Kim bilir kaç saattir mıhlanmıştı oturduğu yere. Gözleri takılı kalmıştı ufuk çizgisinde. Bir yakın, bir uzak. Çılgın fırtınalar, deli dolu rüzgârlar, esir olup uçuşmuştu anılar. Kimi hasret, kimi..
-Seher Yeli… Özel mi özel, güzel mi güzel, bir diyet yemeği tarifine ne dersin? -Ne dememi istersin Ayışığı? Süperrrrr derim. Yaşasın derim;) -Ayışığı’nın spesiyal yemeği ..
Yoksa!!! Her bir insanın hayatı mı roman? Soluktu fotoğraflar, zamana karşı direnememiş, sararmış ve yer yer silik. Belli ki yılların izlerini, toz zer..
-Aman Ayışığı, canım gülüm Ayışığı, ben diyete başladım! Hani senin dağarcığında muhteşem lezzetlerin tarifleri vardır ya… Bu kez de diyet yemeği tariflerinden versen. - Bana bak!..
‘’Yıllar boyu, Anadolu’nun çeşitli kasaba ve ilçelerinde görev yapmış ve sonunda Akdeniz kıyısına yakın şirin mi şirin bir şehre tayin olma şansına erişmiştim. Ömrümün bir kısmı okumakla,..
Daha yeni yeni okumaya başlamıştım. Başlar başlamaz da elime geçen her bir satırı okuyordum. Tabii okumaya başlamama başta öğretmenim, sonra da evdekiler, ilerleyen dönemlerde kahrettiler ama ben o..
Tanıştım, tanışmasına da samimiyeti ilerleteyim mi, yoksa kalsın mı bilemedim;) Kendi hazırladığım ve uyguladığım diyet programım ile… Durun acele yok;..
‘’Ya istiklal, ya ölüm!’’ İzmirliyiz biz… İzmirliyiz… Her birimiz, el eleyiz Birimiz hepimiz… Her birimiz; Yüzbaşı Şerafettin’iz… Her birimiz; İbrahi..
Ha ha hayyy… Okusun okumayanlar; Dost meclisinde konuşulsun, yazılanlar… Mahcubiyet perdesini yırtıp da attım sonunda… Alllaaam yaaaa…(Kopya çekmek diye buna derler;))) Bu ne zor iş..
‘’Ey be Remazan, heyt be Remazan, nittin sen? Nerelere gittin sen? Sen gittin gideli; yer gök yarıldı. Kızların ağıtları dağları aştı. Gözyaşları dere oldu çağladı, denize karıştı da deniz de dayan..
Aydoğdu; kızgın güneşinde Ağustos'un, sararmıştı altın sarısı başaklar. Kırlangıçların göç dansın..