Bu sabah... işe giderken... evet yine metroda ama bu sefer başka bir şey gözüme takıldı. (amma metroymuş di mi sanki medrano sirki? Her seferinde başka bir aktivitedir gidiyor)Bir reklam panosu ta..
Sıradanlığa dayanıksız olmak veya sevgi arsızı olmak veya hayalci olmak.Ya da hepsi olmak.Ya da ...Evet bildiniz... Hiç biri olmamak.Neden bunları yazdım buraya hepsine teker teker bak..
İnsan olmak nasıl bir şeydir acaba? Bir kuşun gözünden bakabilsek nasıl bir şey acaba hakikaten? Ya da karıncalar ezilmediği sürece farkındalar mıdır varlığımızdan?...Bilirler mi bizi? Anatomik..
Ellerini tutunca...ya da kollarını kocaman açınca. Bir de belki çok sevince. Dünya daha mı yavaş döner acaba? Hatta zaman da durur..durmaz mı yoksa? Peki koşsan o tarafa dogru...o tarafta ben varım y..
Bu akşam yanımda olsaydın, bu kadar yalnız hisseder miydin? Peki bu akşam yanında olsaydım, bu kadar mahsun hisseder miydim? Herhalde bunların hiçbiri aklımızda olmazdı...İnsan hiç bilmedigi..
Bir takım okulları bitirmek ve hatta yüksek tahsil gerektiren meslekleri yapıyor olmak cahil olmamayı gerektirmiyor. Burada ki cahillik belki biraz yetersizlik ve iyi yetişememiş olmak. Aynı şeki..
Sen koşunca, ben de koşarım. Hele sen gülünce ben daha çok gülerim. Rüzgarı saçlarında hissedersin ya hani...oysa ben seni hissederim ki. Herşey senin yüzündendir...ama güzel olan şeyler demek istiy..
“Şu hayat kedi olarak yaşanmaz mı?” der bir arkadaşım. Hakikaten yaşanmaz mı acaba? Dilediğin gibi gez, zıpla, atla, oyna, çiftleş...hatta bin kere çiftleş. Bir sürü çocuk yap, kenara bırak..
Basit şeylerden başlayalım. Mesela şöyle son model bir spor arabam olsa...ya da kocaman bir jipim mi olsa? Hani şu 100 binlerce dolar olanlarından. Sanırım işte o zaman mutlu olurum. Bir şey de ..
Telefonlar o zamanlar henüz cebimize girecek kadar küçülmemiş, kablolarından kurtulacak kadar özgürleşmemişlerdi. Televizyonlar siyah beyazdı, akşam saat 6 da açılıp 12de kapanırlardı. Büy..