“En az” gol yiyen iki takım... Geçen haftaya, Antalyaspor maçına kadar bu unvanı farklı biçimde elinde tutan Fenerbahçe’ye Kasımpaşa ortak olmuştu. Fenerbahçe bu unvanı geri aldı. Fenerbahç..
Bu, o Galatarasay mı? Bu soru, daha çok sorulur. Sabık başkanın “miras” bıraktığı sorunlar, geldi kapıya dayandı. UEFA kapısında tedirgin bekleyiş sürüyor. Öncesinde, Mustaf..
Yakınma, üstü kapalı konuşma, dokundurma; olmadı, suçlama!.. Bir zamanlar övdüğünü, işine gelmeyince, ipleri koparmak üzereyken yerme!.. Lafı dolandırma, çarpıtma, “ben”i öne çıkart..
O anki skor yazılı olmasa, oyuna bakanın düşüneceği belli: Fenerbahçe geride, Lokomotiv Moskova önde... Geride olan takım, nasıl can havliyle oynar; önde olan, istediği skorun son d..
Öyle bir maç ki, öfke ve sevinci aynı anda yaşatıyor. Maçı izlemeyenin “Ne oldu?” sorusuna verilecek “0-0 bitti” yanıtı, maçın nasıllığını anlatmaya yetmez. İzleyenlere bakılırsa, Fenerbahç..
Kişi, tökezlemeye, elinden bir şey gelmemeye görsün bir... Temsil ettiği kurumsal kimliğin ağırlığının farkında olmayarak, ciddi durumlarda ilkokul çocuğu durumuna düşer, kendini “müsamere”..
Kendi evindeki 2-0‘lık avantajın dışarıdaki rahatlığı yadsınamaz. Fenerbahçe, Kadıköy’de elde ettiği üstünlüğü Moskova’da korumaya uygun oynayacaktı kuşkusuz. Rakibin açık oynaması da hesab..
Galatasaray’a 23 yıl aradan sonra gelen Denizli'nin şu cümlesini unutmak mümkün mü? “Eğer bir gün başarılarımı, ismimi riske edeceksem, uğruna her şeyimi riske edebileceğim camia burasıdır...
Hakem dediğin, gölgede kalmamalı, gölgede bırakmalı!. Hakem, Cüneyt Çakır olacak da, ondan olumsuz yönde söz edilmeyecek. Hele de Fenerbahçe’nin rakip olduğu derbilerde. Bu, mümkün değildi..
UEFA’dan beklenen ceza geldi. Galatasaray cephesinden gelen “memnuniyet” belirten sözler ise anlamlıydı: “Ceza, yönetimin başarısıdır!” Yönetime girince, “futbol adamı” olma..