Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ocak '11

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
346
 

Başkan Sertel, "sert" konuştu: "10 Ocak, mücadele günüdür!"

Başkan Sertel, "sert" konuştu: "10 Ocak, mücadele günüdür!"
 

Başkan Sertel ve yazar Yazgülü Aldoğan


Türkiye Gazeteciler Federasyon Genel Başkanı ve İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Atilla Sertel, “kaybedilen hakların geri kazanımı için gazetecilerin kendi haklarını savunma noktasında birlikte hareket edemediğini ve çaresiz kaldığını” söyledi.

50 yıl önce elde edilen hakları yeniden elde edene kadar 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nün “mücadele günü” olacağını ifade eden Başkan Sertel, bunun da ancak ortak bir mücadele ile mümkün olabileceğini ifade ile: "Sonuna kadar mücadele edeceğiz!" dedi.

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısı ile İzmir Gazeteciler Cemiyeti Lokali’nde düzenlenen bir törende, . İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Atilla Sertel ” İçeride tutuklu arkadaşlarımız var. Onlar suçluysa, cezaları verilsin. Ama değilseler, boş yere tutuklu kalmasınlar. Hiçbir suç isnat edilmeden meslektaşlarımız içeride tutuluyorlar. İddianame yok. Soruyorlar, kiminle konuştun? Ne konuştun Ne zaman konuştun. diye. Balbay, mesleği ile ilgili sorular sorduğu için, gazeteciliği suçlu kılınıyor. Onları çok sık ziyaret etmeliyiz. Bizleri gördüklerinde, bir aile ferdini, çok yakınlarını görmüşcesine mesut oluyorlar, moral buluyorlar. Bazı bazı, kifayetsiz kalıyoruz. Bu acıdır işte. Çok sık ziyaret etmeliyiz onları.” dedi.

Yönetim Kurulu üyelerinin ev sahipliğinde gerçekleştirilen törene Posta Gazetesi Yazarı Yazgülü Aldoğan ve cemiyet üyelerinin de katıldığı kahvaltılı toplantıda,Türk basın tarihine milat olarak geçen 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nün bugün 50. yılı olduğunu hatırlatan Atilla Sertel, ‘Çalışan Gazeteciler Bayramı’ olarak kutlanmaya başlayan bu önemli günün 1972 yılından bu yana bayram olma niteliğini kaybettiğini dile getirdi.

12 Mart darbesi ile Anayasal hakların bir çoğunda olduğu gibi gazetecilerin de kazanılmış birçok haktan yoksun kaldığını dile getiren Sertel, şunları söyledi: “Gazetecilerin bu hakları kaybetmesi yalnızca siyasi iktidarların baskısıyla olmadı elbette. Gazetecilerin hakları birer birer tırpanlanırken gazeteciler birlikte hareket etmedi, patron baskısına dayanamayanlar sendikalardan istifa etmek için sıraya girdi. Üzülerek söylüyorum ki gazeteciler kendi haklarını savunma noktasında çaresiz ve örgütsüz kalıyor. Meslektaşlarımız değişik kesimlerin hak ihlalleri ortaya çıktığı zaman gereken ilgiyi gösteriyor ama kendi çalıştırdıklarının hak ihlalleri söz konusu olduğunda ise tam bir sessizliğe gömülüyorlar. Dolayısıyla toplumun her kesiminin sesini yansıtan basınımızın aynı duyarlılığı kaybedilmiş haklarına karşı da göstermesini diliyoruz. Tek ses, tek yürek olarak bu gidişata bir son verilmesini arzu ediyoruz.”

TUTUKLU GAZETECİLER

Türkiye’de basının oto sansür, ekonomik baskılar altında tutulduğunu, bunun da yetmeyerek bazı gazetecilerin tutuklandığını, ifade eden İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı ve Türkiye Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı Atilla Sertel, “Türkiye’de gazetelerin sendikal haklarının olmadığı oldurulmadığı, iş güvencelerinin olmadığı oldurulmadığı ortamda gazeteciler kendilerini özgür hissedemiyor. İfade özgürlüğü de bu sorunlardan bir tanesi. İfade özgürlüğünün teminat noktasında gelişmelerin de olacağını bekliyoruz. Türkiye’de yazdığı için yargılanmayacak, cezaevine atılmayacak bir ortamın mücadelesi içindeyiz. Çünkü bugün. Cemiyetimiz üyesi gazeteci-yazar Mustafa Balbay 676, gazeteci Tuncay Özkan ise 747 gündür cezaevinde. Meslek örgütleri olarak her platformda meslektaşlarımızın tutuksuz yargılanmasını talep ederken, 31 Aralık tarihinde CMK’nın 102. maddesinde yapılan değişiklikle tutuklu gazetecilere adeta tahliye yolu kapatıldı” diye konuştu.

HİTLER BENZETMESİ

Gazeteci-Yazar Yazgülü Aldoğan ise İstanbul’daki gazetecilerin bugünü kutlamama kararı aldığını, kutlanacak bir şeyin de kalmadığını ifade etti.

10 Ocak’ın gazetecilerin sorunlardan, özlük haklarından, sendikal haklardan bahsedilmesi gereken bir gün olduğunu ancak bunlardan da bahsedecek hallerinin kalmadığını dile getiren Aldoğan, gazeteciler için en büyük hakkın özgür çalışma ortamı olduğunu ifade ederek, ‘’ Bir gazeteci için baskı altında olmadan inandığını ve düşündüğünü yazabilme tarafsız haber yapabilme hakkından daha büyük bir hak yok’’ diye konuştu.

