- Kategori
- Dünya
Brezilya ve Osmanlı Göçmenleri

Tarihin her döneminde insanlar ya mecburiyetten ya da daha iyi bir yaşam kurmak için uzak diyarlara göçerler. Tarihte özellikler batı dünyası yeni keşfettiği kıtalarda tarımda ve diğer sektörlerde iş gücü sağlamak için Afrika’dan zorla, batı ülkelerden ise teşviklerle insanları bu topraklara getirmişlerdir. Tabii bunun yanında o topraklardaki yerli halka yapmadıkları kötülüğü bırakmamışlardır. Bu topraklardaki zenginlikleri batı dünyasındaki krallara aktarırken bir gün bu topraklarda bazı şeylerin değişeceğini herhalde hesap edememişlerdi. Batı ülkelerindeki siyasi iktidar kavgaları bu topraklardaki bağımsızlık hareketine de katkı sağlamıştır. Sömürgeciler geçmişteki kanlı sahneleri unuttururcasına bu topraklarda ticari ve ekonomik hareket içinde yerlerini korumaya çalışmışlardır. Oluşturdukları kolonilerde batının deneyimlerini kullanırken yeni ülkelerin siyasi hayatında da güçlü bağlar kurmuşlardır.
Bir zamanlar bir portekiz sömürgesi olan Brezilya bunlardan biridir. Ülke topraklarında İspanyolların, Fransızların ve İngilizlerin hâkimiyet kavgalarından sonra portekiz yönetimin giren ülkede Portekizce resmi dil haline dönüşmüştür. Türkiye gibi büyük bir imparatorlukta küçük bir devlete dönüşen ülke imparatorluğun topraklarından göçen birçok insana yurt olmuştur. Ama Portekiz’in bir farkı diğer batı ülkelerindeki gibi eski sömürge toprakları ile bağını korumuş ve hatta geliştirmiştir. Brezilya Osmanlı’da ise parçalanma sürecinde dış kışkırtmalar sonucu meydana gelen olaylar, yanlış siyasi, ekonomik ve sosyal uygulamalar sonucu birçok insanının da aralarında Brezilya’nın da olduğu yenidünya ülkelerine göçmelerine engel olamamıştır. İnsanların fakirlik, yoksulluk, mal ve canlarına yönelik olaylar göçü artırmış, birde Brezilya’nın Osmanlı topraklarında Mısırda kahire, Mansure ve Tanta’da olmak üzere üç ve Yafa’da bir olmak üzere dört temsilciliğinin olmasının etkisi büyük olmuştur. Tabii bunun diğer nedeni de bölgeden olan yoğun göç talebi olmuştur. O dönemde Osmanlı Devletinin Brezilya'da Sao Paulo ve Rio de Janeiro'da olmak üzere sadece iki konsolosluğu vardı.
19 yüzyılda değişen dünya şartlarına ayak uydurma isteği ve kapitülasyonların getirdiği zorunluluklar nedeniyle Osmanlı Devleti karşılıklılık esasları çerçevesinde siyasal, ekonomik ve sosyal alanlarda antlaşmalar imzalamıştır. Bu kapsamda yabancılara tanınan ayrıcalıklar kapsamında ilk kez ilişki kurulan ülkelerden biri de Brezilya olmuştur. Bu ülke ile 1858 tarihinde Dostluk, îkamet, Ticaret ve Deniz Taşımacılığı Antlaşması yapılmıştır. Bu antlaşma ile diplomatların, ticaret adamların ve vatandaşların uyacakları hukuki, diplomatik, ticari kurallar ortaya konmuştur. Bu antlaşmanın imzalanmasında Brezilya’nın 1810’da İngiltere’nin ekonomik anlamda bir sömürgesine dönüşmesinin etkisi olmuştur. Brezilya 1822’de bağımsızlığını kazandıktan sonra ABD Dışişleri Bakanlığı'nın ekonomik ve siyasi olarak koruması altına girmesinin etkisi de olmuştur. Böylece Brezilya ile ilişkiler gelişmiş, diplomatik temsilcilikler açılmış, ziyaretler yapılmıştır.
