kasırganın körüğünde şahlanan sızılardan düşen sükût/ta bin çığlık bilinmezliğin kavşağında tutsak kalan gün v e b â l i m i z öylesine çoğaldı ki keder kapıları nokta ..
şaşırmaya hazır et kendini herzaman ateşle sınanacaksın bil ki! ıstırabında boğulma zararı hep sana kimse aldırmayacak, sen aldırsan da meselâ, uzak tütecek yakınındaki g..
herkes kendi acısında buluyor ölümü ölmeyi öğreniyor yaşarken başkaldıran ruhuma yetmiyor yüreğimin dalgakıranlığı kursağımda bir kemirgenin acı suyu günlerin merasimi hep..
gözlerini dikmiş göğe yeni sular beklerken dere varlıkla yokluk çarpışıyor tenkafesinde yakasına yapışmış ölüm yaslı, yorgun başı duyulmayan türküsünde suyu yağmur..
/bağışlamak affetmekle unutmaktır unutmadıysa affetmemiştir kişi/ bu şehir/ bu yer/ bu deniz bu salkım söğüt ağacı/nın saçlarından uzun olan kederin ..
giderdin, bozulurdu yaşamdaki büyü zorlaşırdı yaşamaya katlanmanın gücü her seferinde uğuldayan bir çığ kalır arkanda bomboş sokaklar düşerdi kalabalık yalnızlığıma
evvel / kar taneleri gibi döndürüp, savururken beni sûretini göremediğim sen yaşamsal nabzımda atmıyorsun şimdi ay gülümsüyor sularımda artık acıdan tatlıya dönüşüyor..
/her salisesi nabzımda sensizliği vuruyor bilmiyor, kendince neşeli guguklu saat/ gözlerine mil çekip, içini basan kış birden ikiye atlatmıyor insanı yaz iz..
/ halden bilmez, aç gözlü birileri koskocaman yorganı çekti üstüne soğukta kaldı diğerleri güçlendikçe kibir denilen illet şaştı bütün lâfları dilde / çivi çi..
ne çok maviydik bir zamanlar ne çok sarı, ne çok beyaz /ve ne çok yeşil daha daha saysam /sayamam ki gökkuşağındandı bütün reklerimiz her şeyin kendine hastı tadı zümrüt yeşili..