Oldum olası bizim eğri ağzımıza hiç yakışmayan kahkahalar yine başkalarının nefes borusundan yükselip, iltifat abazası ve zarı patlak kulaklarımızda çınlamakta hala. Fakir mahallelerdeki yüksek..
Gün geçmiyordu ki dozerler mahalleye girip kepçelerini o güzelim tarihi ahşap evlerin böğrüne sallamasın. Bütün mahalle öne arkaya eğilmiş gibi duran hayvani apartman bloklarıyla sarılmıştı ad..
Son iki günümü bu küçük odada geçirdim. Bana sonsuz, acımasız yalnızlıklar yaratacağını bildiğim halde çalan telefonlara, kırılırcasına vurulan kapıya bakmıyorum. Zaman zaman Latin alfabesi yorgun..
Cemal Dede her akşam herhangi bir sebepten dolayı icra ettiği öfkelenme gösterisine bu akşam erken ve sebepsiz başlamıştı yine. Oturduğu yerden maymuna bağlamıştı. Önce el kol işaretleriyle..
Duvar dibindeki çitle kaplı toprak alan yılın bu sıcak günlerinde sanki yoz bir Anadolu tarlasıydı. Koca ayaklı, aceleci karıncalar susuzluktan çatlamış toprağın üzerinde avare avare gezerken s..
Dağıtılan tonlarca bedava kömürün üstüne bir de rüzgarın tembelliği eklenince olan pis hava limanın üzerine çökmüştü yine. Bu kasvete bir de insanların meymenetsiği, açlıkları, güvensizlikleri..
Ya onun ya da benim evimden gelmişti, artık hatırlamıyorum ama galiba büyük geldiği için taşımaktan, katlamaktan bıkıp kesmiştik bu battaniyeyi Tuncay'la. Üç tane daha kullanışlı yavru battaniy..
(Yol üstü tembellik manifestosu: Üç beş yılda bir hayatı biraz zorlayıp küçük de olsa kendimce onurlu, efendi hani –dedikleri gibi- akmasa da damlayan bir ekonomik, sosyal düzen kurduğum oluyor.
Yağmur öyle hızlı yağıyordu ki meyhanenin içine girdiğinde bile güvende olduğuna inanamadı bir süre. Yediği sudan ağırlaşmış paltosunu çıkardı, muşambası ters dönmüş şemsiyesini güç bela kapatıp b..
Acı bahar, aha lodos çıktı, bugün nem var, bulut sıcağı, bahar yağmuru derken soba kaldırılmış camlar kapılar açılmıştı sarının yerinde. Belediyenin diktiği bin bir renkli çiçekleri, kokularıyla so..