Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Mayıs '15

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
338
 

Zinovyev’in Türkiye’ye ve Mustafa Kemal’e dair sözleri

Zinovyev’in Türkiye’ye ve Mustafa Kemal’e dair sözleri
 

Bildiğiniz gibi Rusya’da Bolşevik ihtilali Ekim 1917 de olmuştur. Hatta bu tarihe izafeten Fransızlar bu ihtilale ‘Revoltion d’Octobre’ derler. Aslında 1917 de iki devrim olmuştur. Birincisi Şubatta. Bu ihtilalle Çar’ın yetkileri fiilen kaldırılmış ve bu yetkiler yeni kurulan bir geçici hükümete (Provisional Government) devredilmiştir. Ancak bu ihtilalin etkileri daha ziyade San Peterburg da hissedilmiş, esas daha büyük ve sonrasında Çar’ın ve bütün ailesinin kurşuna dizilmesiyle neticelenen ve bütün ülkede etkisini gösteren ihtilal Ekim ayında gerçekleşmiştir. İhtilalden evvel Çarlık Rusya’sında ihtilal yapmak isteyen iki büyük parti vardı. Biri Menşevikler, diğeri Bolşevikler. Menşevikler daha mülayimdiler ve iktidarın demokratik yollarla ele geçirilmesini savunuyorlardı. Bolşevikler ise silahlı ve kanlı bir ayaklanma taraftarıydılar.

Bolşevik ihtilalinin ele başları Lenin, Troçki ve Zinovyev gibi kişilerdi. Stalin’de vardı ama başlarda o sadece ihtilal komitesinin bir üyesi idi. Sonradan bu komite kendisine gelen sorunlardan ve sorulardan bunaldı ve komiteye bir başkan seçelim ve o bizim adımıza günlük sorular ve sorunlar için karar versin, böylece her konu da komiteye gelmesin diye düşündüler. Başkanlık teklifi tabii ki önce Lenin’e, sonra Troçki’ye yapıldı. İkisi de kabul etmediler. Sonra sırasıyla diğer üyelere teklif yapıldı ve onlar da kabul etmeyince, sırada en son bulunan Stalin aslında çok istediği pozisyonu sanki büyük bir fedakarlık yapıyormuş gibi, güya lütfen kabul buyurdu. Sonra da diğer üyelerin her birini tek tek kendi yöntemleriyle (kimini öldürtüp kimini intihara zorlayarak) elimine edip, tek adam haline geldi.

İşte yukarıda adı geçen Zinovyev 1 Eylül 1920 de Bakü’de yapılan 3.Enternasyonel’in 2. Kongresinde, yaptığı konuşmada bakın, Türkiye ve Mustafa Kemal hakkında neler söylüyor. “Mustafa Kemal, ‘Halifenin ve Sultan’ın şahsı mukaddestir, ona dokunulamaz’ diyor. Mustafa Kemal’in başında bulunduğu hareket Halifenin şahsını düşmandan kurtarmak istiyor” diyor. Bu alıntı Mustafa Kemal’in çocukluk arkadaşı, talebeyken hafta sonlarında evlerine evci çıktığı gençlik arkadaşı Orgeneral Ali Fuat Cebesoy’un (babası o zamanlar Harbiye Nazırı) Moskova Hatıraları 21/11/1920 – 2/6/1922 isimli kitabının Vatan Neşriyatı, Istanbul, 1955 baskısının 22. Sayfasından yapılmıştır.

Tarihe dikkatinizi çekerim; 1 Eylül 1920, yani Erzurum ve Sivas kongreleri yapılmış, Büyük Millet Meclisi 23 Nisan 1920 de açılmış, aradan dört ay geçmiş ve Zinovyev Mustafa Kemal’in Halifeyi koruduğunu, yapmakta olduğu hareketi Halifeyi kurtarmak için yaptığını söylüyor. Filhakika Mustafa Kemalin Büyük Millet Meclisi yapılmadan evvel de, ondan sonra da Padişaha gönderdiği telgraflarda çok itaatkar ve saygılı hatta mültefit bir ifade kullandığı ve mücadelesinin saltanatı kurtarma amacıyla yapıldığını yazdığı belgeler bugün bütün kitapçılarda bulabileceğiniz en az üç dört kitapta (bunlar sadece benim okuduklarım, aslında çok daha fazla kitapta yer almış olmalı) resmi vesika olarak sunulmaktadır.

