Bazen bir söz verirsiniz...Çıkmıştır işte ağzınızdan bir defa. Ne hayıflanmak, ne de için için ah vah etmek kar etmez artık. Çünkü bilirsiniz siz de aslında yapılması gereken budur... Yüreğiniz ..
Aşk ve sevginin ayrı kavramlar olduğu düşüncesindeyim. Aşk dediğimiz olgunun kimyasal bir süreç ve her süreç gibi değişim ve dönüşme açık olduğu kanısındayım. Biri diğerinin öncüsü olabilse de... ..
Ben ne zaman sevsem boşalırken dizlerim, " ismin e hali " ile dolar cümlelerim...Ya senin?" İsmin e hali " ile neydi benim kastim? Yada neydi senin bundan anladığın?Ne olabilir..
"Gelme böyle bana ne olur, sanki sahiciymişsin gibi"..."Gerçek bir vurgun yaşatır bize bu telaşın, dur hele bir şöyle"...Ne olur yaklaşma; böylesine hızla, böylesine dolu dizgin hayatıma...
Artık aşk onun için, gümüş günlerin gölgesinde yitirilmiş bir masaldan ibaretti... Dört direkli ak bir yelkenlinin ufuk çizgisine parelel süzülüşünü kısık gözlerle ve hiç kıpırdamaksızın izlediği ..
"Merhaba" dedi adam...dönüşünde dudaklarından dökülen bu ilk kelimeydi...Biliyordu oysaki kadın onu da enaz kendi kadar.Bu "merhaba deyişi; geri dönüşe delalet değildi. Olabidiğince gizlenmişs..
Bilir misiniz... ne güçtür içindeki en değerli şeyleri çalınmış olan birine ulaşmak? Hiç yaşadınız mı; her adımınızın boşluğa doğru yeni bir savruluş oluşunu, ya bunun ne denli gerçek olduğunu?
Kimi zaman, kalbinin yerinden çıkacak gibi atışından anlarsın aşık olduğunu ...Kimi zamansa, bir başkasıyla olupta yaşayabileceğin rehaf içinde bir ömrü, onunla yaşayacağın bir kaç güzel gün ..
Ne kadar ...ne kadar diyordum?.. .Ne kadar sürecek bu daha...söylesene, daha ne kadar ha?...Daha ne kadar sürebilir ki bu “mış” gibi yapmalar?...Ya o kayıtsız-“mış” gibi durmalar...
Hırsla istenen bir şey...Bazen aşk olur, bazense para...Yada "bir ideali gerçek dünyaya kavuşturmak adına"... der de; düşeriz ya o ilk adımı ürkerek, yinede büyük bir arzuyla atılan sonu karan..