Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ocak '18

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
271
 

Yağdır Mevlam Su.....

Yağdır Mevlam Su.....
 

Yuvacık Barajı İzmit


Daha Ocak ayının ilk çeyreğinde feveran etmeye başladık.

Neymiş barajlarımızdaki su stokları alarm seviyesine geliyor. Doluluk oranları % 25 lerin altına düştü. Şimdiden durum buysa Temmuz’un, Ağustos’un sıcaklarında vay halimize.

90’lı Yılların başıydı. İzmit’in nüfus tabelasında 300.000 yazıyordu. Bazı mahallelerinde oldukça su sıkıntısı yaşanıyordu. Belediyeden su ihtiyacımız için tankerle su istediğimi bu gün gibi hatırlarım.

Hatta yaşlı bir amcanın bahçe arteziyen kuyusundan kovalarla su taşıdığımı da unutmadım. İzmit-İstanbul arası D-100 karayolunu kapatıp suuu diye bağırdığımızı da unutmadım.

Musluğu her açtığımda mütemadiyen hep aklıma gelir. Akıttığım suyun boşa giden kısmı için cüzdanımdan harcadığım para gibi kıskanırım. Fakat ne kadar uğraşsan da suyun kıymetini bilemiyoruz toplum olarak.

Bu tek bizim sorunumuz değil tabi tüm dünyanın sorunu. Küresel ısınmanın neticesi. Sanayi baca Emisyonlarının atmosfere salınan kirlilikten kaynaklı olabildiği gibi su stok planlaması ile ilgili Projeksiyonların gerektiği gibi yapılamamasından da kaynaklı.

Şimdi Ocak ayının ilk çeyreğinde yıllık yağış debisinin neredeyse sıfırda seyrettiği şu günlerde ekranlara yansımaya başlayan açıklamalar şimdiden susuzluk maratonuna hazırlanmanın ısınma turları gibi gözüküyor.

Diğer tarıma yansıyan olumsuzlukları bile hesaba katmıyorum. Tahıl ambarı olacak nitelikteki ovalarımızın yazın sıcağında çatlayan yarıklarının feryat edecek görüntüleri, meralarda kımıl, kımıl yayılacak hayvanların bir tutam yeşil ot bulabilmek için birbirleri ile yarışları şimdiden beyin kadrajımın objektifine düşmeye başladı bile.

İklim kuşağı olarak pekte şanslı olmadığımız bir Lokasyon da bulunduğumuz yer kürede su ile ilgili teknik olarak söylenecek birçok şeyin olduğu muhakkak. İlerisi düşünülmeden mantar gibi türeyen sanayi bacalarının yükselerek atmosferi kirlettiği, küresel ısınmanın sonuçlarının bilimsel makalelerle yayınlandığı, Üniversite salonlarının duvarlarına yansıtılan Projeksiyonlarından boyunları fraklı sakallı bilim adamlarının açıklamalarını hiçe sayan devletler. KYOTO protokolünü hiçe sayan devletler acımasızca gezegenimizi tahrip etmek için yarış halindeler.

Susuzluk bu hiçbir şeye benzemez.

Ne bombaya benzer, ne de namlusundan ölüm kusan silahlara.

Kıvrandırır yer küredeki bütün canlıları mazaallah.

Ne mi yapalım?

Suyun kıymetini bilelim dostlar. Su stok sahası olan barajlarımızı, barajlara kaynak olan yeşil alanlarımızı imara açmayalım. Konut veya sanayi tesisleri inşa etmeyelim. İmar yasasının planlamalarını da su işleri ile meteoroloji ile 50 yıllık yağış ortalamalarını da dikkate alarak eş güdüm içerisinde planlayalım.

Yoksa!...

Birkaç günde yavaşça yağan yağmurları yarım saatte alarak önüne kattığı her şeyi yıkarak denizlere sürükleyeceğini bilelim.

Zira su ile

Ateş ile imtihan olmaz…..

Kalın sağlıcakla….. 10.01.2018 Adil Bozkurt

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 72
Toplam yorum
: 131
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 345
Kayıt tarihi
: 10.11.17
 
 

 ÖNSÖZ: Ben ne uyak bilirim ne bir kafiye/ Yarım asırlık ömrüm geçti nafile/ İçimden geçenler hep..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster