Doğuya doğru yürüyoruz hep. Güneş ışıkları ok gibi giriyor gözlerimize. Basık bir hava var üzerimizde. Neyse ki bu yolculuk kısa sürüyor. Bugün teftiş edeceğimiz ilk okula varıyoruz. Okul düzenli ve t..
Müdür masasının üstüne Yönetim Defterlerini yaymış, bir taraftan not alıyor, bir taraftan yapılması gerekenlere işaret ediyorum. Çocuklar dağılmış. Ne sesleri geliyor, ne de kendileri. Öğretmenler de ..
Millî Eğitim Müdürlüğünde, -ilçenin eğitim haritasına bakarak- gideceğimiz köyleri üç hatta ayırıp paylaşıyoruz. Ben Baraj Gölü civarındaki köyleri dolaşacağım; başkan dağ, diğer arkadaş Fırat kıyısın..
Gürül gürül yanıyordu teneke soba. Öylesine güçlü yanıyordu ki, odunların değdiği yerler nar gibi kızarmıştı. Toprak damlı, toprak tabanlı sınıfım, sıcacıktı. Odunların “çıt çıt” sesleri geliyordu yer..
Akşam üzeri, dere yatağındaki taşlar üzerinden kuşlar gibi sekerek köyden köye geçtik. Yerde hafif kar, havada sis vardı. Sis, görüş alanımızı daraltıyordu. Bu nedenle, köyü ve çevreyi bir bütün olara..
Fazla suyu yoktu derenin. Taştan taşa sekerek, çınar dallarından tutunarak kolayca geçtik karşıya. “ Gideceğimiz köy, karşı tepenin üzerinde. Dereyi takip ederek biraz yürüdükten sonra köyün yoluna çı..
Müfettişler odası bomboştu girdiğimizde. Büyük olasılıkla hafta içi bir gündü. Hafta içi gün demek, pazartesi ve cumanın dışındaki günler demekti, müfettişlik kavramında. Çünkü diğer günler, genellikl..
Okul değil de, sanki bir nirengi noktası. Okulu nasıl yaptılar, demiyorum da, bu okulun malzemesini nasıl taşıdılar, diyorum. Birazını kazma kürekle yol yaparak kamyonla, birazını da at eşek sırtında ..
(Kan Damlalarıyla Kodlama, yerine “Kara Üzüm Habbesi, Ceviz İçi ve Supraidin” da başlık olabilirdi bu yazıya.)Elimde çanta, Emniyet Müdürlüğüne doğru hızla yürüyorum. Acelem mi var, yoksa heyecanı..
Diyarbakır’da İlköğretim Müfettişi olarak göreve başladığımda, Şubat tatiline bir buçuk hafta vardı. Teftiş Kurulu başkanı, hafta sonuna kadar grubumun belli olabileceğini, arkadaşlar da son hafta tef..