8 yıllık iktidar süresi içinde iktidar savaşının tamamen “medya” üzerinden yürütüldüğünü anlatan Aldoğan, şunları söyledi “İktidarlar her dönem medyayı yanına çekme düşüncesi içinde olmuştur. Ama bu mücadele hiçbir dönemde böylesine acımasız olmamıştır. Medyadaki ‘biat’ kültürü hiçbir dönemde bu seviyede değildi. Bu yandaş basın mütareke basını zamanında bile görülmemiştir. Medyamız neredeyse Hitler dönemindeki gibi inanılmaz bir propaganda savaşına alet ediliyor. Bunu yapanlar da anlı-şanlı bir şekilde yapabiliyor. Böylesine yıkama-yağlama görülmemiştir. Tarih bu dönemi çok acı bir şekilde yazacak.”

Daha sonra, biz de söz olarak şunu sorduk Aldoğan'dan: " Daha önce, internet medyasını benimsiyorum" dediniz. İlerisinin gazeteleri, kağıdı terkedip, tamamen dijitale yani internete dönüşürse, köşe yazarlarının pabucu dama atılmaz mı? Onlar nereye gidecek? Cevaben de Başkan Sertel ile birlikte şu cevabı verdiler: " Olacağı da bu zaten. İnternette köşe yazacaklar"

Ört ki, ölem!

Kahvaltılı toplantıda ağırlıkta simitler boldu. Türk basınına damgasına vuran, simit ve çay, burada da kendiniz belli ettiği görüldü.. Bu durum; espri konusu olurken, kahvaltı, neşeiçinde geçti.. Biz de bu arada, Yeni Asır’dan Şirvan Bektaş’ı “Simitçi güzeli, “ Ege TV’ den muhabir Firdevs Çalışoğlu’nu da basın güzeli seçtik..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Tıpkı yana kayan camlı mavi boyalı ahşap büfenin üzerinden, tavan arasına kaldırdığımız lambalı, transistörlü RADYO gibi mi olacak gazetelerin hali? Yok canım. Bu kötü bir eşşek şakası olmalı. Şaka yaptınız değil mi Muzaffer Bey. Nolur şaka deyin bana... Yok değilse, '' bizim olaaan, duıruvar garii, enecek var bu daa''

Behram Su 
 11.01.2011 17:17
Cevap :
Ah, o tavan araları. Bir pasaport gibi seyahat romanıdır sanki. Bak bak, eskiyi hatırla. En güzel gazete, taşradaki, tek yapraklı SES Gazetesiydi.Türkiye'de köşe yazarlığı icat edilmemişken, biz, o gazetelerde köşe yazarlığı yapmışız. Hem de bilmeden. Sahibi Hilmi Tükel, seyahate çıkacağı zaman, bir aylık gazeteyi toptan basar, kendisi yokken her gün dağıttırırdı. Arka yarısı, "tefrikamızı koyamadık, özür dileriz" diye yazardı. Patrona, "ayıp oluyoru, biz tamamlayalım" dediysek de kabul ettirememiştik. Ne tefrikaymış be! Hey gidinin memleketi hey! Sizin oğlan, yanlış binmiş arabeye. Onun için, indirivemişle. Halbukisem, "Çite Gave'lerde encek vaa! diyesiye, şüförü ossat annar, indiriveridi. Şüför efendi "Çifte Kahveleri bilir" Merak bu ya! Kükreye kükreye sorarsınız, amma merak ha! Kükremesiz, bi de ben soram baken: "Sizin oralarda, hala daha, otobüz muavinleri, çok sık su isteyenlere " Sayın yolcularımız. Duz mu yaladınız? İzmire gadan su yok gari" diyorlar mı ? Saygıyle sunulur.  11.01.2011 19:49
 

Bu gidişhatta göre, kendi kendine doğan bir oluşum olacak maalesef sanal gazetecilik. Gazete sayfalarının hışırtısını özleyecek miyiz yoksa? Nolur öyle bir şey olmasın.. Hey patron, sana soruyorum: Olmasın değil mi?

Behram Su 
 11.01.2011 10:53
Cevap :
Olacağına bakın siz. Ortalığı "tık" sesleri kaplayacak. Her semtte "Tıkbank'lar" faaliyete geçecek. Bir gram bal almak için, nice kafalar, gözler yarılacak. Tıkbank, her kur'a numarasına çekilişlerde eşek hediye edecek. Kimi bankalar yepyeni klavyelerde, bütün medyanın tuşlarını sıralayacak. "Yeni Aydın" Gazetesi, "Ses" Gazeteleri dahil tüm ulusal medya, bu düğmelere basılarak okuyucunun karşısına çıkacak. Laflar, bir kulaktan girip, öbüründen çıkacak. Hoşumuza giden makalenin, ekrandan fotoğrafını çektirip, arşivimizde saklayacağız saklayacağız. O canım gazete sayfalarını, kesekağıtçılar için biriktiremeyeceğiz. Pikniklerde, sulu sulku üzerinde domatesler kesemeyeceğiz. Yaygı bezi olarak kullanamayacağız. Sevdiğimiz şiiri kesip, sevgilimize gösteremeyeceğiz. Yazdığımız makalelerde, sevdiğimizin hallerini çaktırmadan satır aralarına gizlemişsek, bunu ona okutamayacağız. Gazete bayileri, teknik donanımlı dijital malzemeler satacak."Çıfte kavelerde encek va!" lafı , yine söylenecek. SL  11.01.2011 12:22
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1616
Toplam yorum
: 3879
Toplam mesaj
: 498
Ort. okunma sayısı
: 908
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster