Sıcaktı hava. Oysa sonbahar başlamıştı. Açık penceredeki tül perde hafif rüzgarla ses çıkarmadan küçük hareketlerle dalgalanıyordu. Gece inmiş denize karışmıştı. Deniz küçük, peşi sıra dalgalarla k..
Balkondaydı. Açık olan pencereden artık azalan ağaç yapraklarının ardından, hemen ötedeki karayolunda akıp giden arabalar görülüyor ve uğultusu doluyordu içeriye. Soluk yeşil, kızıl taba, sarı, çoğ..
Deniz, uysal bir kedi gibi küçük mırıltılarla gelip gelip teknenin bordasını yalar gibiydi. Kımıltısızdı; sakin. Güneş batı bulutlarının eteklerini vişne moruna tutuşturmuş, renklerini suya düşürmü..
Kopmuştu sanki aniden. Küt diye. Bir yetim yıldız gibi sönüklenmişti. Haberi olmamıştı kimselerin. Aslında biliyordu. Gerildiğini, gerildikçe inceldiğini, inceldikçe ince tınlama sesleri çıkardığın..
Gün gelir kapıyı kilitleyip çıkarsınız evinizden. Geride kalan yalnızca bir küskün ev değil, bir yaşamdır bir daha dönemeyeceğiniz. Kaçınılmaz sona doğru bir yolculuktur başlayan, bir düşüş... ..
Çocuklar iğde kokularının gölgelediği toprak yola hızla daldılar bisikletleriyle. Aynı hızla kayboldular gözden. Havaya kalkan toz bulutu ve bir birlerine dolanıp sönüklenen bir avuç kahkaha kaldı ..
"Balıklar ağlar mı?" dedi çocuk. Cevapladı adam. "Ağlar oğlum, ağlar. Hem canı yanan her şey ağlar." Çocuk sandalın dip tahtaları üzerinde sıçrayan, dönüp kıvrılarak kuyruk vuran, h..
Hani var ya, bir taş atsan cup diye değil, çatırt diye bir ses çıkaracak. Kırılacak sanki. Cam gibiydi deniz. Ya da yeni ütülenmiş bir mavi ipek kumaş gibi. Yayılıyordu... Akıp giden teknenin baş b..
O zaman daha uzağa alınmamıştı demiryolu. Hemen kentin yanıbaşından, yer yer tam içinden yalarcasına uzanır, geçer giderdi. Gecenin geç bir saati olmalı. Uzun süren ağır aksak geçişinden, tekerlekl..
Zaman mı geçmiştir, yoksa anlamı mı yitmiştir herşeyin. Bir ahenk bozulmuş gibidir sanki. Değişmektedir renkleri yaşamın. Şimdilerde karşılayanı olmayan yolcular iner, uğurlayanı olmayanlar biner ..