakılmış gibi algılandı. Bu nedenle de, Kongre'nin dördüncü günü, Amerikan Yönetiminin kabul edilip edilmemesi konusu gündeme getirildi.

Amerikan Mandaterliği'nin kabul edilmesi için M. Kemal'e pek çok kimse başvurmuştu. Kongre çoğunluğunun kanısı da genelde bu noktada toplanıyordu.

Amerikan Mandaterliğini isteyenlerden Halide Edip(Adıvar) gönderdiği bir mektupta, "Amerikan Mandaterliği'nin en az tehlikeli bir yol olduğunu, bu gerçekleşirse Türk köylüsünün modern bir duruma gelebileceğini" yazıyordu.

Ayrıca, Ali Fuat Paşa da, Kara Vasıf, Ahmet Rıza, Ahmet İzzet, Cevat Çürüksulu, Reşat Hikmet gibi pek çok kimsenin Amerikan Mandaterliği isteğini Sivas'a bildirmişti.

Bunların kanısına göre, "Amerikan Mandaterliği kabul edilirse, ülkemizi işgal etmek isteyen ve bunun için korkunç hareketlere girişmekten çekinmeyen diğer devletler, ister istemez bu emellerinden vazgeçmek zorunda kalacaklardı"

Amerikan' mandaterliği, bunu savunanlar için, katlanılabilir en az kötü(ehveni şer) bir durum olarak nitelendiriliyordu(1).

Amerikan Mandaterliğini kabul edenlerden biri de . Rauf Bey'di. Rauf Bey, daha önce kabul edilmiş olan kararlara dayanarak(yukarıda ifade ettiğimi gibi) "fenni, sınai, ekonomik her türlü yardım kabul edilir" cümlesini öne sürerek, yardım alınacak devletin adını zikretmenin bir sakıncası olmadığını söylüyordu.

8 Eylül  günü başlayan görüşmelerde genel kanı artık belli olmuştu. M. Kemal'in işi bir hayli güç görünüyordu. Çünkü M. Kemal, baştan beri Amerikan Mandateriğini kabul etmiyordu. Onun için önemli olan "tam bağımsızlığı sağlamak ve ulusal iradeyi egemen kılmaktı".

M. Kemal, Amerikan Mandaterliğini isteyenleri susturabilmek için Rauf Bey'in yaptığı bir öneriden yararlandı.

Rauf Bey, Amerikan Kongresi'ne başvurulmasını ve gönderilecek bir heyetin Türkiye'ye gelip durumu incelemesini önermişti. M. Kemal, Kongre Başkanı olarak bu öneriyi  hemen oya sundu ve öneri oy birliği ile kabul edildi. Davet mektubunun müsveddesi yazılıp imza edildi; ama bu mektubun ne zaman ve nasıl gönderildiği hakkında kesin bir açıklama sonraki tarihlerde de hiç duyulmadı.(2)

M. Kemal, bu konuda şunları söylüyor : "Kongre Başkanlık Kurulu'nun imzalarıyla bu yolda bir mektup müsveddesi hazırlandığını hatırlıyorsam da, bu mektubun gönderilip gönderilmediği pek iyi hatırlamıyorum. Doğrusu ya, bu mektuba özel bir önem vermiş değilim"(3)

Bu konuda, tarihçiler ve konu ile ilgilenenler arasında çeşitli tartışmalar oldu...M. Kemal'in bu mektubu unutturmak istediği söylendi. Kimileri de, M.Kemal'in Amerikan Mandaterliğine sıcak baktığı iddiasını dile getirdi.

Şimdi, bu konuda, bloğun yazarı olarak devreye girmeliyim.

Elimdeki günlük gazetelerden kestiğin gazete küpürleri arasında bu konuyla ilgili  belge sayılabilecek bir haber buldum... Günümüzün çok satan gazetelerinden birinden kesmişim.

Haberin başlığı aynen şöyle; "Atatürk'ten Senato'ya mektup"

Mektup, "Amerika Birleşik Devletleri Senatosu Başkanlığı'na" diye başlıyordu...

Mektubun son paragrafı ise şöyleydi : "........Bu karara uygun olarak, Sivas Milli Kongresi bugün oy birliği ile Amerika Birleşik Devletleri Senatosu'ndan olumsuz bir barış anlaşmasıyla Osmanlı İmparatorluğu topraklarının ve halkının parçalanmasına müsaade edilmeden evvel, tarafsız bir devlet gözüyle, Türkiye'nin gerçek durumunu incelemek maksadıyla üyelerinden kurulu bir komitenin, memleketin her tarafını ziyaret etmek üzere gönderilmesini rica eder. Sivas Milli Komitesi adına Başkan Mustafa Kemal"

NOT- 2 : Bu mektubun yayınlandığı sayfada, aynı zamanda mektubun, eski yazı ile yazılmış mektup metninin bir de fotokopisi bulunmaktadır.

Bu mektubu haber yapan gazete, mektupla ilgili şu bilgiyi de vermektedir.