Bu dönemde ülkede görevli elçiler izlenimlerini ve görüşlerini iletmişler. Göçü teşvik eden uygulamalar eleştirilmiştir. Ülkedeki zorlukları ortaya koyulmuş yeni göçmenler için Rumeli’ deki olaylardan zarar görenlere göz dikildiği belirtmiştir. Göçmen olacak vatandaşların haklarının korunması gerektiğini ifade edilmiştir. Göçmenlerin gerçekte büyük zorluklar yaşadığını iletmiştir. Tabii Avrupa’dan artan göç bazı kesimleri de rahatsız etmeye başlamıştır. Büyük toprak sahiplerinin, rahiplerin ve liberal kesimlerin güç kaybı siyasi bir krizi de beraberinde getirmiştir. Olaylar ve baskılar 1889’da İmparatorluğun yıkılmasına ve cumhuriyetin kurulmasına neden olunmuştur. Brezilya’nın girdiği yeni dönemde göçmen gelen ülkelerle yaşadığı sorunlar Osmanlı göçmenlerini de etkilemiştir. Osmanlı göçmenlerini hak ve menfaatlerinin korunmasına yönelik taleplerin gereği gibi yerine getirilemediği bildirilmiştir. Osmanlı tebaasının korunmasına yönelik talepler Brezilya tarafından kabul görmemiştir.
Bu zorlu süreçte Osmanlı vatandaşlarını yaşadığı sorunlar, Osmanlı Devletine ait dış temsilciliklerinin kabulü ve çalışmaları ile ilgili yaşanan olumsuz etki yapmıştır. Bu durum ile ilgili karşı propagandalar ülkede ticari ve sosyal güç sahibi olan Osmanlı vatandaşlarının ülkelerinden soğumasına neden olacak bir hareket haline dönüşmüştür. Birde bu sürece Suriye’nin Osmanlı’dan ayrılma sürecine girmesi işleri güçleştirdiği gibi aleyhte bir havanın esmesine yol açmıştır. Arapça yayınlanan gazeteler Osmanlı’ya ve Türlere karşı bir harekete dönüşmüştür
Tüm çabalara rağmen imzalanamayan antlaşmanın imzası Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarında gerçekleşmiştir. 8 Eylül 1927 tarihinde önceki sonuçsuz görüşmelere ev sahipliği yapan Roma'da, Türkiye-Brezilya Dostluk Antlaşması imzalanmıştır. O yıllarda yanlış ve taraflı yayınlar ile etkilenen politikaların gözden geçirilmesine ihtiyaç vardır. Osmanlı devleti vatandaşlarını hakkını korumak için elinden geleni yapmış, yaşanan toprak kayıplarının etkisi ile bugün bile sorunlarla boğuşan Ortadoğu bölgesinde hak ve adaleti sağlamaya çalışmıştır. Bu görevi Türkiye olarak sürdürmektedir. Bölgede oynanan oyunlar karşısında kurban olmaktan kurtulamamaktadır.
Bugün yaşadıklarımız ile dün yaşananlar pek farklı değildir. Brezilya’da ülkelerinden bağlarını kaybetmiş milyonlarca Türk kabul edebileceğimiz Osmanlı vatandaşı vardır. Olumsuz propagandalar ile ülkesi ile bağını koparan insanlara bugün Osmanlı toprağı olmadığı halde yaşananlar çok iyi anlatılmalıdır. Bu topraklarda koloni kurdukları halde güçlerini kaybettikten sonra bile ilişkilerini koruyan ülkelerin insanları için verdikleri destekler ve kolaylıklar göz önüne alınmalıdır. Bakınız bu Yard. Doç. Dr Hocamız Mehmet Temel büyük bir emekle bu konuda bir çalışmayı ortaya koymuş geçmişi ve geleceği şekillendirmemize ışık tutacak araştırmayı yapmıştır. Birçok karanlıkta kalan noktayı gün yüzüne çıkarmıştır. Kendisine ne kadar teşekkür etsek azdır.
Eğer ülkemizin 21 yüzyılda vizyonunu genişletmek ve ülkemizden göçmüş insanlarla bağımızı güçlendirmek istiyorsak Brezilya’da ve Türkiye’de bilim adamlarının çalışmalarını desteklemeliyiz. Birbirine benzer özellikler taşıyan iki ülke arasındaki ilişkileri sadece ticaretin sağladığı menfaat bağları değil kültürel ve sosyal bağlarla güçlendirmeliyiz. Kuzey Amerika’daki görünen resmimizi güçlü ve yıpratılamayacak hale getirmeliyiz. Elimizde olan ve olmayan hatalar sonucu bağlarını kaybettiğimiz El Turcoları yeni çağda Türkiye’nin kültür bağları haline getirmeliyiz.
http://www.edebiyatdergisi.hacettepe.edu.tr/index.php/EFD/article/viewFile/98/65