- Kategori
- Gündelik Yaşam
Bakmakla görmek

Bakmakla görmek arasındaki ince çizginin, ne denli önemli
olduğu konusunda sanırım, bir çoğumuz hem fikiriz...
Ancak, bazen içinde bulunduğumuz iş yoğunluğu, psikolojik
durumumuz yada hayatın üzerimize yüklediği stres
nedeniyle, bakma ile görememe arasına sıkışıp kalıyoruz...
Duygusal anlamda hassasiyetimizin biraz tavan yaptığı
dönemlerde tam bir içe dönük yaşamı tercih ediyoruz...
Dinleyip gördüğümüz ve talihsizliğine üzüldüğümüz tek
kişi ise; bireysel bencil varlığımızdan başkası değil...
Yani; "Acı kendine, acıyabildiğin kadar...
Senin dışında, kim bu kadar acı ve sıkıntı çekiyor?...
Bak, dünyanın bütün sorunları senin omuzlarında...
Bak, çevrendekiler de seni görmüyor..." cümleleri
uçuşuyor beynimizde...
Kendi adıma açık kalplilikle söyleyebilirim ki; buna benzer
cümleler zaman zaman aklımdan geçmiştir... Ancak, bu gibi
olumsuz düşünceler yüreğimi acıtırken; asıl derdim
sorunlarımın sorunluluğunu başkalarına yüklemek değil,
içinde bulunduğum çıkmaz sokaktan çıkma çabası...
Bu çaba sırasında, çıkmaz duvarlara kaç kez çarptığımı,
kaç kez yaralandığımı anlatmayacağım...
Mücadelesiz ve zararsız kazanılan hiç bir savaş olmadığına göre?...
Benimde o kadar zaiyatım olsun; elem keder, gözyaşı ve yürek
acısı elbet diner...
Acıyan yerlerim artık çok acımıyor ve hala yaşıyorum...
Zor olsada, dar zamanlarımızda yüreğimizin dışına bakabilmeyi
başarmalıyız... Tek acıyanın; bizim biricik yüreğimiz olmadığını
kendimize, sıkça hatırlatmalıyız... O, zaman zorun daha da zor
olduğunu çok iyi biliyorum... Zoru kolay kılmak biz insanların elinde...
Yüzünü bildiğimiz veya yalnızca yüreğini tanıdığımız arkadaşlarımızın
varlığıdır; zoru kolay kılan... Kış soğuğuyla örtülü yüreğimizi, bahar
rüzgarlarıyla ısıtan dost âkisli; güzel yürekli insanlar... Yüreğinizi ve
kelimelerinizi; çok benimsedim... Yüreklerimiz arasında yaptığımız
yolculuklarda, köprü olan kelimelere minnettarım...
Son söz; sözün bittiği yerdir...
Ve, hasbel kader, bu satırlarımı okuyan herkes,
kelimelerimden üstüne alınma mecburiyetindedir...
İyi ki; varsınız...
Hülya AŞKAROĞLU