Geçip giden hayatın arkasından AĞLA !...Sevilip de sevmediğin anlara AĞLA !...Kaçırdığın mutluluklara, yaşayamadığın güzelliklere AĞLA !...Ağlarken bile sana destek olup da bir parça kağı..
* Bir daldan diğerine konmak değildi asla. Daha çok kırılan dalı onarmaya çalışmak gibiydi. * Sevda köprüleri kurmaya çalışmıştım hemen. Ama bu yolda yürürken diğer yönlere giden patikaları ka..
Kimine göre acayip bir şeydir dinlemek.Olana bitene gizlenmiş penceresinden bakmak; tarttığını, anladığını, vereceğini, hepsini sessizce yapmak…Ucu nereye dokunacağı kestirilemeyen sözcükle..
Hiçbir şey hakkında çok şey yapmaya mecbur olmak böylesi bir yaşayışmış demek ki. Adım adım ilerledikçe daha da bataklıklaşan bu yolun sonundaki belirsiz noktada ise kimi neyin beklediği bilinmezlikte..
Kızkulesi’ ne bakmak…Uzaklardan, hem de çok uzaklardan sanki hiç kavuşamayacakmış gibi, bir an bile gözlerinin içine bakamayacakmış gibi, dokunamayacakmış gibi, yaşamayacakmış gibi… Kızku..
Yıllar yılı kendime sormaktan usanmadığım kısacık bir cümle vardı: Beni düşünen biri var mıydı veya hiç olmuş muydu birkaç saniye dahi olsa? Hani ben her gece yalnızlığımla kalabildiğim o tek anı..
Ne kadar da hızla değişiveriyor alışkanlıklarla doldurduğumuz küçücük odalarımızın düzenleri. Bir anda her ayrıntı yerini daha kabullenmeye fırsat yakalayamadan yepyeni şekiller alıveriyor. Unutulmuş ..
Hani akıp gitmeyen yaşlarım var ya, işte onlar en acımasızlarıydı yüreğimi kaplayanların. Ben kendimi kendimle mahvettikçe öyle büyüyüp aynı anda çoğalabiliyorlardı ki sanki ben ben değil başlı başın..
Bu şehire yağmayan her kar tanesi önüme çıkan kaldırım taşlarına lapa lapa düşüyordu geçen günler yıllarla isim değiştirdikçe. Öyle çıkıyordu ki karşıma buz misali kaydırıyordu ayağımı yüzüstü düşüver..
Buradaki yazıların tamamının küçük de olsa bir hikayesi olmasına rağmen, hiçbiri kimselere ithaf edilmemiştir. Bunu niye mi yazdım? Tahmin ettiğim kadarıyla naçizane eklediğim küçük paragrafların..