- Kategori
- Gündelik Yaşam
Başka türlü bir şey(1)

Bazen bir pencere açmasını isteriz önümüzde yaşamın. O pencereden baktığımızda, yeni bir ufku görmek isteriz gözlerimizle.
Oysaki her sabah kalktığımızda, penceremizden gördüğümüz manzara aynıdır. Hiçbir şey değişmemiştir. Her şey yerli yerindedir.
İnsanlar aynıdır; yollar, duvarlar, ağaçlar, kuşlar, arabalar… Her günkü istikametlerinde akıp gitmektedir hepsi de.
Fakat içimiz, eskisi gibi değildir. Bir şeyler pörsümüştür orada. Yolların kıvrımları, hatta gökyüzünün rengi bile değişmiştir orada.
Duygular güzelliğini yitirmiştir, hayat rengini, su berraklığını.
Bir kapı gıcırtısı gibidir anılar; kemirir dururlar beyninizi.
Yok olanı, elden bir çiğ damlası gibi düşeni arar gözler. Yokluğu hissederler. Varlıkla yokluk arasında bir yerde, ipince bir çizgide, sınırların ötesinde, acılar denizinde bir suskunluk yağar yüreklere. Kimsesizliğini, şimdiye kadar böylesine yoğun bir şekilde duyumsamayan yürek, fırtınalara bırakır sessizliğini.
Kime rastlarsan, kime anlatırsan derdini, kimi yakın bulursan kendine o ince çizgi üzerinde, şöyle dersin kırık bir cam parçası gibi acıtırken kendi tenini:
“Başka türlü bir şeydi benim istediğim, başka…”
Uygun sözcükleri seçemezsin. Onu, nasıl anlatacağını bilemezsin. “Başka” dersin, gerisi gelmez. Gerisini yutar hayat hiç acımadan. Gerisini yağmalar hayat, anılara sarılmadan. Gerisini alıp götürür zaman, ardına hiç bakmadan.
resim: www.karakitap.com
Oysaki her sabah kalktığımızda, penceremizden gördüğümüz manzara aynıdır. Hiçbir şey değişmemiştir. Her şey yerli yerindedir.
İnsanlar aynıdır; yollar, duvarlar, ağaçlar, kuşlar, arabalar… Her günkü istikametlerinde akıp gitmektedir hepsi de.
Fakat içimiz, eskisi gibi değildir. Bir şeyler pörsümüştür orada. Yolların kıvrımları, hatta gökyüzünün rengi bile değişmiştir orada.
Duygular güzelliğini yitirmiştir, hayat rengini, su berraklığını.
Bir kapı gıcırtısı gibidir anılar; kemirir dururlar beyninizi.
Yok olanı, elden bir çiğ damlası gibi düşeni arar gözler. Yokluğu hissederler. Varlıkla yokluk arasında bir yerde, ipince bir çizgide, sınırların ötesinde, acılar denizinde bir suskunluk yağar yüreklere. Kimsesizliğini, şimdiye kadar böylesine yoğun bir şekilde duyumsamayan yürek, fırtınalara bırakır sessizliğini.
Kime rastlarsan, kime anlatırsan derdini, kimi yakın bulursan kendine o ince çizgi üzerinde, şöyle dersin kırık bir cam parçası gibi acıtırken kendi tenini:
“Başka türlü bir şeydi benim istediğim, başka…”
Uygun sözcükleri seçemezsin. Onu, nasıl anlatacağını bilemezsin. “Başka” dersin, gerisi gelmez. Gerisini yutar hayat hiç acımadan. Gerisini yağmalar hayat, anılara sarılmadan. Gerisini alıp götürür zaman, ardına hiç bakmadan.
resim: www.karakitap.com