Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ağustos '12

 
Kategori
Siyaset
 

Bizim bölgeye de buyrun

ABD Dışişleri Bakanı Clinton, İstanbul'a geliyor, Suriyeli mültecilere organize bir şekilde barınma imkanı verdiği için Türk hükümetine çok teşekkür ediyor. Fransa Dışişleri Bakanı Laurent Fabius, Ankara'ya geliyor, Suriyeli mültecilere organize bir şekilde barınma imkanı verdiği için Türk hükümetini kutluyor.!..

Kutlarlar tabii, Türkiye'nin güneyinde de  bu kadar kolay özerk bir Kürt Bölgesinin  kurulabileceğini onlar bile tahmin edememişlerdi!

*
Türkiye'nin  dört bir yanındaki sınırları dünya milletleri için ne kadar da kıymetliymiş!  Önce  II. Dünya savaşı sonlarında Karadeniz'in kuzeyindeki Sivastopol ve çevresindeki savaşlar; sonra, Batı yakamızda Yunanistan'ın sınırlarını 12 deniz miline çıkarması; şimdi de Güneydoğu sınırımızla bütün güney sınırımız ve az sonra  da doğudaki İran sınırımızda  gelişecek olan olaylar!...

Yetmemiş gibi, içte de Türkiye'yi  eyaletlere ayırmayı kafasına takmış bir iktidar!...

Anlayacağınız Türkiye, içten ve dıştan ablukaya alınmış durumda!

Herhalde Türk halkına bu dünya üzerinde rahat bir nefes aldırmak istenmiyor.  Özellikle bu son  zamanlarda "öteki dünya" hayalleri kurdurulmasının sebebi de bu olsa gerek!

Baksanıza, iktidar bile yaptığı anlaşmalarla Türk halkının boğazına ilmiği takmış durumda. Halk nefes alamıyor,  konuşamıyor, sus-pus olmuş, kaderine razı; boynunu uzatmış, AKP'ye  kurban olmaya hazır!  Muhalefet partileri bile  AKP'yi takip etmekte!...

*
Atatürk'ün -  diğer gelişmiş ülkelerde olduğu gibi - kurduğu çağdaş, laik Cumhuriyet yerine,  ABD'nin,  ılımlı İslâmcıları siyasal sistemimize dahil etmesiyle başlayan bu son 10-12 yıllık dönemde, egemenlik anlayışı tamamen değişmiş durumda!

"Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" diyen Atatürk'ü tenzih ederek , "kusura bakma Atatürk, egemenlik anlayışının değiştiği bir ortamda yaşıyoruz" diyen  o dönemin Genel Kurmay Başkanı'ndan sonra, Türkiye'de gelişen Bahar Rüzgârları (!), demokrasi anlayışımızı "tek ülke", tek millet", "tek dil" , "tek din " yerine  "çoğulcu demokrasi", "çok uluslu yönetim" şeklinde değiştirmiştir.

*

Bunun en açık örneğini, daha 2003'lerde sıcağı sıcağına başbakan olan bugünün Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, 1 Mart teskeresinin geçmemesi üzerine çok kızan Büyükbabamız'ın  dönemin Dışişleri Bakanı Powell ile yaptığı gizli anlaşmada görmekteyiz. Bunun için bak:

(www.luckynotes.com/2007/06/gul-powelin-gizli-anlasmasi-2823.html )

Bu anlaşmayla  Cumhuriyetimiz için en  büyük suç işlenmiştir. Çünkü, bunun için de bak: (akpartigercegi.wordpress.com/.../abdullah-gulun-basbakan-iken-coli... )

*

İlginç olan, 10 yıldır cumhuriyet suçu işleye işleye demeç veren bugünkü iktidarın bu demeçleriyle halktan dört kez onay alabilmesidir. Bu nasıl bir cumhuriyet ve demokrasi sevdasıdır ki, demokrasi söylemleriyle  demokrasi yıkılmaya çalışılıyor.

*

40 yıldır, tencerenin altını yavaş yavaş, sakin sakin, ürkütmeden ve korkutmadan sessiz ve derinden, büyük sabır ve sebat göstererek ılık suda ısıtılan kurbağa misali halkın beynini yıkayan "ılımlı İslâm öncüleri, tencerenin altının tam kızardığını hissetmiş olacaklar ki, son vuruş olarak  Cumhuriyet  ilkelerine bağlı Anayasa'yı da değiştirme yönüne gitmişlerdir.

Değiştirilerek yenilecek olan Anayasa ile, yukarıda adı geçen planlar eşliğinde Türkiye bölünerek  eyaletlere ayrılacak ve bu eyaletlerin başına da ABD'de olduğu gibi bir "Başkan" getirilecektir.

Bizim endişemiz şudur ki, demokratik gelişimini tamamlayamayan ülkelerde eyalet sisteminin bölücülükle aynı anlamı taşıyacağıdır.

Nitekim, hükümetin ağzından 30 yıldır düşürmediği "terörist" sözcüğünün bugün anlam değiştirerek o teröristlerle (!) şehir ortasında sohbet edebilmeleri ve güle oynaya birbirlerini kendi bölgelerine davet edebilmeleridir. Bunu, bir muhalefet partisinin (BDP) yapmasının hiç de önemi yoktur. Değil mi ki, iktidar partisi PKK'yı tehlike olarak görüyor ve devleti bu tehlikeye karşı koru(ya)mıyor, o zaman o da bu gidişattan birinci derecede sorumludur.

Zaten yukarıdaki anlaşmalarda bu garanti hem ABD'ye hem de PKK'ya birinci ağızdan verilmiştir. Bize ise sadece, nasıl yönetilmemiz gerektiği konusunda  AB-D' nin  ağzına bakmak düşüyor!...

Alaettin Morgül / 21.08.2012 

 
Toplam blog
: 193
: 1086
Kayıt tarihi
: 02.02.10
 
 

İsveç`in Göteborg şehrinde oturmaktayım;  evli ve bir kiz bir oglan iki çocuğum var. İsveç`te..