İstanbulu seyre daldım az önce, yüksek katlardan bir eve sahipseniz ve alabildiğine geniş bir manzara alanına sahipse, seyre dalmamak, dalıp dalıp gitmemek ne mümkün.. Şehri İstanbul, havasına suy..
Veysel derki; Çıkayım bir yüce dağa..Ağaçlar bezenmiş yeşil yaprağa. Zaman olur döner düşer toprağa, karışır toprağa toz olur gider... Sözlerimiz değerini yitirmeden anlam bütünlüğünü koruma iç ..
Bir arabam olsun istiyorum.. Gri metalik renginde ve mümkünse 4*4 (çarpı işaretini bulamadım..)) Önce deniz kenarında şöyle bir park etsem arabamı.. Seyre dalsam ay ışığı altında oluşan..
Günlerdir iki satır da olsa GÜZEL birşeyler paylaşmak istiyorum.. Ama ne gezer...:(( Ne zaman klavyenin tuşlarına dokunacak olsam, içimden bir ses sanki beni istemsizce 'şimdi zamanı değil 'der gibi ..
Gün ağarırken, boynum bükülür. Dalarım uzaklara gönlüm kırılır.. Güne başlarken de tuaf bir burukluk olur nedense hep içimde. Aslında yeni gelen günün, içimizi aydınlatması ve geçmiş günün izle..
Tuhaf birkaç duyguyu çok farklı bir derinlikte yaşadım az önce, okuduğum bir blog yazısında.. Bir blog yazarı, yazmayı çok sevmesine rağmen, hem imkansızlıklardan hemde yeterli zamanı ayıramamasınd..
........:))...:)))) _sıradan ve sırf can sıkıntısından yazılan yazılar türünden, tıklanmasada olur... Vakit nakittir, uyarmadı demeyin...:)) ***_Eksilen birgün daha ömrümüzden...
Usulca, bir el dokundu omzuma. Dalıp gitmişim yine. Nerede ve nasıl olduğumun farkında olmadan. Göz kapaklarım işimden dolayı, üzerime sinmiş kötü ve kasvetli yorgunluğu atması için izin bile almamı..
Neden kalabalık bir şehirde yaşamak zorundayım ki ? Başka başka alternatiflerim olsun isterdim, yaşadığım bu şehirden ötesiyle ilgili.. Örneğin, küçük bir kasaba da olsaydım şu an ve cemrelerin ..
Hayat'a gelişimin hep bir nedeni olduğunu düşünüp durdum yıllar boyunca. Öyle ya!! Hiç birşey sebebsiz yere yaratılmamıştı bu dünyada. Herşeyin bir nedeni her oluşumun bir sebebi vardı. Ama bir türlü ..