- Kategori
- Siyaset
Alevi sorununu çözemeyen Kürt sorununu hiç çözemez

Yazının başlığı, “Alevi sorunu, Kürt sorununa göre daha kolay çözülür, daha kolayını yapamayan zorunu hiç yapamaz” mantığına dayanıyor. Her ne kadar yazımın başlığını bu şekilde belirlemiş olsam da, bu görüşü bu mantık çerçevesinde paylaşmıyorum. Bana göre AKP için Alevi sorununu çözmek, Kürt sorununu çözmekten daha zor bir konu. Çünkü Kürt sorununun çözümü için, AKP’nin kendi adına bir değişime, zihniyet tazelemesine gitmesine gerek yok. Zaten aynı ümmetten olduğunu düşündüğü bir toplumun haklarını vermek, sorunlarını çözmek, muhafazakar kesimin zihninde kabul gören gerçekler. Ama söz konusu olan Alevi sorunu olduğunda, en başta değişmesi, bir zihniyet değişimi yaşaması gerekenin AKP ve onun tabanı olduğu açık.
Bu nedenle Alevi sorunu elbette Kürt sorununa göre daha kolay bir sorun olmasına karşın, sorunu çözmeye aday özne açısından baktığımızdan durum tam tersi.
Alevi sorununda en başta değişmesi gereken AKP’nin kendisi, çünkü çalıştaylarda da görüldüğü üzere, AKP olaya laik bir devlet gözüyle yaklaşmıyor. Hâkim, etkin ve çoğunluk olan bir inancın temsilcisi gözüyle yaklaşıyor. Ve niyet olarak fazlası ile, lütfedip hak bağışladığı izlenimi bırakıyor.
AKP’nin Alevi olayına laik bir devlet gözü ile değil de, bir inancın gözlüğü ardından ile baktığının en büyük ispatı, Aleviliği kendi istediği gibi tanımlamaya ve tarif etmeye çalışması. AKP ısrarla Diyanetin görüşünün ardına saklanıyor ve Aleviliğin bir mezhep değil, sufi bir gelenek, bir tarikat örgütlenmesi olduğunu iddia ediyor. Bu nedenle Aleviliğe ait ayrı bir ibadethanenin, ayrı bir din adamı sınıfının varlığı kabul etmiyor. Alevilere ibadethane olarak camiyi işaret ediyor.
Oysa laik bir devlet, kendisini farklı bir inanç grubu olarak kabul eden kişi ve grupları sınıflandırmaya, bir dinin, bir mezhebine göre tanımlamaya çalışmaz. İnancın kendi kabullerini sorgulamaz. Ki eğer bu inanç toplumda belirli bir ağırlığa, inanan sayısına, derin bir kültürel ve tarihsel kökene dayanıyorsa, inancın gereklerine dair gerekli yardım ve desteği de sunabilir. Aleviler bugün Avrupa’nın birçok ülkesinde farklı bir inanç grubu olarak kabul ediliyor ve inançlarının gereklerinin yapılması, inançlarını gelecek nesillere aktarılması adına gerekli desteği söz konusu devletlerden görebiliyorlar. Aynen sünni müslümanların da benzer desteği gördüğü gibi.
Oysa aynı Aleviler kendi yurtlarında bu haklara sahip değiller. Çünkü karşılarında kendisini tüm inançlardan yalıtmış bir devlet değil, kuruluşundan beridir tek bir dinin tek bir mezhebini resmi inanç olarak tanımlayıp, kendi içinde kurumsallaştıran bir devlet var. Üstüne üstlük kurulduğu günden beridir laik olduğunu iddia eden bir devlet. Oysa ki Türkiye Cumhuriyeti devleti kurulduğu andan beri laikliğin "l"sinin dahi yanından geçmedi. Çünkü kendisini dinden yalıtmaya değil, dini sarıp sarmalamaya, kendi istediği doğrultuda yontmaya çalıştı.
