Öylece otururken... yenik... hani kendi sessizliğine gömülmüş... belki biraz ağlarken... o gecenin içinde, lacivert bir kadifenin sıcaklığına sığınırken ve işin acısı kendime acırken elindeki sopayla ..
Tüm dengeler alt üst olur bazen. Herşey tersine döner. Şaşırıp kalırsın. Öyle alışmışsındır ki aynılıklara, aynılıklar sen olmuştur, tüm gözeneklerine dolmuştur alıştığın herşey.Değişmez merhabalar, g..
Her sabah karşılaşıyoruz. Daha doğrusu onlar, sabah güneşini en iyi alan o köşede çiçeklerin etrafını çeviren o küçük duvar üzerinde oturmuş oluyorlar ve ben onların yanından geçip gidiyorum. Havanın ..
Bir gece elektrik birden bire kesildi. Hemen pencereye koştum. Hani elektrikler kesilince insanlar hemen pencerelere koşarlar ya; sadece elektrik kendi evlerinde mi yok yoksa tüm evlerde mi kesilmiş ö..
Şimdi gitmek vakti... Neresi olduğunu bilmediğin bir yere... Şimdi tanıdığın, bildiğin ve o çok ama çok alışkın olduğun herşeyden uzaklaşmak vakti... Çok değil ama yetecek kadar... Kimbilir ki ne kada..
Gün sıradan ve sıkıntılı... Toplantının ortasında, ayaklarımdan birini sürekli sallıyorum... Konuşmacı devam ediyor... Söz uzuyor, aynı düşünceler farklı cümlelerle defalarca defalarca tekrarlanıyor....
Değirmenin başında duruyor. Şalvarı un içinde. Gülümsüyor. "35 yıl çalıştım kızım ben burada" diyor. Tam 35 yıl dile kolay. Çocuklarını bu değirmenden kazandıklarıyla büyütmüş. Buğdayı döküyor ve taşı..
İnsan tanıdığı, sevdiği, aşina olduğu, sadece bir süre yüzüne baktığı herkesin ruhundan parçalar yüklenirse sırtına ne olur? Kaç tane ruh taşır kendi ruhu içinde gizlediği? Kaç acıyla harmanlanır yüre..
Bazı günler böyledir işte... Eğreti bir ceket gibi sarkar üzerimizden...Böyle diyor Ahmet Oktay ve ben bugün onun demek istediğini tam olarak yaşıyorum...Böyle günlerde sabah kalkamazsın yatağında..
İşler masanın üzerinde birikmiştir; yetiştirmen gereken yazılar, dosyalanması gereken kağıtlar, seçilmesi gereken fotoğraflar... Ve iki ayağın bir papuca girmiştir. Bu arada odanın içinde biri telefon..