​ Çocukların zekice cümleleri / Anılar / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Aralık '08

 
Kategori
Anılar
 

Çocukların zekice cümleleri

Çocukların zekice cümleleri
 

imgesel.wordpress.com


Yıllar önce Bilim ve Teknik dergisinde bir yazı okumuştum. Çocukların söylediği en zekice, en yaratıcı cümlelerden örnekler veriliyordu yazıda. Birinci seçilen yazı öyle güzeldi ki. Türkçe isimler yazarak aktaracağım yazıyı.

Annesi Ali'ye diyor ki; Ali, Mehmet'le oynama, o iyi bir çocuk değil, çocukların hep iyi arkadaşları olmalı. Ali, annesinin bu sözleri üzerine dalıp gidiyor uzun süre. Sonra annesine dönüp şu soruyu soruyor; Anne, ben iyi bir çocuk muyum? Evet, diyor annesi. O zaman Mehmet benimle oynayabilir deyip gülümsüyor Ali.

Çocukların pırıl pırıl dünyalarından süzülüp gelen bu güzelim cümleleri hayranlıkla dinlemiş, okumuşumdur daima. Kendi çocuklarımın, arkadaşlarımın çocuklarının, torunlarının söylediği bu tür cümleleri hiç unutmam bu yüzden.

Bunlar arasında en sevdiğim, senaryo gereği de olsa Doris Day'in bir filminde çocuklarının söylediği sözlerdir. Doris Day eşiyle birlikte bir davete gidecekti ve harika bir gece kıyafeti giymişti. Eşinin yanına geldi ve kıyafetini nasıl bulduğunu sordu. Eşi de laf olsun diye bir göz atıp kupkuru bir ifadeyle ' güzel ' dedi. O sırada kapı açıldı ve minik kızlarıyla oğulları girdi odaya. Annelerini görünce çığlık attılar ve şöyle dediler; anne, kremalı pasta üstündeki süs gibisin. Doris Day eşine baktı ve ' böyle bir cümleyi senden beklemiştim aslında ' dedi.

Kendi çocuklarımdan örnek vermem gerekirse, büyük oğlumun henüz 5 yaşında iken babama sorduğu soru gelir aklıma. Hep birlikte dışarıdaydık. Oğlum hamile bir kadın görmüş ve babama şunu sormuştu; Dede, kadınlar evlenmeden hamile olmaz mı? Babam öğretmen olmasına rağmen bir an ne cevap vereceğini şaşırarak duraklamış ve ' olmaz ' diyebilmişti. Oğlum hemen diğer sorusunu sordu biz kahkahamızı bastırmaya çalışırken. ' Karnındaki çocuk annesinin evli olup olmadığını nasıl biliyor peki? ' Biz dört yetişkin, sokağın ortasında böyle iki soruya nasıl cevap yetiştirebilirdik ki?

Küçük oğlum ise bir kelime türetme ustasıydı âdeta. Çatala 'takılık', anahtara 'açılık', salatalığa 'tufla', tel kadayıfa 'elektrik teli tatlısı' gibi sevimli isimler bulurdu.

Bir yakınımızın torunu, babaannesinin, bacaklarını göstererek ' ayaklarım çok ağrıyor ' deyişine hemen kızmış ' babaanne o gösterdiğin yer ayak değil bacak, bacak ' diye babaannesinin yanlışını düzeltmişti.

Beni en çok güldürenlerden biri de arkadaşımın minik torunu Sevim'in göbeği açık bluz giymek için ısrarına, arkadaşımın üşütür, hasta olur gerekçesine kılıf olarak uydurduğu ' hayır, olmaz, baban kızar öyle giyinmene ' sözüne aldığı karşılıktır. ' Tamam anane, ben de o zaman babam ölünce giyerim '.

Arkadaşımın öğretmen kızı 3. sınıfta tahtaya yazı yazarak ders anlatırken çocuklardan birinin elindeki kibrit kutusundaki böceği arkadaşlarına gösterdiğini, dersle hiç ilgilenmediğini görmüş. Çocuk sürekli ' öğretmenim size bir şey göstereceğim ' diye sesleniyormuş. Arkadaşımın kızı ' dönüp baksam çocukların dikkati dağılacaktı, o yüzden 'şimdi yazı yazıyorum, sonra bakarım '' demiş. Elinde kibrit kutusu olan çocuk tekrar seslenmiş; öğretmenim, siz aynı anda iki şeyi birden yapamıyor musunuz?

Ağabeyim küçükken ayaklarını pencereye dayar ' baba bak, ayaklarımla aydedeyi seyrediyorum ' dermiş.

Komşumun haşarı kızı Şeyda annesi kendisine kızıp ' şimdi polis çağıracağım ' deyince ' polisler insana kızmaz, yardım ederler, öğretmenimiz öyle söyledi ' diye yaramazlığa devam etmiş.

Bir diğer komşu çocuğumuz asansör bozulunca ' asansörün pili mi bitti? ' demişti.

Dedim ya, içinde zekâ pırıltıları olan bu cümleler çocuklara duyduğum hayranlığın hiç de haksız olmadığını gösteriyor.

 
Toplam blog
: 261
: 2212
Kayıt tarihi
: 23.07.07
 
 

1954 Antalya doğumlu ve Antalyalı'yım. Ülkemin ve özellikle bu şehrin sevdalısıyım. Sanatın pek çok ..