Bu yazdıklarım Milli Mücadele harekatında, en azından ilk başlarda, Vahideddin ile Mustafa Kemal’in bir mutabakat ve işbirliği içinde oldukları tezini kuvvetlendiriyor. Bu tezi benimseyenler, Padişah, Mustafa Kemal’i vazifeyle Samsun’a gönderirken kendisine bütün Andolu’da askeri ve sivil bütün vali ve paşaları atama ve azletme yetkisi verdiğini ve bu yetkileri Sadrazamına bile vermeyip sadece Mustafa Kemal’e verdiğini söylerler ki bunun doğru olup olmadığını tahkik ve tesbit tarihi belgelere ulaşma bilgisi ve yetisi olan tarihçiler için çok kolay olmalıdır. Esasen bu yetkilerin verilmiş olduğuna dair bir ihtilaf da yoktur.

Bu tezi kuvvetlendirmek üzere, Mustafa Kemal Samsun’a gönderilirken emrine verilen Bandırma Vapurunun o zamanın en iyi vapurlarından biri olduğu, emrine subay, astsubay, erattan müteşekkil 33 asker, silah cephane ve iki araba verildiği, o zamanlar Istanbul’da sadece on araba olup bunun ikisinin kendisine verildiği, o zamanlar subay maaşlarının beş altı ay geriden verilmekte olduğu, Mustafa Kemal ve maiyetindeki kişilere ise bütün geçmiş maaşlarının verildiği ayrıca gelecek altı aylık maaşlarının da peşinen ödendiği de belgesi olmayan (belki araştırılabilse belgelenebilecek) söylentiler arasındadır.

Benim şahsi kanaatim ise en azından Mustafa Kemal’in Samsun’a gönderilme aşamasında, Padişah’ın ve o zamanın derin devletinin Mustafa Kemal’i sadece Samsun civarındaki ayaklanmaları bastırmak için değil çok daha büyük ve ulvi bir vazifeyle gönderildikleri yönündedir ki bu da Mustafa Kemal’in yeteneklerine, tecrübesine gösterilen itimat ve teveccühün bir göstergesidir. Nitekim yine bir söylentiye göre Mustafa Kemal yola çıkmadan bir gün evvel Yıldız Sarayında Vahideddin ile bir görüşme yapmış ve bu görüşmede Vahideddin kendisine, ‘ Paşa bugüne kadar vatana çok hizmetlerin dokundu, fakat şimdi bunların hepsini unut, vatanı kurtarabilirsin’ demiştir.  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

olaylara karşıdan bakıp sonra da kitap falan yazanlar objektif olurlar, olayların bir tarafı olanlar zaten kendi durumlarını yazarlar, onları değerlendirmek de size bize düşer.. bugüne kadar nutuktakileri yalanlayabilen bir belge çıkamadığına gore ne ingiliz ne amerikan ne de kendi genel kurmay arşivlerimizden. beğenseniz de beğenmesenizde türkiye cumhuriyetinin kuruluşuna giden süreç için tek ve vazgeçilmez tek ve tek kaynak Nutuktur..

Meltem Şahin 
 25.05.2015 21:45
Cevap :
Mustafa Kemal Paşanın Sultan Vahideddine iletilmek üzere Başyaver Naci Beye Ankaradan Gönderdiği Mektup 19Ocak1920(19Mayıs1919 dan yaklaşık 8ay sonra)"..Kuvayı Milliyenin asıl hedefi mesaisi ve gayeyi mukaddesesi Milleti Osmaniyenin en ali ve muhterem ve mümessili hakikisi olan zatı şevketsimatı hazreti şehriyarinin istiklal ve hakimiyetini hertürlü şevaibi halelden masun bulundurmaktır.Temsil Heyetimiz Türkiyenin Padişahı ve bütün alemi islamın rabıtai vicdaniyatını makamı muallayı vahdeddinde birleştiren halifei mukaddesei İslam sıfatıyla şevketmeab efendimiz hazretlerinin değil yalnız Anadolu ve Rumelindeki hudutlarımız dahilinde bulunan aksamı vatanda,hatta bütün cihanı islam üzerinde madden ve manen hakim ve nüfüz olmasını bütün Asyanın istikbali namına yegane çarei selamet telakki ederek mesaisini vasi bir ümmet siyasetine irca etmiş ve doğrudan doğruya makamı hilafetin masuniyetini ve istiklalini gaye olarak kabul eylemiştir..(Murat Bardakçı-Şahbaba s.539 Belge28,2002 8.Basım)  26.05.2015 9:13
 

Değerli Ali Adnan İnal Bey, Bizim aydınımızın bazı konularda, örnk; 31 Mart 1909-Milli Mücadele-Cumhuriyet-Lozan Ant.da kafası karışıktır. Bunun nedeni; "Resmi Tarih" ve bu doğrultuda yazılan; İng.-Fr.-Alman ve ABD'li yazarlara ait kitaplardır. Bunlardaki ortak nokta, "Nutuk" dahildir; 19 Mayıs'ın öncesi yoktur. "Türkler, Osmanlıların (Ki; "Müslüman Türkler" kastedilir.)zulmünden kurtulmuş; Cumhuriyetle birlikte Türklerin önünde büyük bir fırsat-dönem açılmıştır." Kendi -Okul- tarihimiz ve Batıların yazdıklarını (Ki, bunlar Osmanlı topraklarını paylaşanlardır.)örtüşmekte, iddialar birbirlerini desteklemektedir. Bunları ezberleyenlere!; "Lozan, zafer değil, hezimettir!" denildiğinde, kimilerinin -haklı olarak- kan beynine hücum etmektedir. Ancak; Elinize tesadüfen bir Rus yazarının eseri veya gizli İngiliz belgeleri geçtiğinde bildikleriniz bir anda karışmakta, içinize kurt düşmekte ve her şeyi sorgular hale gelmektesiniz. Yazdıklarınız doğrudur. Elinize sağlık. Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 25.05.2015 15:52
Cevap :
Canmehmet Bey teşekkür ediyorum. Hemen her konuda olduğu gibi tarih konusunda da olayların ve kişilerin tartışılamaz olmaktan çıkarılmasının daha isabetli ve faydalı olacağı kanaatindeyim. Büyük Atatürk'ün devletimizin önce kurtarılması sonra kurulması aşamalarındaki büyük hizmetleri şüphesizdir. Ama aynı ulvi gaye için o zamanın önde gelen kişilerinin de kendisine büyük ve önemli destek vermiş olmaları, insanları neden rahatsız eder bilmiyorum. Bu mücadelenin lideri tabiiki Büyük Atatürk'tür ama bu başarıda payı olan diğer önemli zevatı da (Çanakkale Harbinde olduğu gibi) hayırla yadetmekten kaçmamamız gerekir diye düşünüyorum.  25.05.2015 20:27
 

söylentiler,araştırınca bulunabilecek belgeler, sahaflarda kolayca bulabileceğimiz onlarca tarih kitabı, bolşevik ihtilalinin elebaşlarından birinin söylediği rivayet edilen sözler.... sevri imzaladığı rededilmez bir gerçek olan padişahın ,m.kemali anadoluya milli mücadeleyi başlatmak için gönderdiğini kanıtlayamaz... bir ikincisi öyle ise madem neden M. Kemal için idam fermanı çıkartılır? neden anadoludaki halkın tepesine ingiliz savaş uçaklarından şeyhülislam imzalı kuvacı kemali ve askerlerini nerde görürseniz öldürüni Allah bize majesteleri kurtarmak için gönderdi yazan fetvalar atıldı. adını yazanını vermediğiniz bir sürü kaynağınız olabilir beni de size benim yararlandığın adı yazanı belli olan bir kaynağı tavsiye etmek istiyorum.. bütün sahaflarda kitapçılarda şimdilik kolayca bulunabiliyor ama ileride bulunabilir mi bilmem.. okumanızı tavsiye ediyorum. NUTUK/GAZİ M. KEMAL ATATÜRK

Meltem Şahin 
 25.05.2015 12:45
Cevap :
Teşekkürler. Nutuk'un ne kadar objektif olduğu da ayrı bir konudur.  25.05.2015 17:17
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 311
Toplam yorum
: 176
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 850
Kayıt tarihi
: 10.03.11
 
 

Okullar: TED Ankara Koleji, ODTÜ, Bogaziçi Üniversitesi (Master) İş Hayatı: Philips, Anadolu Endü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster