1) ‘Senin bu kuru öksürüğün beni çok korkutuyor aşkım. Lütfen ihmal etmesen kendini, hadi gidip bi hastaneye röntgen falan çektirelim’ ... Usulca attım kendimi dışarıya. Kalabalık, s..
Okan: ... sonrasında da imkan olursa Kaleiçindeki eski Oscar sinemasının bulunduğu yere bi kent tiyatrosu kurmayı hayal ediyorum. Ortalama yirmi kişilik bir ekiple oradan sanat sayfalarını sallayacak ..
Ön masada oturan ihtiyarlar önlerine az önce gelen çayları karıştırırken şekerinin erimesini değil de bardağın delinmesini istiyorlardı sanki. Zil seslerini andıran gürültüler yavaş yavaş azalmay..
Deniz: Alo Okan... Baba bir teklifim olacak sana, bu akşam “Boztepe’yi güzelleştirme vakfı”nın bir toplantısı olacakmış, adamlar bizden de şöyle ufak bir dinleti istediler, hani iki gitar bir yan f..
Bir şeyler kötü gidiyordu ve ben yine beklemem gerektiğine kendimi inandırmakla meşguldüm. Bu turizm hadisesi her kış aynı azabı çektirirdi bize, biliyorduk. İnsanlar uzaktan bana baktıklarında kimse..
Bu resmin sizde olduğu aklımın ucundan geçmezdi... Çocukluk fotoğrafların vardır ya hani... Hiçbirisinde tek başına değilsindir, bir bakıma film karesi kadar değerinin olmadığı zamanlar... Kalabalığı..
Deniz: Dokuz altı yollarında, bir zincir boğazımda, sıkar sıkar gevşetemem, ağlayamam, ayda yılda bir kaçamak, kaçsak bile yaşamamak dokuz altı yollarında gülmek yasaaaakk! Okan: Oğlum kısac..
Tuncay: ... Hoş geldin şekilcan... Abi iyi hoş da öğlene doğru gelseydin bari. Sabahın bu saatinde ne acelen vardı. Okan: Köy yerinde erken davranacaksın oğlum... Babacan şunların ucundan tutsan..
Tuncay: Gel Deniz’im gel hoş geldin. Ne iş? yüklenmişsin yine şişeleri dongidi dungidi efektleriyle giriyorsun kapıdan hacı. Deniz: Teselli diye bir şarap çıkmış iki milyona satıyorlar, aldım ge..
Önümüzde siyah ve yeşil şişeli biralar, birinci sınıf sigaralar, rengarenk cep telefonları ve bir tabak papaz eriği vardı. Son yıllarda erik ya da elma - armut yiyebilecek kadar iyi hissetmiyo..