Kanasıya öpüştüm geceyle, pek sarhoştu ruhum hülyânda. Ay kokusu da sinmiş sabaha, sanki sen vardın ışıklarında. Zümrüde nispet gözlerin, en bakir ormanlar telaşında, Vuslat sarmı..
Çalma kapımı soğuk kara, süzülemezsin ateşine yüreğimin. Arama da sakın ufuklarda, hüznüydü giden benliğimin. Oysa ne severdim yağmuru, nasıl da saklardı yaşlarımı, Kalbim çağlıyo..
Londra'nın İstanbul'a dönüşünü severim. Daha birçok şehrin de İstanbul'a dönüşünü severim. Elbette sevmediklerim de var. Mesela, Lerwick'in dönüşünü hiç sevmem. Yüreğimin bir yarısı orada..
Ben annemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken uçsuz bucaksız Kaf Dağı'nın ardındaki Pendik'te unutulmaz yazlar yaşanırmış. Artık ne zorumuz varsa, hani benden başka dört deli dah..
Solmamış günlerde açan kan kırmızı gül misaliydi. Ne kül grisiydi bulutların. Ne de sessiz çığlığı rüzgârın. Çırpınırdı melteminde câna meftûn yürek, Sarılası ufkunda hayali..
Büyüdüm! Oysa birkaç sene öncesine kadar kendimi hâlâ çocuk sanıyordum. Şimdi anlıyorum ki bunu düşündüren anne-babanın varlığıymış, kaç yaşınıza gelirseniz gelin onların hiç..
Hoşçakal hazan sarısı, pek sevdi yüreğim yeşili. Yılları çaldın ruhumdan, yaza kavuşmaktı hayali. Aşk esiyor güneyden, şaşırma var bir meâli, Dökse de gök yaşlarını, sil..
Zaman zaman hayattan nefret ettiğini düşünürdü. Kış bir türlü bitmez, ardından gelen bahar da yazı bir türlü getirmezdi. Yazdan da sıkılırdı hemen. Sonbaharı sevdiğine inanmaya başlar gib..
Hadi kalk, silkelen be deli oğlan, Hiç yıkar mı seni buncağız. Hani bir ömrü adamıştın sana, Yıkılmaz mı sanırsın oncağız. İşte bu senin varlığın, olsa da hiçliğin hükümsü..
Altmışlı yılların ortalarıydı. Yaz tatillerimizi Pendik'te geçirirdik. Şimdi nedenini pek hatırlayamıyorum; ama babaannemle sık sık minibüsle Kadıköy'e giderdik. Zaman zaman da vapurla Em..
Ne güzel bloglar yazdık, ne muhteşem dostluklar kurduk; onlar kaldı baki... ..