Laik bir devlet, din hakkında bir yorum yapmaz, inancın doğrusu ya da yanlışını belirlemeye çalışmaz. yaptığı anda taraf tutmaya başlar. Aynen bugün, AKP hükümetinin, Alevi inançlarının bir kısmının İslami geleneklere uygun olmadığı, cemevinin camiye alternatif bir ibadethane olmadığı şeklinde yorum yaptığı gibi. Modern ve laik bir devlet, sırf Alevilik, Sünnilik, Müslümanlık, Hıristiyanlık ya da Hıristiyanlık içinde gelişen Katoliklik, Protestanlık ve Ortodoksluk için değil, semavi olmayan tüm inançlar için tarafsız duruşu sergilemek zorundadır. Bir devlet, toplum güvenliğine, genel ahlak kurallarına, insan haklarına aykırı olmadığı müddetçe (insan kurban etmek, toplu seks ayinleri yapmak, toplu intihar girişimlerinde bulunmak vs gibi) her inancın mevcudiyetini kabullenir ve varlığının güvencesi olur.
Laik biir devletin gerektirdiği uygulama budur.
Oysa yukarııda da bahsettiğim üzere AKP hükümeti, inanç sorununa bu bakış açısından yaklaşmıyor. O hala Osmanlı döneminde uygulandığı üzere, kendisini egemen bir inanç türünün temsilcisi olarak görüp, farklı inanç türlerine kendi güçlü olduğu müddetçe kısmi haklar verme, gözetimi altında tutma yoluna gidiyor.
AKP’nin bunun için seçtiği yöntem ise, Alevilere bir miktar sus payı vermeye çalışmak. Cemevlerine ibadethane statüsü vermeden, bir nevi tarikat tekkesi ya da kültür merkezi tanımı içine alarak kısmi kolaylıklar tanımak, Alevi Dedelerini din adamı sınıfına almadan, dini önder sıfatı içinde maaş bağlamak bunlardan bazıları. Yani Diyanetin koca kazanında bir kaşık bal lütfetmeye çalışıyor.
Ancak sorunun böyle çözüllmeyeceği açık. Sorun aslen devletin tam laik bir sisteme doğru evrilmesi ile çözülebilir. Yani dinle devlet arasındaki bağların mümkün olduğu düzeyde koparılması, diyanetin devletten bağımsız özerk bir kurum olarak örgütlenmesi , esas işlevinin toplum içindeki farklı inançlar arasıındaki ilişkinin kurulması, devletin toplumun talep ettiği dini hizmetler için ayırdığı bütçeyi adil bir şekilde dağıtımını sağlamak olmalı. Kısaca özetleyecek olursak, din adamının memur olmadığı, inanç sahiplerinin kendi iibadethanelerine sahip olduğu ve devletin/yerel yönetimlerin tüm hizmetleriinde tarafsız davrandığı bir sistemi kurmak gerekiyor.
Ancak AKP, en azından bu noktada, Kemalist rejimin sahip olduğu tek tip vatandaş algısından sıyrılmak konusunda çok istekli değil. Ancak AKP’nin çoğu kez olduğu gibi bu kez de ciddi avantajjları var, çünkü Alevilik konusunda 80 yıllık rejim en ufak bir adım atmış değil. Hatta Alevilik gibi bir inanç türünün varlığı bile resmi olarak kabul edilmemiş durumda. Her zamanki gibi AKP bu konuda da attığı ufak tefek adımlarla, eski rejime göre daha demokratik bir görüntü çizmeyi başarıyor.
Ancak Alevilik konusu, ufak tefek adımlarla göz boyanabilecek bir konu değil. Çünkü sorunun çözümü için, AKP’nin önünde kendi zihniyeti dışında neredeyse hiçbir engel yok. Bu engeli aşamayan AKP’nin de demokrasi ve özgürlükler konusunda kendisini ispatlama şansı yok.
Oysaki Alevi sorunu konusunda çözüme gidebilen ve tüm inançları devletten yalıtarak onlara özgürlüklerini veren adımı atabilen bir AKP, üllkenin diğer sorunlarının çözümü noktasında daha fazla ikna edici olabilir. Bu nedenle Alevi sorununu çözemeyen AKP’nin ülkenin diğer sorunlarını çözme isteği samimi bulmak son derece güç.