- Kategori
- Öykü
Acı dilencilerinin acısı son bölüm
Gözlerindeki endişeli bakışları yakalıyorum bir an. Sonra bakışları normale dönüyor. Ne düşünüyor? Deli gibi beyninin içine girmek istiyorum. Yüzünde şaşkın bir ifade var. Belli ki korkuyor, bana belli etmemeye çalışsa da benim bir deli, ya da sapık olduğumu düşünüyor, doktor tekrar odaya girdiğinde can simidine sarılır gibi yanına gidiyor.
Onu da çağırıyorlar yanlarına, üçü birlikte bir şeyler konuşuyorlar, sonra göz ucuyla bana bakıyor, “Yüzünü yıldızlarla yıkamışsın, yıldızlar gibi ak olmuş yüzün” Birdenbire ayna getirin bana diye bağırıyorum. Ayna getirin, hıçkırıklara boğularak ağlamaya başlıyorum. Doktor, yanıma yaklaşırken Mavi Hemşire’ye işaret ediyor. Biraz sonra Mavi Hemşire, elinde bir aynayla geliyor, aynaya bakıyorum, gözlerimdeki yaşları elimle silerek, önce bulanık bir görüntü görüyorum, “Neredeyim?” “Yağmur damlasının içindesin” “Burası çok karanlık” Yavaş yavaş görüntü netleşmeye başlıyor, benliğim kaybolmuş, aynadaki bu kadın kim? “Senin ruh ikizin” “Ruh ikizim kim?” “O sensin” “Acı dilencileri neredeler?” “Hepsi öldü” “Kim gömdü onları?” “Mavi boncuklarıyla birlikte, sen” “Hangi yıldayız” “2012” Benliğim kayboluyor. “Sen alt benliksin!” “Mavi Hemşire kimdi?” “Üst benliğin yansıması”