Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Şubat '08

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
873
 

Büyük ortadoğu projesi- Petrol savaşı ve güç gösterisi

Türkiye'de, zaman zaman gündemden düşse de, tartışmalara neden olan konulardan biri de, "Ortadoğu'yu özgürleştirme ve demokratikleştirme" şeklinde özetlenebilen "Büyük Ortadoğu Projesi"dir. Başkan Bush'a ait olduğu söylenen bu proje, aslında Körfez Savaşı'ndan sonra ABD'nin yürürlüğe koyduğu ve Bill Clinton döneminde sekteye uğrayan "Yeni Dünya Düzeni" programının başka bir adla gündeme getirilmesidir.

"Şimdilik" içerik olarak, farklı bir şekilde algılansa da, bu proje genelde, Osmanlı Devleti'nin çöküş sürecine girmesinden sonra ya da parçalanmasıyla ortaya çıkan uluslararası siyasi bir sorun olan "Şark Meselesi"ni hatırlatmaktadır.

Şark Meselesi ya da Doğu Sorunu, büyük devletlerin (İngiltere, Fransa, İtalya, Almanya ve bir süre sonra da Amerika) jeopolitik ve ekonomik çıkarları için Osmanlı toprakları üzerindeki rekabetinden kaynaklanıyordu.

Bush öncesi "Yeni Dünya Düzeni" ve Bush'un "Büyük Ortadoğu Projesi"nin uygulamaya geçirilmek istendiği yerler de hemen hemen "Şark Meselesi"nin konu olduğu yerlerdir. Bu bakımdan bu proje, ilgi ve etki alanı bakımından Türkiye'yi de yakından ilgilendirmektedir. Bu iki projenin görünürdeki amaçları, her ne kadar bölge ülkelerine "demokrasi ve özgürlük" getirmek olsa da aslında bu projelerin gizli amaçları siyasi ve ekonomiktir.

Kendi petrol stoklarının 10-15 yıl veya daha uzun bir süre sonra tükenecek olması , ABD'yi yeni arayışlara yönlendirmiştir. Bu nedenle, 11 Eylül terör eylemini bahane edip Pakistan ve Afganistan yönetimini kontrol altına almış, böylece, Avrasya petrol ve doğal gazının Umman Denizi çıkışı ile dünyaya açılmasını sağlayarak azalan petrol stoklarını tamamlamayı düşünmüştür. ABD'nin, gerçek olmadığı söylenen bir bahane ile Irak'a girmesi de aynı amaçlıdır; Kuzey Irak ve Körfez petrolünün kontrolünü ele geçirmek...

Ancak Çin'in, son zamanlarda Ortadoğu petrollerine göz dikmesi ve yakın bir gelecekte, petrol ihtiyacını karşılamak için bölgedeki petrol kuyularının dibi görülünceye kadar buradan petrol çekme isteği, ABD'yi tedirgin etmektedir.

Bir başka değerlendirme de, yine 10-15 yıl içinde Almanya merkezli AB'nin, siyasi ve askeri bir güç olarak ABD'nin karşısına çıkabileceğidir. Bu arada, önümüzdeki 40-50 yıl içinde, d ünyayı kontrol altına alabilecek bir süper gücün
(Hindistan veya Çin) ortaya çıkma ihtimalinden de söz edilmektedir.

ABD'nin, bu proje gereği, mevcut kuvvetlerinin büyük bir kısmının, Afganista, Pakistan, Güney Kore, Irak ve daha birçok ülkelerde angaje edilmiş olması da işgal gücünü zayıflatmaktadır.

Ayrıca, yine 40 yıl içinde, ABD'nin idari reform yapmadığı takdirde ya da siyasal ve toplumsal olarak yeni bir yapılanma sürecine girmemesi halinde dağılma tehlikesiyle karşı karşıya kalacağı da değerlendirilmektedir.

Bütün bu olumsuzluklar, ABD'nin süper güç'lüğünü tehlikeye sokmaktadır. Başkan Bush'un ya da ABD'nin, bugünkü adıyla "Büyük Ortadoğu Projesi"nin bir amacı da, bütün bu olumsuzlukları ortadan kaldırmaya ve ABD'nin "Süper Güç" olma durumunu devam ettirmeye yöneliktir.

ABD'nin proje kapsamına giren ülkelere demokrasi gelmesi ABD'nin işini yalnızca kolaylaştıracaktır. Bu bölgelere demokrasi gelmesi, bölge insanının ekonomik olarak refaha kavuşması ABD'nin umurunda bile değil. Demokrasi, bölge ülkelerine, ağızlarına verilen bir parmak baldan öte tat vermeyecektir.

cdenizkent

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 976
Toplam yorum
: 2480
Toplam mesaj
: 64
Ort. okunma sayısı
: 1404
Kayıt tarihi
: 11.12.07
 
 

İstanbul doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimi İstanbul'da tamamladım. İstanbul Üniversitesi'nde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster