Ağlamak için güzel bir gün. Puslu - sisli - soğuk ve yalnız. Kurt pusuyu severmiş yalnızlığında. Güzel bir bağ kurulmuş aralarında. Kıskanıyorum. Kurt ulumalarını duyuyorum rüzgarlara karışmış, korku..
Bakma öyle boşluklara korkuyorum. Boşluklar çok derin kayboluruz içinde. Ner sor ne cevap ara. Bırak olduğu gibi, gün gecenin, gece karanlığın içinde işte. Sana ne yorma gözlerini kapat artık, dinl..
Vakitsiz bir cemre düşsün isterim yüreğimize, vakitleri kendine ayarlayan. Bir sevinç, bir şımarıklık içinde, ne olduğumuzu anlayamadan. Sen, gözlerinin içi gülen adam. Sen bana bakarken yüreğimin..
Gözler iki büyük pencere. Nereye, nasıl bakarsan onu görürsün hissettiklerin ölçüsünde. Sen, sadece kendinden sorumlusun önce. Bir karnın var hep aç olacak, doyurmak senin sorumluluğunda. Ölüm acıs..
Hayır bitanem, hayatımı senden önce senden sonra diye ayıramam kesinlikle. Yaşananlar kendi zaman dilimlerini kullandılar, yaşanmayanları sana saklıyorum bilinçle. Sakın senden önceyi merak etme olu..
Hiç yaşamamak mı yoksa yaşayıp yarıda kalakalmak mı? Hangisine engel olunabilir acaba? Susuyorum. Her ikisinin de nasıl acıttığını bilecek kadar yaşadım. Yaşadıklarına milyonlarca kez pişman olunanlar..
SUSTURAN SINAVLAR Hepsi zordur sınavların, hepsi terletir bir şekilde. Midelere kramplar girdirir ama bazı sınavlar var ki ne geçebilirsin eşikten içeri ne dışarı salar insanı yaşadıkları. Zordur..
‘’Ya her şeyi sevmeye meyilliyim ya da seninle her şey sevgiye dönüşüyor.” diye bir cümle geliyor aklıma akşamın trafiğinde. Çantamdan küçük not defterimi çıkarıp cümleyi yazarken soruyorsun aklına ne..
Şebnem Ferah’ın Sil Baştan şarkısı çalınıyor, içimde bana ait olmayan fırtınalar cirit atmaya başlıyor dört nala. Kanıyla-canıyla bana ait bir insanın şarkısıydı bir zamanlar. Gitmeden once de canımı..
Ölüm acısı gibi yandı yüreğim. Ne kadar sertsen o kadar kırılmışsındır. Anlatamazsın anlamayana, kendini parçalasan da. Bazı dertler mahremdir açıp da gösteremezsin kimseye "Derdim işte bu" d..