"Mektubun sonrasında, Kazım Karabekir Paşa, Mustafa Kemal'e bir telgraf göndermiş ve kararların tebliği edilmesinde kendi imzası yerine "Heyet-i Temsiliye Adına" ibaresinin kullanılmasının daha doğru olacağını bildirmiştir.

M. Kemal ise telgrafla şu yanıtı vermiştir :"Yalnız Amerikan Senatosu'na yazılan ve malumunuz olan bu mektuba, kongre kararıyla, aralarında benim de bulunduğum beş kişi imza koymuştur"

Sivas Kongresi'nin bitiminden bir hafta sonra, General Harbort Başkanlığında bir heyetin Sivas'a gelmiş olması, bu mektubun yazılmış olmasının bir kanıtı olabilir; her ne kadar M. Kemal tarafından hatırlanmamış olsa da...

Ama, yukarıda da belirttiğim gibi, M.Kemal'in tek isteği, "tam bağımsızlığını sağlamak ve ulusal iradeyi egemen kılmaktı".

M. Kemal, bu kadarla da kalmıyor, "mandaterlik" yanlısı olanların, bu yönetim tarzının da ne olduğunun farkında olmadığını söylüyordu...

Tam yerine geldik...Neymiş şu "manda" ya da "mandaterlik" bir bakalım..

-- Latince "Mandatum", anlamı; "vekil"..."Manda" ise, bu işlemin adıdır...Biraz açalım: Henüz "bağımsız olma" yeteneğine sahip olmayan milletler, "Milletler Cemiyeti(Cemiyet-i Akvam)(x) tarafından bu "yeteneğe" erişinceye kadar eğitilecekti. Ancak, Cemiyet bu işi kendisi yapmayacak ve "büyük" bir devleti görevlendirecekti. Bu devlet, Milletler Cemiyeti'nin vekili olarak söz konusu milleti yönetecekti.(4)

Bu arada şunu da söylemeliyim : Galip devletler, başta Irak ve Suriye olmak üzere eski Osmanlı topraklarını "manda" yoluyla kendilerine katmışlardır.

M. Kemal, "Mandacı"lara direnmeseydi, bizim de olacağımız oydu...

Aslında bu, bana göre, sömürgeciliğin ve emperyalizmin ad değiştirmiş bir versiyonu idi.(cd)

Bu mektup meselesini de, fazlaca abartıp baştan beri çizilen doğru çizgiyi eğriltmenin kimseye faydası olmaz... Unutmuş olsa da M. Kemal'in, baştan beri "mandaterliğe" karşı olduğu kesindir...

Bu mektup, bloğumun bir yerlerinde belirttiğim gibi, Amerikan Mandaterliği isteyenlerin ağzını kapamak için bulduğu bir idare yöntemidir. 

Bana göre de, "mandater yanlılarının ağzına çaldığı bir parmak baldır... Hepsi o kadar.

 

cdenizkent

 

__________________ :

(1) Lord Kinros, Bir Milletin Yeniden Doğuşu, İstanbul: 1967, s.295'ten. Prof.Dr. İlhan Akın, Türk Devrim Tarihi, İstanbul; 1989,s.112(İlhan Akın, İstanbul Üniversitesi'nde yaptığım Doktora eğitiminde hocamdı)

(2) İlhan Akın, Türk Devrim Tarihi, İstanbul: 1989, s,113

(3) Mustafa Kemal, Söylev, Cilt-1, s.93(Basıma  hazırlayan, Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, İstanbul: 1999)

(x) Cemiyet-i Akvam(Milletler Cemiyeti); Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra kurulan milletler arası bir örgüttür. Bugünkü Birleşmiş Milletler örgütüne benzerdi. Fakat yetkileri daha azdı...Ayrıca bu örgüt, İngilizlerin kontrolünde gibiydi.

(4) Prof. Dr. Ahmet Mumcu, Tarih Açısından Türk Devrimi'nin Temelleri ve Gelişimi, İstanbul:1988, ss.43-44

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Mustafa Kemal'in niyetini yazının en son cümlesinde söylemişsiniz zaten...

Kerim Korkut 
 16.02.2017 21:27
Cevap :
Merhaba Kerim Bey...Atatürk ve değişim ve dönüşüm eylemini bir Türk insanı, ya da O'nun kurduğu Cumhuriyetin bir bireyi olarak "önyargısız" ve "objektif" bir şekilde incelemek ve yorumlamak kuşkusuz zordur...Bilinen gerçekleri ve genel doğruları, katı da olsalar, duygusal Atatürkçülüğümüz ile yumuşatmamalıyız...Ben, bunu yapmaya çalışıyorum; bazılarının hoşuna gitmese de...Teşekkürler ve selamlar.  17.02.2017 16:36
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 973
Toplam yorum
: 2471
Toplam mesaj
: 64
Ort. okunma sayısı
: 1385
Kayıt tarihi
: 11.12.07
 
 

İstanbul doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimi İstanbul'da tamamladım. İstanbul Üniversitesi'nde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster